Tırhandil, rumca “üçte biri” anlamına geliyor. Eni, boyunun üçte biri boyutunda olan tek direkli, dayanıklı ve ahşap tekneler tırhandiller. Tekne yapımı ve kullanımı pek çok teknik bilgi, ustalık ve deneme yanılma gerektirse de her işte olduğu gibi, hatta belki daha da fazla, bir olmazsa olmazı var bu işin: ruh.

1986’de Uğur Susam’la beraber aldıkları bir tekne siparişi üzerine atölyecilik hayatı başlayan Mustafa Cengiz, ya da herkesin bildiği adıyla Kıvırcık Mustafa “Denizle uğraşan insan, dünyanın en güzel insanıdır.” diyor. Bu sözü de kişiliği ve insanlar üzerinde yarattığı etkiyle kendi varoluşunda kanıtlıyor adeta.

Uğur Susam’la olan ortaklıklarını on sene sürdürdükten sonra Kıvırcık Mustafa tamamen tirhandil üretimi üzerine yoğunlaşıyor ve teknolojik gelişmeleri de yakından takip ederek Bodrum’un ilk camine tırhandillerini üretiyor. Azim ve sevgiyle dolu hayatında rüzgarın denizde açtığı dalgaların arasında pes etmeden sürüklenen Kıvırcık Mustafa bu sene aramızdan ayrılsa da önayak olduğu gelenek varlığını sürdürüyor.

Pandemi dolayısıyla geçtiğimiz yıl tamamlanamayan ve bu sene de yarışı düzenleyemeyen Tırhandil Cup 3-4 Temmuz tarihleri arasında Kıvırcık Mustafa’nın anısına bir yarış düzenledi. Geleneği başlatan ve yaşatan ustalarına saygı duruşu niteliğinde çekilen belgesel eskiye yönelik bir adakken aynı zamanda da tamamen yeni nesil bir prodüksiyon. Belgesel çekiminde su, rüzgar ve dalgaları kamerayı bir kenara bırakarak daha kolay kontrol edilebilecek ve su geçirmeyen bir ekipman olan iPhone 12’leri ile çekme kararı alan ekip gemicilik tabiriyle “çaparız vermedikleri”, yani önlerine bir engel çıkmadığı bir çekim süreci geçirmiş.

Denize, tırhandile ve “gayık ustalarına” armağan edilen belgesel yeni nesil yöntemlerle eski geleneklerin sürdürebiliyor olmasına dair bir müjde niteliğinde.