Utku’nun önerisiyle Montmartre Paris’te bir kafede buluşuyoruz. Kendisinden havalı bir yer istedim ve Bal hemen Paris’in klişe mekanlarından, 19. yüzyıl sonu evleriyle dolu bir yeri düşündü. Kaçınılmaz olarak neden olduğunu anlıyorum. Bal’ın tutkusu hayat ve kendisi başka bir şey için ilham kaynağı; dans. Bir sonraki Mikhail Baryshnikov? Muhtemelen evet.

Her kelime ateş ve hararetle şenleniyor. Ve Bal bana bulunduğu noktaya gelişinin hikayesini kronolojik olarak anlatıyor. Şöyle ki.. Bir ilkokul öğretmeni ve iş adamının oğlu olan Bal aslında bir şarkıcı olmak istemiş, böylece de annesi ona piyano dersleri alıdrmış. Günün birinde, on bir yaşındayken Antalya’nın yerel gazetelerinden birinde bir bale seçmesi olduğunu görmüş. Doğal olarak gitmişler, ancak Bal şarkı seçmelerine katılacağını zannediyormuş. Yine de seçmelerde Bal’ın dans etmesi için ısrar edilmiş, ve gerisi de onu bugüne getiren hikaye. Bal’ın baleye bir erkek olarak girmek konusundaki hikayesi neydi? Basit, “Bale sınıfında bir kızı beğenmiştim; sınıfta otuz kız ve bir erkek vardı.”

Antalya Devlet Balesi, Ankara Hacettepe Devlet Konservatuarı, İstanbul Devlet Konservatuarı ve son olarak Jeune Ballet Européen’e katıldığı Paris’te eğitimine devam ediyor. Bu yıl Kaire Operası’nda, tanınmış besteci Tarik Benouarka ve kırk görme engelli genç kızın oluşturduğu orketra eşliğinde, Les Jours et Les Nuits de L’arbre Coeur’da ana dansçısı olarak Nour’u oynayacak.