75. Cannes Film Festivali’nden ödülle ayrılan Ruben Östlund’lu film, zenginlerin dünyasındaki yolculuğu hicivsel bir dille anlatıyor. 7 dakika ayakta alkışlanan kara komedinin verdiği mesaj, insanların sosyal statülerine göre nasıl farklı davranmaya başladıkları yönünden önemli. 

Günümüz dünyasında çekicilik ve zenginlik önemli. Hemen hemen herkesin ünlü olmak istediği bu çağda Triangle of Sadness; para, güzellik ve gücün sergilenmesi için bir podyum sağlıyor. Nitekim bu podyum aslında lüks bir gemi. Modellik yapan genç çift Carl ve Yaya’nın zengin yolcuların bulunduğu süper lüks bir gemiyle çıktığı gezide başından geçenleri anlatıyor. Bir fırtına sonrasında Carl ve Yaya, geminin temizlikçilerinden biriyle birlikte ıssız bir adada mahsur kalıyor. Entelektüel olarak kendini geliştirmek isteyen ancak güvensizlikleri tarafından ele geçirilen model olan Carl, karşısında kız arkadaşı Yaya’yı buluyor. Yaya da bir manken ve kadın olduğu için daha çok kazanıyor. Ama o kendini geliştirme taraftarı değil. Aslında film önemli bir problematiği ortaya koyuyor: neden bazı insanlar diğerlerinden daha fazla paraya layık görülüyor?

Şimdiye kadar yayınlanan birkaç kısa klip, garson şampanya servis ederken komünizm ve eşitlik hakkında şakalar yapan bir grup zengini gösteriyor. Ancak çökmekte olan eğlence uzun sürmüyor ve ıssız bir adada mahsur kaldıktan sonra, modeller ve zengin insanlar hayatta kalmak için güzel görünümlerini bir nevi para birimi olarak kullanmak zorunda kalıyor. Ruben’e göre film; erkek güzelliği, erkeklik ve cinsiyet normlarını araştırıyor. Gemi yolculuğu; ihtiyaçlarının ötesini göremeyen, gösterişli cömertliklerindeki kötülüğe kayıtsız kalan zengin ve güzellerin çılgın ayrıcalıklarının bir tablosu gibi. Filmin başlığına gelince, “hüzün üçgeni”, kaşlar arasında oluşan çatık çizgilere ithafen konmuş. 

Film, kimilerince 2022’nin en iğrenç filmi çünkü kusma sahnesi çok fazla. 3 bölümden oluşan Triangle of Sadness, hicivli bir komedi için iki buçukluk saat ile oldukça uzun ama yorumlara göre asla sıkıcı değil. Bunun nedeni ise siyasi yorumun çok kurnaz olması.  Östlund, durumlar saçma olsa da sistemle ilgili soruları altın tabakta bize sunuyor. 

Kapitalizmi eleştirip hiyerarşiyi altüst eden Woody Harrelson, Charlbi Dean ve Harris Dickinson’lı film, yönetmenin eşinden ilham alıyor. Moda fotoğrafçısı olan eşinden bir nevi sektör hikayeleri dinleyen Östlund’un ödüllü filmi, güzelliği bir para birimi olarak gören hikayesinin ilham perisi eşi. Yönetmenin de acımasız gerçeği kabul ettiği gibi: “Güzellik, kariyer merdivenlerini tırmanmaya yardımcı olan önemli bir etmen.”

TRT’nin yapımcılığına ortak olduğu Triangle of Sadness’ta Östlund farkını eleştirmenlere göre kolayca belli ediyor. Cannes’ın perdesine daha önce yansımış onlarca filmde sanat sinemasının metaforlarla gizleyip bıyık altı söylediği veya ima ettiği durumları sakınmadan sunuyor, duygu durumlarını bir nevi “kusturuyor”.