1961 yapımı West Side Story, bir başyapıt olma yolculuğuna başlayalı tam 60 yıl oldu. Bu yıllar içinde liselerden dünya çapında birinci sınıf canlanmalara kadar sayısız kez sahnelendi. Şarkıları birer klasik olarak birçok konserde, gece kulüplerinde ve kayıtlarda çalındı, yorumlandı. Şimdi, 60. yıl dönümünde, on Akademi Ödülü ve iki Tony Ödülü sahibi müzikal, Steven Spielberg’ün perspektifinde yorumlanarak sinemalara geliyor.

West Side Story, Jerome Robbins tarafından tasarlanan, müziği Leonard Bernstein’a, sözleri geçtimiz günlerde hayatını kaybeden Stephen Sondheim’a ve kitabı Arthur Laurents’e ait bir müzikal. Hikaye William Shakespeare’in Romeo ve Juliet oyunundan esinleniyor ve 1950’lerin ortalarında, Manhattan’ın Yukarı Batı Yakası’nda, çok ırklı ve mavi yakalıların yaşadığı bir mahallede geçiyor. Müzikal, farklı etnik kökenlere sahip iki sokak çetesi olan Jets ve Sharks arasındaki rekabeti araştırıyor. 

Hikayeye biraz değinecek olursak; İrlandalı Jets ve Porto Rikolu Sharks arasında büyük bir bölge savaşı vardır. Bu savaşı sonuçlandırmak için iki tarafın da kabul ettiği bir yerde bir buluşma ayarlanır. Jets’in eski üyesi ve çete lideri Riff’in en yakın arkadaşı olan Tony ise Sharks lideri Bernardo’nun kız kardeşi Maria ile karşılaşır. Aralarında doğan aşk ve çete savaşlarıyla hikaye gelişir. 

Başlangıçta yaratıcısı Robbins, New York’un Yukarı Doğu Yakası’ndaki Katolik bir genç ile Yahudi bir kız arasındaki talihsiz romantizmi konu alma planıyla yola çıkıyor. Ancak, o sıralar New York’ta çete savaşı oldukça yaygın. Gazetelerde okuduğu ABD şehirlerindeki çete savaşlarıyla birlikte hikaye şekil değiştiriyor. Aynı zamanda tasarlarken, William Shakespeare’in Romeo ve Juliet adlı oyunundan da ilham alıyor. Hikaye, Montague ve Capulet aileleri arasındaki kan davasını, iki New York City sokak çetesi arasında bir rekabet haline getiriyor. Romeo ve Juliet’in yasak romantizmi ise savaşan çetelerle bağları olan Tony ve Maria aracılığıyla kuruluyor.

West Side Story sadece klasik bir müzikal değil, aynı zamanda müzikallerin biçimini temelden değiştiren birkaç dönüm noktası gösteriden biri. 1958’de En İyi Müzikal de dahil olmak üzere altı Tony Ödülü’ne aday gösterildi ve ikisini kazandı. Akademi Ödülleri’nde ise on birine aday gösterildi ve En İyi Film dahil on ödül kazandı. Sunumunun teatralliği, sahnelerin kusursuzluğu, sosyal sorunlara odaklanması ve sinematik akışıyla film, başarılı birçok ismin bir araya gelerek çıkardığı çok değerli bir iş. Skordaki hemen hemen her şarkı artık bir standart olarak kabul ediliyor ve birçoğu sürekli olarak konserlerde, gece kulüplerinde ve kayıtlarda çalınıyor. Liselerde, üniversitelerde, topluluklarda, bölgesel tiyatrolarda ve dünya çapında birinci sınıf canlanmalarda düzenli olarak oynanmaya devam ediyor. Ve şimdi Steven Spielberg kamerasından 2021 uyarlamasıyla sinemalarda.

Kariyerinin büyük bir kısmında müzikal bir iş yapma arzusundan bahseden Steven Spielberg, bu başyapıtın uyarlamasıyla sinemalara geliyor. 1961 yapımı orjinal film, Spielberg’in çocukluğunun bir parçası ve söylendiğine göre annesinin ona aldığı Orijinal Broadway Cast albümünden dolayı yönetmen için anlamlı. Belki de bu nedenle, Oscar Ödülü sahibi yönetmen, yeni nesil için en büyük Amerikan müzikallerinden birini yeniden yapma yeteneğine veya cesaretine sahip olduğunu hissediyor. Ve oyun yazarı Tony Kushner ile çalışarak ve hikayede çok az değişikliğe giderek, bağnazlık, yabancı düşmanlığı, vatanseverlik ve kültürel ayrımlar temalarını 2021’de yeniden yorumluyor.