Begüm ile tanışıklığımız yıllar öncesine dayansa da ona duyduğumuz heyecan ilk günkü ritmini koruyor. Hem ikonlaşmak hem de anı yakalamak nasıl mümkün… Sanırım gerçekten anda kalabildiğinizde. Geride bıraktığımız on sene içerisinde Begüm Kıroğlu’nun Begün Khan’a dönüşmesini heyecanla takip ettik. Begüm’ün metamorfoz olarak tanımladığı bu değişim; ilham, keşif ve hayalüçlemesinin somut bir yansıması. Begüm’ün tasarımı bir ikon, modayı ise bir oyun alanı olarak gören dünyasında keşfetmeye değer çok fazla şey var.

 Begüm Kıroğlu, Begüm Khan’a nasıl dönüştü?

BEGÜM KIROĞLU Çok uzun zamandır röportaj yapıyorum aslında enteresan şekilde ilk defa bana bu soru soruldu, ilk defa da bu sorunun cevabını düşünüyorum. Bir nevi metamorfoz diyebiliriz aslında. Sanki hayallerim büyüdükçe, koleksiyon büyüdükçe, fikirlerim büyüdükçe ben de fikirlerimin ürünü bir tırtıldan kelebeğe dönüştüm. Aslında hepimiz yani bütün sanatçılar, tasarımcılar herkes ama herkes devamlı değişiyoruz. Dünyada değişmeyen tek şey değişim. Ben de markam değiştikçe, yıllar geçtikçe değiştim ve Begum Khan ortaya çıktı.

 Tasarımlarında çıkış noktan nedir?

BEGÜM KIROĞLU Benim içinen önemli çıkış noktası hayal gücüm diyebilirim. Ben çok hayalperest bir insanım. Normal realitenin dışında kendi beynimin içinde yarattığım hayaller, masallar, hikayeleriniçinde yaşıyorum. Rüyalarımda bunları görüyorum. Benim en büyük ilhamım aslında rüyalarım ve hayallerim. Ama tabiki bunun dışında çok fazla referans aldığım kültürler de var. Altı sene Çin’de yaşadım. Çin kültürü üzerine masterim var. Çin kültürü ve Çin sanatı benim için en önemli çıkış noktalarından biridir. İkincisi de doğup büyüdüğüm İstanbul, Osmanlı kültürü. Bu kültürlere baktığınız zaman hem yaşam tarzı olarak, mücevherlerin takıldığı bir dünya, rafine zevklerin olduğu hayatlar, sofistike imparatorluk kültürlerinin birikimi hem de sanatlarındaki detaylar. Osmanlı’daki, İznik’tekiçiçek desenleri. Çin’deki mavi beyaz vazolardaki kuş desenleri. Böcekler, kaplumbağalar hepsi çok da zengin referanslar benim için.

 Merak ettiğim şeyi keşfederken ilham alıyorum. Bir yandan bir heyecan çünkü onu keşfederken heyecan duymanız gerekiyor. O ilhamı realiteye çevirirken de aynı heyecanı korumanız gerekiyor. Aslında bir nevi aşık olmak gibi bir şey ilham almak.

İlhamı nasıl tanımlarsın?

BEGÜM KIROĞLU Bence ilham herkes için farklı bir şey. Tek bir kişi için de ilham yıllar içinde değişebilir. Bir gün bir sanat eserinden ilham alırken, bir gün bir kişiden ilham alabiliriz. Ya da bir gün bir müzikken başka bir gün bu bir hayal olabilir. İlham aslında bir şekilde benim için bir merak. Merak ettiğim şeyi keşfederken ilham alıyorum. Bir yandan birheyecan çünkü onu keşfederken heyecan duymanız gerekiyor. O ilhamı realiteye çevirirken de aynı heyecanı korumanız gerekiyor. Aslında bir nevi aşık olmak gibi bir şey ilham almak.

Osmanlı’nın kültürel mirası hayatında nasıl bir role sahip?

