Her sahnede hayran bıraktıran makyajıyla Euphoria dizisinden ilham alanların sayısı bir hayli fazla. Renkli, ışıltılı ve abartılı makyajı sevenler için Half Magic Beauty; ünlü diziden esinlenen ilk makyaj markası olarak ilgiyi üzerinde topluyor.

Maddie’nin iddialı eyeliner’ı, Cassie’nin ışıltılı farı ve sticker’ları, Kat’in koyu rujları ‘2020’ler makyajda sade ilerliyor’ iddiasını çürütmeye yetiyor. Nitelim 80’ler ve 90’ların iddialı renklerini aratmayacak cinsten, rengarenk ama göze batmayan bir makyajla karşı karşıyayız. Z kuşağının Gossip Girl’ü mü tartışılır ancak diziyi şu ana kadar yapılan dizilerden ayıran önemli bir özelliği var: çeşitli bir izleyici kitlesini çekebilen çok kuşaklı bir kültürel bir fenomen olması. Bunun nedeni ergen sorunlarının çok ötesinde ele alınan konular ve bunun filtresiz bir şekilde yapılması. Euphoria’nın makyajı, bu dönemde muhtemelen hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu o soluğu temsil ediyor. Son zamanlarda minimalist doğal makyajlar ya da makyajsız tenden sonra makyaj, makyaj sanki yeniden ortaya çıkma ihtiyacı hissediyor. Çünkü şimdiki makyaj; simli, yapay ışıtılar, neon renkler ve grafik eyeliner’lar ile her zamankinden daha fazla eğlenceli ve kaygısız. Spoiler vermeden şunu söyleyelim ki makyaj, özellikle ikinci sezonda hikaye anlatımında önemli bir rol oynuyor. Her karakterin yaşadığı iniş çıkışlar, makyaj gibi yaratıcı bir mecrayla da resmediliyor. Dizi boyunca yapılan makyaj incelenen karakterin her özelliğini anlatan, kim olduklarını ve o an ne hissettiklerini gösterecek güce sahip. Kahramanların ışıltılı ve canlı makyajları, hayatlarının karanlığıyla bir zıtlık oluşturuyor. Euphoria görünümleri için kullanılan tüm yapay elmaslar ve parıltı, masumiyeti ve ergenlik fantezisini sembolize ederken aynı zamanda büyümenin ve yaşamın bu hassas evresinin içerdiği tüm sorunlarla yüzleşmenin acı verici ve hayal kırıklığı yaratan yönünü temsil ediyor. Tüm bunları ele aldığımızda şunu söylemek mümkün: Euphoria için simli farlar ve eyeliner’lar herhangi bir makyajdan çok daha fazlası. Örneğin Kat’in estetik kimliğinde tam bir dönüşüm yaşanıyor. Başlangıçta kendine güvenmediği için makyaj yapmıyor, ancak daha sonra Kat’in daha asi ve alternatif bir versiyonunu yansıtan tamamen farklı bir görünüm yaşayacağı yeni bir dönemin başladığını görüyoruz.

Bu furyayı kalıcı yapmak isteyen dizinin make-up artist’i Donni Davy tarafından Euphoria’nın ilk sezonundan hemen sonra, gençlerin görünüşlerinin makyaj yoluyla yaratıcılıklarını yeniden keşfetme ihtiyacı üzerinde nasıl evrensel bir etkiye sahip olduğu herkes tarafından açıkça görüldüğünde ortaya çıktı. Ayrıca Mayıs’ta satışa sunulacak makyaj markası dizinin ikinci sezonunda kullanılıyor. Half Magic makyaj serisi, Euphoria dünyasından ilham alacak ancak dizinin kurgusuna ve karakterlerine bağlı olmayacak. Dizi bittiğinde bile üretimine devam edecek.

Her yönüyle popüler kültüre adını bir nevi kazıyan Euphoria, ikonikleşen makyajıyla da tabii ki konuşuluyor. Sonuç ise dünyanın neresinde olursa olsun bir ifade etme şekli olan ve günlük hayatımızı renklendirecek bir makyaj markası.