Sınırları “meydan okuma” olarak tanımlayan Bünyamin Aydın için Doğu ve Batı’nın birlikteliği ana ilham kaynağı. “Almanya’da doğup 2000’lerin başlarında Türkiye’ye taşınmam Doğu-Batı hikayesine benim için bir katman daha ekliyor.” diyen Bünyamin ikililik temasını; markası ve kendisi üzerine bir anlatı olarak görüyor. “East Now” mottosu üzerine şekillenen Les Benjamins ruhu Bünyamin için “Bir şekilde Doğu’nun Batı ile buluşması. Yeni bir vizyonun kabulü.” anlamına geliyor. Sınırların ortadan kalktığı bir yaşam, bu yaşamın getirdiği sınırsız hayal gücü… Les Benjamins için hiç bir şey teasadüf değil. Köklerimizi benimsediğinizde ilerleyebileceğimizi gösterdiği için Bünyamin’in her kelimesi daha da anlam kazanıyor. İstanbul’dan Dubai’ye uzanan yaratım süreci ve yeni çalışma methodu onu bir saat ileri taşımakla kalmıyor; yeni ufuklara götürüyor eminiz. Sırada ne var, sabırsızlanıyoruz.

“Modern İstanbul’un Doğuşu” mottosunun etkisiyle kendimizi Pera’nın tam ortasında bulduğumuz bu sayı; ilk mağazanın hikayesi ile kesişiyor. İlk mağazanı Serdar-ı Ekrem’de açmıştın, Pera bölgesini tercih etme sebebin neydi?

Sokaklarda olmak istediğim için en çok Serdar-ı Ekrem ve Pera konuştu benimle. Derin tarih ve yaratıcı ruh beni ilk kez oraya götürdü. Hala İstanbul’da en çok bu bölgeyi seviyorum.

Haliç’in iki yakasındaki duygu geçişini sen nasıl içselleştiriyorsun?

İkisini birlikte yaşıyorum. İkililik. Doğu-batı arasındaki bu kontrastı hayatımın her anında hissediyorum.

İnsanları marka hikayenizin odağına aldığınızda, her şey doğal olarak gelişiyor.

Les Benjamins için doğu kültürü neyi ifade ediyor? 

Doğu benim için mirasımı, Türk kökenimi ve Doğu medeniyetlerini temsil ediyor. Doğu, uzun yıllardır Batı için bir ilham kaynağı olmuştur. Batı’da sergilenen ilham kaynağımın kendi mirasım olmasını istiyorum. Sürekli olarak kendi mirasımızı göstermekten utandığımızı hissediyorum ve benim yaratıcılığım da buradan geliyor. 

Kendin, yaratım sürecin ve markan için sınırların ortadan kalktığı bir düzen nasıl oluşturdun?

Her zaman hepimizin insan olduğuna ve hepimizin eşit olduğuna inanıyorum. Bana ilham veren şey insanlar, heyecan verici olan ise daha geniş bir topluluk oluşturmak. İnsanları marka hikayenizin odağına aldığınızda, her şey doğal olarak gelişiyor.

Yeni koleksiyonundan bahseder misin?

İlkbahar/Yaz 22 koleksiyonum, mistik bir bahçeyi hayal etmekten ilham alıyor. Aslında geçen yıl İstanbul’da karantinadaydım ve gidebileceğim yerlere bakıyordum. Geçen yıl yaratıcı zihnim tüm olumsuzluklar ve belirsizlikler tarafından zehirlendi, bu yüzden ilham merkezi olarak Marakeş’teki Majorelle Bahçesi’ni seçtim. Bahçe gerçekten size o zamanlar çok ihtiyaç duyulan ve hayal gördüren bir kaçış hissi veriyor. Jacques Majorelle, hem ressam olması hem de Majorelle bahçesini yapması açısından bu sezon en önemli ilham kaynağımdı. Araştırma ve ilham giderek daha da derinleşti ve bu koleksiyona yol açtı.

Üretmek senin için neyi ifade ediyor?

Yaşamayı. 

Les Benjamins ile kıyafet, aksesuar değil bir birliktelik ruhu, bir bakış açısı…Bu ruh nasıl oluştu ve nereye evriliyor?

Bu aslında benim varoluş halim. Birini desteklersen o da seni destekler. Bir topluluk inşa etmenin temeli anlayışıdır.

Tasarımlarını bir başkasının üzerinde onun stili ve yorumuyla görmek nasıl bir his?

İnsanların benim tasarımlarıma kendi yorumlarını eklediğini görmek harika. Les Benjamins bu yüzden var.

In Conversation with Duygu Bengi