Hiç bir başarı tesadüf değildir.” sözünü kanıtlarcasına çalışması, aklı ve tavrı ile hayranlık uyandırıyor, yaptığı işi bütünüyle görebiliyor… Bir gömleğin cep detayındaki hikayeden pazarlama iletişimindeki nüanslara kadar, bir markayı marka yapabilen tüm değerlere hakim kaç tasarımcı tanıyorsunuz? Evet, şimdi Murat Türkili’den bahsetme zamanı! O, kendinden emin ve sakin cümleleriyle… Tam da burada!

Endüstriyel tasarımdan modaya geçişiniz nasıl oldu? Tasarımlarınızın moda odaklı olmasına karar verdiğiniz ana geri dönersek, sizi bu alana yönelten neydi?

1990 yılında Türkiye’de istediğim moda eğitimini alabileceğim bir kurum veya üniversite olmadığı için tasarım eğitimi alabilmek ve formasyonumu bu noktada geliştirmek adına ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı benim için en ideal eğitimdi. Eğitimim boyunca talep edilmiş her türlü projeyi modaya bir şekilde ilişkilendirerek, yani moda odaklı düşünerek tamamladım. Üniversite yıllarında Beymen Kızılay mağazasında part time çalışma şansım oldu ve bu durum, eğtimimle eş zamanlı olarak moda gözümü de eğitmem konusunda çok büyük bir fayda sağladı. Kısaca, modaya geçiş değil de modanın paralelinde bir başlangıç oldu benim için .

Türk moda dünyası için kilit nokta olarak da tanımlanabilecek bir konuma sahipsiniz. Kusursuz görünen bu görev; özgün üç marka ve senede altı koleksiyon demek… Bu tempoyu bize anlatır mısınız?

Oldukça yoğun, ciddi özveri gerektiriyor. Sorumlulukları işinize aşık olmanızı gerektiriyor. Koleksiyon hazırlama süreci oldukça yorucu ancak bir o kadar da heyecan verici. Her yeni koleksiyon, yaratıcısının çok sayıda farklı duyguyu bir arada yaşadığı ancak sonuçlandığında da çok büyük bir mutluluğa dönüşmesi sebebiyle her seferinde bana yeni doğan bir bebek için yaşanan duyguları hissettiriyor.

Bu bitmek bilmeyen koleksiyon üretme döngüsünde keyif almak için neler yapıyorsunuz?

Çok yorgun olduğum zamanlarda limon dilimli naneli yeşil çay içmenin keyfi tarif edilemez. Bunun dışında pek tabii ki arkadaşlarımla vakit geçirmek, spor yapmak ve sinemaya gitmek de bana keyif veriyor.

Bu üç markanın hangisi Murat Türkili’nin gardırobuna daha yakın?

Tüm koleksiyonlarda benden bir çok parça var. Dolayısıyla ister istemez, her biri “ben” olabilecek özellikte. Sanıyorum Academia kadın ve erkek koleksiyonları bu anlamda daha büyük bir yüzde alır.

Beymen Club her sezon bizi biraz daha şaşırtıyor, markanın bu değişimini anlatır mısınız?

Beymen Club, geleneklerden beslenen ve bunu günümüze adapte eden bir ruha sahip. Çok büyük bir hazineyi her sezon yenilikler katarak gözler önüne seriyor. Beymen Club’a sadece ürün olarak değil, marka olmanın tüm gereklilikleri anlamında yani pazarlamadan reklama, mağazalardan personeline kadar çok büyük bir yatırım yapılıyor. Son bir kaç sezondur da müşterilerimiz tarafından hissedilen ve çok olumlu karşılanan enerjik değişim bu koleksiyonda kendini çok daha fazla belli ediyor.

Beymen Club koleksiyonunda detayların rolü çok fazla, bu da zengin bir hikaye demek! Bu hikayelerin zihninizden koleksiyona geçişini anlatır mısınız?

