Özellikle pandemi nedeniyle evlerimize kapandığımız ve hasret kaldığımız kırmızı halılar, ödül törenleri derken bu seneki Brit Awards’u diğerlerinden ayıran ve merakla beklememize neden olan radikal bir değişiklik söz konusu. 8 Şubat 2022’de gerçekleşecek olan ödül töreni, şu anlık türünün tek örneği olmasa da radikal değişiklik heyecanlandırmaya yetiyor. Toplumda değişen cinsiyet algısıyla kendini yenileyen ve çağa ayak uyduran Brit Awards, cinsiyetsiz ödül törenleri furyasına katılıyor.

Bu değişikliğin ayak seslerini aslında geçtiğimiz sene Sam Smith sayesinde duymuştuk. 2019’da kendini non-binary olarak tanımlayan şarkıcı bu sene en iyi erkek şarkıcı gibi cinsiyet belirten adaylıklardan çekilmişti. Sam Smith’in Love Goes albümü yılın İngiliz albümü ödülüne hak kazanmıştı. Ekim 2020’de piyasaya sürüldüğünde İngiltere listesindende 2 numaraya ulaşmıştı. Non-binary olduğunu açıklamasıyla beraber müziğin bölücü değil birleştirici olduğunu söylemiş ve ödül törenlerinin toplumu yansıtacağı zamanın gelmesini sabırsızlıkla beklediğini söylemişti. 

İşte Smith’in ve daha birçoğunun beklediği ve yaşadığımız bu dönemde belki de bir mihenk taşı olabilecek bir ana şahitlik ediyoruz. 21.yüzyılın ilk çeyreğinde devrim niteliğinde bir değişiklikten bahsediyoruz. Ancak belirtmemiz gerekiyor ki bu değişikliğe imza atan ilk ödül töreni Brits Awards değil. Nitekim 2017’de VMAS, En İyi Kadın ve En İyi Erkek Video ödüllerini cinsiyetsiz bir Yılın Sanatçısı kategorisi altında birleştirmişti. Ondan çok daha öncesinde ise aynı şekilde Grammy’de benzer bir cinsiyetsiz sisteme tanıklık etmiştik. 

Yeni sistem bize en iyilerinin de en iyisini gösteriyor. Sonuçta aynı kategoride kadın erkek fark etmeksizin hem Adele’in hem de Ed Sheeran’ın yarıştığını görüyoruz. Akıllara şu soru da gelmiyor değil: sonuçta sanatçılar Spotify veya YouTube gibi herhangi bir platformda aynı listede rekabet ederken neden iş ödül törenine geldiğinde farklı kategorilerde yarışıyorlar ki?

Her ne kadar daha çok bireyi aynı çatıda altında toplamak gibi güzel bir amaçla bu işe baş konulsa da ardından gelen endişeler de var. Endişelerin somutlaştığı en belirgin ödül töreni ise Grammy’s. 2013’te bazı kategorilerde kadın-erkek ayrımını ortadan kaldıran yılın en prestijli müzik ödülünde geçtiğimiz sene aday gösterilenlerin sadece %13’ü kadındı. Aynı şekilde en iyi yönetmen kategorisinde Oscar’da sadece iki kadını Oscar’ı kaldırırken görebildik. Bu sistemin bize gösterdiği acımasız tarafsa hiç süphesiz kadınların daha az aday gösterildiği ve kazandığı bir ortam. Herkese eşit fırsat verilmesi gerektiğini vurgulayan bu sistemi savunurken kadın temsilinin hayli az olması büyük bir ikileme yol açıyor. 

Kendisini ne erkek ne de kadın olarak tanımlayan non-binary kavramı, kimimizin aklını karıştıyor veya akıllarda tam oturmuyor. Türkçe’de, kişinin kadın veya erkek olduğunu belirtmeyen “o” zamirini kullansak da birçok yabancı dilde böyle bir durum söz konusu değil. Bu yüzden kendini “he” veya “she” olarak belirtmek istemeyenler “they” yani “onlar” zamirini kullanıyor. Bu yüzden İngilizce de dahil olmak üzere Fransızca, İtalyanca, Almanca gibi birçok dilde cinsiyetsiz yani gender-neutral bir kişi zamiri için tartışmalar ortaya çıkıyor. Fransızca’da ise durum biraz daha karışık çünkü “onlar” zamiri Fransızca’da aynı “o” zamiri gibi cinsiyet beliriyor, yani “they” gibi değil. Bu yüzden geçtiğimiz haftalarda Fransızlardan “iel” adı altında cinsiyetsiz bir zamir önerisi ortaya atılmıştı. 

1977 yılından beri düzenlenen Brit Awards ve daha nicesi için şunu akıllardan çıkarmamak gerekiyor: Dünya değişiyor ve çağa ayak uyduramayanlar bir şekilde piyasadan siliniyor. Tartışmaları beraberinde getirse de tarihinde ilk defa erkek-kadın ayrımını görmeyeceğimiz Brit Awards bu sene belki de en çok konuşulan ödül töreni olacak.