Küçüklüğümüzden beri okul sıralarında hiçbir zaman iklim krizi veya küresel ısınmayla ilgili dersler almadık. Kulaktan dolma bilgilerle her ne kadar gelecekte iklim açısından zor günlerin bizi beklediği söylense de iklim bilimine, uluslararası iklim konferansları ve zirveleriyle bizi tanıştıran bir müfredatımız olmadı. Bu sene Ege’de ormanlarımınızın yanmasıyla her geçen gün daha da yaklaştığımız iklim felaketiyle belki de ilk defa bu kadar burun buruna geldik. İşte bilmeyenler için COP26 İklim Zirvesi ve öne çıkan başlıkları.

İlk önce iklim zirvelerinin nerede düzenlendiğine, ne sıklıkla yapıldığına ve nasıl ilerlediğine bakalım. Açılımı Conference of the Parties olan COP, Birleşmiş Milletler tarafından her yıl başka şehirlerde BM’ye üye olan ülkelerle beraber düzenleniyor. Pandemiden dolayı gecikmeyle beraber bu yıl COP26 İskoçya’nın Glasgow şehrinde düzenleniyor. 2015’te Paris’te düzenlenen ve akabinde imzalanan Paris İklim Sözleşmesi ülkelerin ne yapması gerektiğini vurgulayan bir çerçeveydi. Şimdi Glasgow’da amaç ise o çerçevenin içini doldurmak, harekete geçmek. Sözleşmenin amacını hatırlatmak gerekirse yıllık sıcaklık artışını 1.5°C’de sabitlemek ve 21.yüzyılın ortasına kadar karbon emisyonunu sıfırlamak.

Biraz geç de olsa artık hepimiz iklim krizinin ciddiyetinin farkındayız ve bunu sosyal çevremizde konuşmaya başlamamız ve siyasi kulislerde popüler bir konu olması bunun bir göstergesi. Yine de kamuoyu, COP zirvelerinin kapalı kapıları ardında neler olduğuna dair çok az bilgiye sahip. Geleceğimizi şekillendirecek üst düzey hükümet müzakereleri gözden uzak. Ama ne gariptir ki iklim krizi durumunu körüklemede en çok sorumluluğu taşıyan petrol ve gaz şirketleri sponsor olarak karşımıza çıkıyor. Bunun bir örneği 2015 Paris İklim Zirvesi sponsorunun BMW olması. Tabii greenwashing ayrıca olarak ele alınması gereken bir konu.

İklim zirvelerine sadece siyasetçiler katılmıyor. İş insanlarından sanatçılara kadar birçok tanıdık simayı görmek mümkün. Bu sene objektiflere takılan Leonardo DiCaprio, Bill Gates ve Prens Charles ise isimlerden birkaçı. BM’de yer almasına rağmen Türkiye bu sene iklim zirvesine katılmadı. Trump döneminde Paris İklim Sözleşmesi’nden çıkan ABD ise Biden yönetiminde sözleşmeyi tekrar yürülülüğe alarak COP26’da yer alıyor.

COP26, Paris Anlaşması’ndan bu yana geçen altı yıldaki rekor sıcaklık dalgaları, seller ve fırtınalar ile önemli bir konferans olarak karşımıza çıkıyor ve neden sert önlemlere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim zirvesinin bitmesine sayılı gün kala konferansta kayda değer olaylar yaşanıyor. COP26’yı büyük bir başarısızlık olarak gören aktivist Greta Thunberg tek böyle düşünen insan değil. Zirvenin ilk gününde konuşma yapan İngiltere başbakanı Boris Johnson Glasgow’da düzenlenen iklim zirvesinin bir dönüm noktası olabileceğini, BM genel sekreteri Antonio Guterres ise fosil yakıtlara bağımlılığın altını çizerek “Kendi mezarımızı kazıyoruz.” ifadesini kullandı. Paris’te 1.5 derece sözünden sonra geçen altı yılın kayda geçen en sıcak yıllar olduğuna dikkat çekti.

Önceliğin ülkelerin 2030’a kadar karbon salınımını azaltmak için daha hızlı adımlar atması ve bu yüzyılın ortasına kadar sıfır karbon salınımı hedefine uymalarını sağlamasını gündemine alan iklim zirvesi, çoğumuz için sadece laftan ibaret olsa da geleceğimizi kurtarmak için en etkili çözüm yolumuz olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ne olursa olsun COP26 takip edilmeyi hak ediyor.