Hikayelerden türetilen detaylar, düşüncelere döküldüğünde 3 boyutlu bir yansıma olarak hayat buluyor. Hikayelerin tamamlanmasında detaylar çok önemlidir, verilmek istenen hissiyat, okuyucuya bu şekilde aktarılır. Ben bu durumu bir senaryonun filme aktarılması gibi de görüyorum. Biz, tasarladığımız hikayelerde Beymen Club’ın ruhunu koruyarak, her biri ayrı olan karakterlerin kimliklerini ve temsil ettikleri bütünü form olarak yakalamaya çalışıyoruz.

Beymen Club koleksiyonunun bu sezonki hikayesini anlatır mısınız?

2016 İlkbahar/Yaz sezonunda metropol kadın ve erkeğinin kendine güvenen karakterleri, rafine zevkleri ve entellektüel birikimlerinden yola çıkarak, egzotik çizgi ve desenlerle farklılaşan, etnik dokunuşların ön planda olduğu, farklı kültür ve zevklerden beslenen bir koleksiyon hazırladık.

Bu yaz Beymen Club kadını için favori look’unuz nedir?

Beymen Club Afrikan desenli sarı kalem eteği, kısa kollu lacivert beyaz gingham pötikare gömlekle evlendirmeyi seviyorum. Hem fresh bir yaz stili elde etmiş hem de desenleri karıştırarak uyumlu bir tezatlık yakalamış oluyorsunuz.

“Eğer belli bir fiyatın üzerinde alacaksam, yabancı marka alıyım.” düsüncesi Türkiye’de neden bu kadar baskın sizce?

Henüz bu anlamda yeterince olgunluğa ve doygunluğa ulaşmış bir ülke değiliz. Ayrıca kaliteli ürün konusunda da geçmişte çok aldatıldık. Dolayısıyla bu baskın düşünceye sahip olanlar ne kendini zarara uğramış ne de aldatılmış hissetmemek için böyle düşünüyorlar.

Moda dünyasında sizi asıl heyecanlandıran şeyin gelecek olduğunu söylemişsiniz. Cinsiyet ve sezon ayrımlarının kesin çizgilerden sıyrıldığı bu dönemi nasıl yorumluyorsunuz? Gelecek heyecan verici yanını koruyor mu?

Gelecek benim için her zaman heyecan verici. Moda sadece giyim değil bir yaşam şekli olarak düşünülmeli. Cinsiyet ve sezon kavramları öğrenilmiş dayatmalar olmakla birlikte, yaşam şartları ve şekilleri değiştiği sürece bu kavramların da değiştiğini ve alışkanlıkların yıkıldığına tanık oluyoruz. Bütün bunların temelinde özgürlük ve bireysellik yatıyor.

Günümüzde sosyal medya ve moda birbirinden çok besleniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve sınırların kalkması sosyal hayattaki bir çok alanı etkilediği gibi pazarlama ve iletişim stratejilerinde de belirleyici rol oynuyor. Bu noktada, markaların bilinirliliğinin artışı, rakiplerin takip edilmesi, ulaşılabilirlik, tüketicinin trendler ve ürünlerle maksimum hızda buluşması ve bu ürünler ile yaşadıkları deneyimleri paylaşması göz önünde bulundurulduğunda, sosyal medya ve modanın birbirini ileriye taşıdığını düşünüyorum. Üstelik sadece ünlü markalar için değil, hiç tanınmayan isimler için de reklam bütçesine sahip olmadan tasarladıklarını paylaşmak ve kendi PR’larını yapmak için güçlü bir platform.

Dergileri ve interneti bir tarafa bırakırsak, hangi insanlar, hangi eventler, neler size ilham veriyor?

Seyahatlerim ve arkadaşlarım.

Etrafınızdaki moda anlayışını ve yorumlarını düşündüğünüzde, “Gönül isterdi ki…” dediğiniz başlıklar neler?

Gönül ister ki, söz konusu moda ise insanlar gerek stillerini belirlerken, gerekse yorumlarken sakinliklerini koruyabilsinler…!

“Mutlaka takip etmelisin” diyebileceğiniz, yeni keşfiniz bir moda tasarımcısı?

Paula Gerbase ve Ryan Lo.

Kadını sizin için çekici kılan sıfatlar?

Sakin, stil sahibi ve kendine güvenen.

Bu günlerde hangi şarkı playlist’inizde olmazsa olmaz mertebesine ulaştı?

Portishead- The Rip.