En kısa anlatımıyla bir diziyi soluksuz, ara vermeden bitirmek veya art arda bölüm izlemek anlamına gelen binge watching, özellikle Netflix’in bir sezondaki tüm bölümleri koymasıyla hayatımızda iyice yer edindi. Hiçbirimizin zamanının olmadığı ve sabrının kalmadığı bu dönemde binge watching belki de zirve yaptığı bir dönemden geçiyor. Adını ilk defa duysanız da farkında olmadan yaptığınıza emin olduğumuz konsept, yeni olmasa da yeni normalimiz olduğu kesin.

Çoğumuzun her hafta ekran başında heyecanla beklediği televizyon, popülerliğini uzun süredir kaybetmiş durumda. Sonuçta dilediğimiz an dilediğimiz yerde izlemek varken, neden yedi gün boyunca akşam sekizi beklemek zorunda kalalım ki? Dönemin mucizesi olarak görülen program kaydetme, bir zamanlar çok ses getirmişti. Yerine dijital alternatifler gelince televizyonun neden bu kadar arka plana atıldığına şaşırmamak lazım. Her ne kadar zaman ve yer kaygısı olmadan istediğimiz yapımı izleyebilsek de insan eski günleri özlemiyor değil. Binge watching masum gibi görünse de kaçırdığımız şeyler de mevcut.

Özellikle bölüm süreleri kısaysa günde 8 bölüme kadar çıktığımız günler oluyor. Ancak çoğu zaman bölümler birbiriyle karışıyor, tüketim çılgınlığı kendini bu alanda da gösteriyor. Oysa her hafta heyecanla bölüm beklemek o günü özel kılıyor. Sosyal medya tartışmaları, teoriler ve haftaya ne olacağını tahmin etmek ise cabası. 2015’te Collins Dictionary’de yılın kelimesi seçilen “binge watching”in bilime göre birkaç sebebi var. En büyük nedeniyse bizi mutlu etmesi. Yani aslında özlediğimiz veya istediğimiz şey dizinin yeni bölümü değil, bölüm bölüm izlemekten aldığımız zevk duygusu.

Zevk ve sağlıksız alışkanlıklar arasındaki ince çizgi olan binge watching, stres atmak için iyi bir tercih olabilirken önemli diğer aktivitelere göre öncelik vermeye başladığımızda ciddi bir soruna dönüşebilir. Diğer bağımlılıklar gibi tıkanırcasına izlemek beynimizin ödül işlevlerinden sorumlu olan kısmını harekete geçirerek dopamin üretir ve bizi iyi hissettirir. Aynı aktiviteyi yapmamıza rağmen dopamin seviyesi düşünce beyin o aktiviteyi daha da çok ister. Bu da binge watching’e zaman içinde veda etmenin zorluğunu gösteriyor. Aynı şekilde bir diziye veda ettiğimizde bir nevi yas sürecine giriyoruz. Bu kadar dramatik olmasa da bir boşluğa düşme durumu söz konusu. Bir solukta dizi bitirmenin olumsuz etkilerinden biri de uykusuzluk. Eğer uykusuzsanız sebeplerinden biri Netflix olabilir.

Binge watching’te sınır yok ve en ufak bir yorgunluk yaşamadan arka arkaya on saatten fazla program izlenebilir. Austin’deki Texas Üniversitesi’nden bir araştırmaysa bu konuda kendinizi garip hissetmenize neden olacak. Yoon-Hi Sung liderliğindeki araştırma sonuçlarına göre kişi ne kadar yalnız veya depresyondaysa binge watching olasılığı o kadar yüksek.

Stres atmanın belki de en kolay yolu olan binge watching, geçtiğimiz pandemi ve hala devam eden bu dönemle kendini belki de ilk defa kendini bu kadar belirgin gösteriyor. Ancak binge watching son dönemlerini yaşıyor olabilir. Nitekim bazı platformlar yapımları haftada bir yayınlamaya başladı. Disney+’ın ardından Apple TV de haftalık dizi yayınlamaya başladı.

Seri izlemek için en mantıklı yapımlar çoğu zaman karışık bir olay örgüsü olmayan ve kısa sürenler. E nasıl olsa günümüz insanının uzun süren bölümü izlemeye bile sabrı yok. Zaman kaybederken aynı zamanda kaybetmemek istiyorsanız belgeselden yana tercih yapmak en mantıklısı. Görünüşe göre bu günlerde eğlenceyi tüketmenin tek yolu dopamin yakıtlı dizi maratonu.