Aslında dünyanın en kötü insanı değil sadece elindekilerin ne kadar kıymetli ve güzel olduğunun farkına varamayanların ve hayatın içinde kaybolanların hikayesi.

Ön söz ve son söz dahil olmak üzere 14 bölümde anlatılan ve 2021 Cannes Film Festivali’nde prömiyeri yapılan Norveç filmi, Oscar adaylığıyla isminden bahsettirse de Türkiye’de Mubi sayesinde geçtiğimiz hafta bizlerle buluştu. Bir taraftan komik ve modern yaşamın dağınıklığını ve belirsizliğini içermesiyle bir o kadar derin. Başrol Julie ile Oslo’da, sık sık bölüm ve partner değiştiren dağınık beyinli bir tıp öğrencisi olarak tanışıyoruz. 30 yaşında olmasına rağmen hayatta yolunu çizememiş kafası karışık olan Julie’nin ağzından dökülen “Ben böyleyim işte, her zaman aşırıya kaçarım.” sözü günümüz insanının profilini çiziyor. Yetersiz gelen işler, yetersiz gelen duygular, yetmeyen sevgililer, ne yapılırsa yapılsın, kimle olunursa olunsun, nereye gidilirse gidilsin bir türlü yetirilemeyen bir hayat.

 

Dünyadaki milyonlarca hayattan birini anlatan film, Oscar’da En İyi Senaryo adaylığıyla eleştirilse de hayata yeniden başlamanın acı-tatlı sancısını gösteriyor. Yaş 30 olsa da ve Norveç gibi modern bir ülkede yaşasa da insanın kaygısı temelde her yerde aynı: mutlu olmak. Kendi hayatında yardımcı oyuncu gibi hisseden Julie’nin hikayesi alışılagelmişin dışı değil ama galiba tanıdık olması filmi ilgi çekici kılıyor. Eril bakıştan ve dilden uzak durarak, kadınların iç dünyasının içinde, onlara yakın, onların dilinden konuşan, onların gözünden bakan bir film olduğundan yönetmen Joachim Trier’i ayrıca kutlamak gerekiyor. Filmi izlerken yer yer gerilinebilir çünkü yanlışlıkla kendinizi filmdekilerin yerine koymanız muhtemel. Özellikle 30’a yaklaşanlarda tokat etkisi yaratabilir. Her yaştan çok sayıda yetişkin, hala yetişkinliklerinin resmi sertifikasını bekliyor. Yetişkinin olmak ne demektir? Bebek sahibi olmak mı? Ev almak mı? Evlenmek mi? Tüm bu sorulardan ve anlaşılması güç cevaplardan kaçan Julie, Aksel ile sağlam bir ilişkiden asla çocuk istemediğini söyleyen Eivind ile uzun süreli flörtüyle bu soruları yüzümüze çarpıyor. Trier’in keskin kalemi kurnazca alay ediyor ve empati kurmak yer yer zorlaşıyor. Dünyanın En Kötü İnsanı başlığı bile başlı başlına bir şaka ve ironik bir abartı. 

Dünyanın en kötü insanı zaman zaman hepimiz olabiliriz. Kimileri için olmuşuzdur,  en çok da kendimize kötülük etmişizdir. Verdiğimiz kararlarla etkilenen insanları görmemiz bizi dünyanın en kötü insanı yapar mı?

Tüm bu soruların cevabını Julie’nin gözünden görmek isteyenler, 2021’in en iyi filmlerinden biri olarak gösterilen Norveç yapımlı filmi Mubi‘den izleyebilir.