BEGÜM KIROĞLU Osmanlı sanatı koleksiyoneri bir ailede doğdum büyüdüm ve bu kültürün ne kadar derin katmanlarının olduğunu küçük yaştan beri anladım. Aslında savaş ile sanatın, sevgiyle hırsın,güzellik ile gücün bir arada olduğu bir kültür. Ve üzerinden bir 100 yıl geçmiş olmasına rağmen bizim şu anki kültürümüzün temel taşı. Aslında fark etmeden hepimiz günlük hayatımızda bu kültürün zengin kalıntıları ile yaşıyoruz. Benim için küçüklüğümden beri bu eserleri görmek, hikayeleri dinlemek, hikayeleri dinledikçe kurduğum hayaller ile birlikte ilham almamam mümkün değildi. İlk yaptığım kol düğmelerindeki kubbeler, ağzında kaf taşıyan kuş formu, bazı saç aksesuarları aslında incelediğiniz zaman çok fazla Osmanlı referansı var koleksiyonlarımda ama benim için güncel ve bugünü yansıtan tasarı geçmişten ne kadar ilham alsa da bugünde olmalı. Benim eserlerimde de bunu aslında görebilirsiniz. Bir andan çok tarihi bir müze parçası gibi dururken bir andan takıp çıkabileceğiniz, beyaz t-shirt’ün üzerine giyebileceğiniz bugünün takısı.

Mücevherleri artwork gibi kodlayan dilin; yaratımdan üretime geçen sürecini nasıl etkiliyor?

BEGÜM KIROĞLU Aslında bu mücevherlerin bir artwork olmasının sebebi, sadece benim düşüncemin bir artwork olarak başlaması değil, bahsettiğim yaratımdan üretime geçen süreç de bunu bir artwork yapıyor. Benim için geleneksel üretim teknikleri. Bir aileden, babanın öğrettiği el işçiliği, çıraklıktan ustalığa yükselme çok kıymetli. İstanbul üç imparatorluğun başkenti olmuş, yüzyıllardır değerli metallerin işlendiği, yüzyılların deneyiminin biriktiği inanılmaz bir yer. Bu inanılmaz zanaatkarlar hala İstanbul’da bunları hayata geçiriyorlar. Aslında ben onlara adsız kahramanlar diyorum. Mimar Sinan’ın bir şaheserindeki ustalar gibi aslında bize yüzyıllarca kalan bir eser bıraktılar ama hiçbirimiz isimlerini bilmiyoruz. Bu zanaatkarlar bu işi sevgiyle, birikimle, kendi ruhlarını koyarak yapıyorlar. Bence bu parçaları bir artwork yapan tasarımsal kıymeti, düşünce kıymetli, yenilikçi olmalarının yanı sıra bunun işçiliğindeki duygu ve emektir.

Senin için bir mücevheri tasarıma dönüştüren kilit unsur nedir?

BEGÜM KIROĞLU Bence herhangi bir tasarımı, tasarıma niteliği yükleyen birkaç kilit unsur var. Her tasarım kendi türünün ilk örneği olmalı. Mesela biz dev toplu bir kaplumbağa yaptığımızda daha önce hiçbir tasarımcı böyle bir tasarım yapmamıştı. Bu bir yenilikle ve kendine özgülükle geldi. Bir tasarımın kendine özgü olması veyenilik getirmesi bir tasarımı önemli yapan ve tarihe geçmesine sebep olan unsurlardan biri. Bir tasarımın bir markaya mal edilebilmesi için markanın karakterini düzenli, ısrarlı bir şekilde yansıtıyor olması lazım. Benim bir tasarımıma baktığınız zaman nerede görürseniz üzerinde logosu da paketi de olmasa bu Begum Khan’ındır diyebiliyorsunuz. Bu çok önemlibir unsur. Benim için başka bir önemlitarafı daçağdaş olması; o güne ait bir tasarım olması. Yani 1920’de yapılmış ve o günün insanlarına hitap eden bir tasarım, o günün çağdaşıdır. Biz de bugünün çağdaşını yapmalıyız yani bugün takılabilen, bugünkullanılabilen, bugün sevilen… 20 sene öncesinin değil 20 sene sonrasının değil bugünün tasarımını yapmak, bunu yaparken de hem bugünün, hem 20 sene öncesinin, hem 20 sene sonrasının tasarımını yapabilmek bir tasarımı tasarım yapıyor.

 “Moda” kavramının sendeki karşılığı?

