Ece Ağırtmış’ın işleriyle çizgi filmlerden aşina olduğumuz pastel renkler ve oyuncağa benzer eserleriyle çoçukluğumuza ışınlanıyoruz. Değişen ilgi alanlarıyla beraber büyüyen Ece’nin İzmir’in güneşli havasını aratmayan eserleriyle dolu evini ve stüdyosunu ziyaret ettik. 

Her sanatçının arkasında bir aile büyüğü var mıdır bilemeyiz ama Ece Ağırtmış’ın resme farklı bir bakış açısıyla bakmasını sağlayan kişi babaannesi. Sık sık kendisini babaannesinin evinde bulan Ece, ya kendini Küçük Prens’e kaptırıyor ya da elinin altında kalem kağıt buluyormuş. Çocuklu ailelerin korkulu rüyası olan mobilya ve duvar boyamaları Ağırtmış Ailesi için sorun değilmiş. Nitekim yapmak istediği her üretimde kendisine destek olmuşlar- evet, duvar boyamaya bile. Bundan dolayı ailesinin rolünün çok büyük olduğunu özellikle belirtiyor. 

“Günlük hayatta bazen ne kadar karanlık bir tarafım olsa da bunu dışarı yansıtmamaya çalışıyorum. İşlerimde de konusu ne kadar karanlık olsa da, olabildiğince renkli bir şekilde işi bitirmiş olarak buluyorum kendimi.”

Duyguların açığa çıkmasıyla kendiliğinden tuvala ve ahşapa dökülen eserlerinin en büyük yardımcısı müzik. Lise yıllarında küçük bir kaset ve cd koleksiyonu yaratan Ece, bir müzikte dans ederken öncesinde çıkaramadığım bir hareketi daha rahat çizdiğini söylüyor. 

İlhamımı kaybetmekten korkmuyorum çünkü ne olursa olsun bunun bir döngü gibi yenilenip tekrarlayacağını biliyorum.”

Kendini henüz yolun başında gören Ece’nin en büyük hedefi insanları gülümsetebilmek. Bunu da çocukluktan başka en iyi ne sağlayabilir ki zaten?

Featuring Ece Ağırtmış
Creative Direction by Duygu Bengi
Filmed by Can Cofus
Content Editor Sıla Sağlam