Cansu Kızıltaş’ın fotoğraf pratiği de tam olarak böyle işliyor. Ne yalnızca hayatın anlarını yakalayan bir arşivci, ne de bir kaşif. İkisinin arasında bir yerden fotoğraflıyor. Kamerası, hem gözlemlemek hem de yakınlaşmak için kullandığı bir araç. Hayatın dalgasına tutulup gerçekleri görünür kılıyor ve anlamların izini sürüyor. Babasının ona on üç yaşında ilk kamerasını hediye ettiği andan bu yana, içindeki ateşin peşinden gidiyor. Ve bu yolculuk onu çoğu zaman aidiyet, hafıza, yakınlık ve kayıp temalarına geri götürüyor.
Cansu, cevaplardan önce hislerin peşinden gidiyor. Keşifleri, hayatın tekrar eden gerçeklerinin bir arşivine dönüşüyor. Ham, kırılgan ve son derece insani anların içindeki güzelliği görünür kılıyor. Çünkü hamlık her zaman can yakmak zorunda değil. Bazen yalnızca anda kalmanın başka bir biçimi. Ve bazen yapabileceğiniz tek şey, kendinizi hayatın akışına bırakıp merakın sizi nereye götüreceğini görmek.
DURU Senin için hangisi daha gerçek: kaos mu düzen mi?
CANSU

DURU İkon kavramı senin dünyanda nasıl bir şekle bürünüyor?
CANSU

DURU Tutkuyla hareket edenlerden misin?
CANSU

DURU Senin gerçekliğinde kırılganlık duygusu mu ağır basar kontrol hissi mi?
CANSU

DURU Konfor alanı senin için ne ifade ediyor?
CANSU

DURU İstanbul Boğazının kokusunu nasıl tarif edersin?
CANSU

DURU Yaz bir mevsim mi bir ruh hali mi?
CANSU

DURU Gerçekleşmeyeceğini bilsen bile içinde taşımaya devam edeceğin bir hayal var mı?
CANSU

DURU Son zamanlarda kalp atışlarını en çok ne hızlandırıyor?
CANSU

DURU Her şey mümkün kendin için bir dilek tut.
CANSU

DURU Özgürlük senin için bir yere ait olmamak mı, yoksa kendin olabilmek mi?
CANSU