BEGÜM KIROĞLU Ben hayalperestim, hayallerimin içinde yaşıyorum ve eğleniyorum. Moda benim için bir oyun alanı. Kurduğum hayallerdeki karakterleri giydirmek için bir araç. Kendimi kötü hissettiğimde eğlenmek için, modumu değiştirmek için, renkleri değiştirdiğim bir oyun malzemesi. Hayal kurmama yardım ediyor. Gerçeklikten çıkmamı sağlıyor. Ciddiye alınmadığı sürece bence harika bir şey moda. 

Dünyadaki çok sesli kültürel dokuya baktığında; mücevher tasarımının geçmişini ve geleceğini nasıl yorumluyorsun?

BEGÜM KIROĞLU Mücevher tasarımı geçmişte her zaman daha ayrıcalıklı bir zümrenin elinde olmuş. Bunun sebebi hem taşların ve madenlerin çok kıymetli olması, hem bu taşların ve madenlerin işlenmesinin çok zor olması. Bunu çok kısıtlı bir zümreye mal etmiş. Bu da aslında taşın ve maddenin ön planda olduğu tasarımları ortaya çıkarmış geçmişte. Bence bugün bu çok daha demokratikleşti ve liberalleşti. Taş ve malzemeönemini bir yandan koruyorken bir yandan da tasarımın, fikrin, inovasyonun önem kazandığı bir zamandayız. Aslında bir pet şişeninaçma kapağını da gidip oje ile yeşile boyayıp bir zincire takarak kolye yapabilirim ve bu çok güzel olabilir. Kişiselliğin, kendini ifade etme özgürlüğünün ve sınırsız hayal gücünün mücevher tasarımına yansıdığı bir döneme geçtik. Bence bu harika ve çok daha enteresan şeyler göreceğimizi düşünüyorum. 

Osmanlı’nın karşı yakası Pera’sı günümüzde senin için hangi değerleri sahipleniyor?

BEGÜM KIROĞLU Pera Osmanlı’nın Avrupa’ya bakan bir yüzü. Yüzyıllardır tarihimiz için çok önemli bir yerdi. Osmanlı’nın konumlandığı, Bizans’ın kurulduğu tarihi yarımadadan çıkınca yeni şehre açılan ilk kapı Pera’dan açılıyordu. Aslında Osmanlı’nın bütün dünyaya açılan kapısı Pera’dan açılıyordu. Fransızlar, İtalyanlar, Ruslar, İngilizler hepsi cumhuriyetten önce ve sonra Pera’da yaşıyorlardı. Düşününce Agatha Christe’nin Orient Express’i yazdığı Pera Palas, Fransız Rebul eczanesi, Rus restoranları bir nevi bir hayal aslında. Dünya daha globalize olmadan Osmanlı’nın aslında ne kadar globalize olduğunu gösteren bir semt. Bugün banane ifade ediyor?Benim için Pera şöyle de çok önemli. Ben İtalyan liseliyim, 8 sene Beyoğlu’nda okudum. Bir şekilde o arka sokakları küçük bir öğrenci olarak keşfettim, benim şahsen gönül bağım olan bir yer. Bence bugün çok değişmiş olsa da ben hiçbir zaman değişimi kötü olarak görmüyorum. Hiçbir şey sabit kalmayacaktır. Her şey değişiyor, çağlar değişiyor, görüşler değişiyor. Beyoğlu da Pera da değişti. Ama bu değişim içerisinde tarihsel enteresanlığını, birikimini ve gizemini hala sakladığını düşünüyorum. 

Begüm Khan’ın renkli ve gösterişli dünyası hakkında birkaç ipucu, bizi neler bekliyor?

BEGÜM KIROĞLU Öncelikle çok önemli bir iş birliği geliyor. Markamızın 10.yılı! 10 yıl ile ilgili müthiş bir kutlama geliyor ve sizi beklemediğiniz yerden şaşırtacak bir projemiz ise Mayıs ayında çıkacak. Beklemeye devam edin.

In Conversation with Duygu Bengi

Fashion by Burak Sanuk

Photography by Pelin Kaçar

Hair & MUA by Zeynep Dombaycıoğlu

Styling Assistant Murat Kıvık