The Away Days bir ilk; dream- pop, indie müzik hiç bu kadar yakından gelmemişti. Onları dinlemekten kendimizi alamıyoruz. Neden? Çünkü; Istabul’dan, Türkiye’den, içimizden birilerinin müzikteki bu eksik alanı doldurmak için bir şeyler yapmış olması ve bu yapılan işin uluslararası platformda en üst seviyede hitap ediyor olması bile cevabın ta kendisi. Röportajı okuduktan sonra onları daha yakından tanıyıp, ne demek istediğimizi anlayacaksınız.

Şarkı çok kaotik ve karmaşık. Bu iki kelimenin hakkını İstanbul’dan daha iyi hiçbir yer veremez diye düşünüyorum.

Biraz kendinizden bahseder misiniz? Nereden çıktı bu çocuklar?!

SEZER : İstanbul (Sezer), İzmir (Anıl) ve Antalya (Can)’lıyız. Ben Can’la üniversitede tanıştım. İkimiz de ekonomi okuyoruz. Sonra Anıl’la tanıştık ve grubun iskeleti oluşmuş oldu. Başlarda birkaç ay sadece cover çaldık. Sonrasında ise dinlenebilir ve fena tınlamayan fikirler üretebildiğimizi gördük ve tamamen üretime odaklandık.

Tam şu anda “Your Colour” dinlerken editör olma avantajımı kullanarak sormak istiyorum; Bu parçanın altında yatan sebepler, düşünceler ve mesajlardan biraz bahseder misiniz?

SEZER : Sonbahar her gelişinde bana büyük bir hüzün getirir. Şarkının yazıldığı dönem de sonbahardı. Yazın tüm neşe ve renklerini sonbahara teslim ettiği zamanki o duygu değişimleri, bu şekilde form buldu şarkıda. Özellikle gitarlarını yazarken, o dönem en derinlere indiğimi hissettiğim şarkı bu olmuştu.

2012 de başladığınız bu yolculuk boyunca dünyanın en başında gelen müzik platformlarında parçalarınız çalınıyor ve bir takım önemli yayın organlarında isminizi görüyoruz. Bu başarının sizin açınızdan sebebi nedir?

CAN : Sayısız parametresi var ama çok çalışmak, çok araştırmak, iyi şarkılar ve doğru PR diyebilirim.

 

Shoegaze tarz müzikle tanışma süreciniz nasıldı? Nasıl ilerledi?

CAN : Nasıl ilerleyeceğimize dair bir karar almadık açıkçası, süreç doğal bir biçimde kendilliğinden bu şekilde gelişti. Öyle gelişmeye de devam ediyor. Ben yaptığımız müziği de shoegaze olarak tanımlamıyorum, nasıl oldu anlamadım fakat son dönemde sound’umuza shoegaze denmeye başlandı. Kategorize etmek zor ama indie dream pop daha doğru sanırım.

“Best Rebellious” klibiniz Istanbul’da çekildi. İstanbul ve bu parçanın bağlantısı nedir? Neden Rebellious ve Istanbul?

SEZER : Şarkı çok kaotik ve karmaşık. Bu iki kelimenin hakkını İstanbul’dan daha iyi hiçbir yer veremez diye düşünüyorum. Tabii İstanbul’un tamamından bahsetmiyorum. Biraz elitist gelebilir ama şarkıya Bağcılar veya Bayrampaşa hissiyatlarımızı da katsaydık biz de dahil pek çok sevenimiz dinleyemezdi. Zaten klipte de İstanbul’un görece daha klas yerlerini izliyoruz.

Genellikle şarkılarınızdan hissedilen karanlık ve mücadele duygusu. Elbette yaptığınız müzik tarzının bir parçası bu fakat, siz bunu nasıl yorumluyorsunuz? Müziğinizle ulaşmak istediğiniz, dışa vurmak istediğiniz tam olarak nedir?

SEZER : Herkes gibi biz de farkında olarak veya olmayarak bir şeyleri betimleme yoluyla müzik üretiyoruz. Ben şahsen dış dünyadaki çok az şeyden ilham alıyorum üretirken. Genelde ruhumun ve bilinçaltımın beni yönlendirmesi ve beynimin bu direktiflerin algılayabildiği kadarını, sokabildiği en estetik forma sokması sonucu ortaya çıkıyor fikirler. Karanlık ve mücadele kısmına ben de katılıyorum. Albümde, özellikle birkaç şarkıda, eskilere oranla çok daha derin ve karanlık kuyulara atacağız sizi, hazırlıklı olun şimdiden.

Birçok uluslararası müzik festivaline katıldınız. Yakın gelecekteki rotanız nedir?

ANIL : İlk albümümüzü bu sene içerisinde çıkaracağız. Hatta yazın bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Uzun vadede planlarımızın başında da yurtdışına taşınmak geliyor.

Unutamadığınız ve bizimle paylaşmak istediğiniz bir canlı performans anınız var mı?

SEZER : Geçen sene Prag’daki United Islands festivalinde almıştık. Son şarkımız Best Rebellious’tı. Can şarkının sonundaki solo bölümüne yanlış key’den girdi. Toplamda 5-6 saniye sürmüş bu durum ama bana dakikalarca yanlış çalmış gibi gelmişti. Hatta o kadar uzundu ki Can’ın tansiyonunun falan düştüğünü düşünüp birilerinden yardım istemek gelmişti aklıma.

The Away Days bir playlist oluştursa ilk 5 ne olurdu?

Kings of Convenience – Freedom and It’s Owner
Foals – 2 trees
The Strokes – Hard To Explain
Foster The People – Ask Yourself
Sakin – Kırmızı Oda

Son dönemde en çok kimin/kimlerin etkisinde kaldığınızı hissediyorsunuz?

SEZER : Çıkacak albümümüzün bazı şarkılarında 90’lar Türkçe pop, özellikle Tarkan (şaka değil gerçek) etkisi fazlasıyla var bence. Tame Impala’nın yaptığı her işten etkilenmişizdir. Bireysel olarak da Erlend Oye’un gitara dokunuşu ve Nick Allbrook’un temiz bas yürüyüşleri baya etkilendiğim müzisyen performansları arasında.

Geleceğe dair büyük planlarınız, hayalleriniz nedir? Nerede çalmak isterdiniz?

ANIL : The Away Days olarak İngiltere veya Amerika’da yaşama hayalimiz var ve dünyanın birçok yerinde müzikal hazzı deneyimleme ve sahne alma isteğimiz.

What are your plans and dreams for the future? Where would you like to play?
ANIL : We have a dream of living in England or the United States as The Away Days and we want to experience the musical joy and take the stage in many places in the world.

Okuyanların bilmesini istediğiniz herhangi bir şey var mı?

CAN : Aktif olarak konserlere giden insanları ayrı tutuyorum, bilmelerinden çok yaşamalarını istediğim şey müzik dünyalarını internet stream’iyle sınırlı tutmayıp bol bol canlı performans izlemeleri. Mesela bu akşam dışarı çıkıp beğendiğiniz bir grubun konserine gidip güzel vakit geçirebilirsiniz.

Fotoğraf: Tabitha Karp