Yönetmen koltuğunda 2018 yılında hayatını kaybeden besteci Jóhann Jóhannsson’ın olduğu ‘Last and First Men’ alıştığımız filmler gibi değil. İki milyar yıl gelecekte, insanlığın soyunun tükenmekle karşı karşıya olduğu hikayeye siyah beyaz görseller ve Tilda Swinton’ın anlatımı eşlik ediyor.

The Last and First Men, Jóhann Jóhannsson tek yönetmenlik tecrübesi. Ünlü besteci ‘The Last and First Men’ filmiyle bize yeni bir dünya ve yeni bir insanlık türü tanıtıyor. Olaf Stapledon’ın 1930 tarihli ‘The Last and First Men: A Story of the Near and Far Future’ adlı Sci-Fi romanından uyarlanan film, izleyiciye sıradışı bir görsel ve işitsel tecrübe yaşatmakla kalmayıp, ‘The Last Men’ olarak adlandırılan bu yeni insan türünün hikayesini anlatıyor.

İzlandalı besteci Jóhann Jóhannsson’ın ölümünden iki yıl sonra izleyiciyle buluşan film, tam anlamıyla bir ‘passion project’. Gişe kaygıları gütmeden, tamamen artistik bir bakış açışıyla ilerleyen film, sinematografisi ile izleyeni içine çekiyor. Filmin besteleri de yine yönetmen Jóhannsson tarafından yapılmış. İnsanın içine tüyler ürperten bir his salan görseller, Jóhannsson’ın neredeyse meditatif notalarıyla dengelenmiş.

2 milyar yıl sonraya, insanlığın yok olmanın eşiğine geldiği bir geleceğe doğru giderken
geçmiş ile gelecek arasında sürreal bir dünyanın tam ortasındayız. Belgesel ile kurmaca arasındaki çizgi bulanıklaşıyor ve Jóhann Jóhannsson’ın sesi yükseliyor. Bu playlist’le Jóhannsson’ın garip, huzurlu dünyasına ufak bir yolculuk yapabileceksiniz.