Bünyamin Aydın’ın kreaftif direktörlüğünde savaş sonrası Almanya’ya ve ona büyük bir ilham kaynağı olan dedesine saygılarını sunan yeni sezon, entegrasyonu ve de-entegrasyonun ikililiğini temsil ediyor.

Anadolu’dan çıkan misafir işçilerin oradan 2 yıl sonra ayrılması beklenirken, çoğunluğun kalıcı olarak yerleşmesiyle ve o bölgeye entegre oluş sürecine, tasarımlarla yakından bakabildiğimiz bir koleksiyon düşünün. Tren istasyonlarındaki vedaları tasarımlara işleyen Bünyamin Aydın, iş kıyafetlerini öne çıkan parçalar haline getiriyor. Her parça fabrika kadınlarından kaynakçılara, terzilere, hemşirelere kadar değişen göçmen işçilere övgü niteliğinde.
Trikolar, tulumlar ve derin cepler aracılığı ile yansıtılan işlevsellik unsuru, deri gibi uzun ömürlü bir malzemeyle birleşerek anlatılmak istenen hikayeyi özetliyor aslında. Tasarımlar, maskülen ve feminen unsurlarla akışkan bir cinsiyet yaklaşımını koruyor. Yelekler ve özel dikim geniş paçalı pantolonlarla Türk kamyon şoförlerinden ilham alan tasarımlar, zengin bir deri dokunuşuyla karşımıza çıkıyor.
“Bu koleksiyon, beni bugünkü ben yapan şeye gerçekten bir saygı duruşu niteliğinde. Ben de uyum sağlamaya ve asimile olmaya çalıştım. Uyum sağlamanın ve kimliğinden vazgeçmenin ne demek olduğunu sorguluyorum.” sözleriyle Bünyamin Aydın, koleksiyonu ve ilhamımı paylaşıyor.
Geçtiğimiz akşam Soho House’da gerçekleşen bir etkinlikte, kısa bir film gösterimiyle Les Benjamins yeni koleksiyonunun tanıtımını yaptı.

Creative Direction: Bünyamin Aydın
Directed by Melih Kun
Starring: Ahmet Fırat Sugar
Music: VEYasin