Bazen durmak, düşünmek, ferahlamak isteriz hayat koşturmacasında. Bir anlık da olsa sessizliğe ihtiyaç duyarız. Minik bir nefes alma, bir nevi deşarj olma hâli. Bu arınmayı yakalayabilmenin birinci şartı ister istemez uygun mekândır. Yollara düşüp uygun alan aramaya zamanı olmayan şehir insanı için ise ortamın rahatlığı, enerjisi ve yaratıcılığı kadar önemli olan bir diğer şey günlük rotada konumlanmasıdır. Şehrin tam göbeğinde ama içine adım attığın anda soyutlanabildiğiniz bir mekân düşleyin. Kalyon Kültür tam da bu tanımı karşılar nitelikte. İstanbul’un önemli etkinlik güzergahlarından biri olan Nişantaşı’nda yer alan tarihi Taş Konak’ta, şehrin merkezinde; ancak kendi aurasında bir kaçış alanı.

Kültürel üretimi destekleyen, çok disiplinli programlar geliştiren Kalyon Kültür, 2020’den beri hayatımızda. Günümüz kültür ve sanat üretimi ile geçmiş arasında bağ kurma misyonunu taşıyan kurum; dinamik, yaşayan, dönüşen, nefes alan bir buluşma alanı. II. Abdülhamit tarafından yaptırılan, senelerdir şiir, musiki ve sanattan beslenen Taş Konak, şimdiye dek Mehmet Raif Paşa, Şair İhsan Raif Hanım, Betül Mardin, Arif Mardin gibi yolculara durak oldu, Şişli Kaymakamlık Binası olarak kullanıldı, son olarak ise Kalyon Kültür’ü misafir etmeye başladı.

Kalyon Kültür, şimdiye dek gerçekleştirdiği Ahmet Polat’ın “Kökler” ve Her Yerde Sanat Derneği iş birliğiyle “Bir de Buradan Bak” sergilerinin ardından 10 Haziran itibariyle “Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler” adlı sergiyi ağırlamaya başladı. Eden Phillpotts’ın 1918 tarihli “Doğa Tasvirleri” kitabında geçen “Evren duyularımızın keskinleşmesini sabırla bekleyen büyülü şeylerle doludur” sözünden ilhamla adını bulan sergi, yaşadığımız son bir buçuk senede çoğumuz için daha da ağır anlamlara bürünen “sabır” kelimesi etrafında ilmeklerini atıyor. Doğanın kendine has örüntüler, mekanizmalar ve manzaralarının yorumlanarak sanat yapıtlarına dönüşme sürecine odaklanıyor. Ali İbrahim Öcal, Ahmet Duru, Ayşe Gül Süter, Melis Buyruk ve Sadık Arı’nın yeni ve yakın dönem yapıtlarının yanı sıra Umut Sevgül ve Barbaros Kayan tarafından gerçekleştirilen Dikine Ongoing Project’in “Şey ve Tekrar” isimli mekâna özgü uzun süreli performans ve video yerleştirmesini izleyiciyle buluşturuyor.

Sadık Arı, Pillage, Kağıt Üzerine Mürekkep, 67 x 91 cm, 2014

Sezgi Abalı küratörlüğünde, Bahar Güneş koordinatörlüğünde hayata geçen sergi tıpkı mekânın sunduğu “nefes alma” imkânı gibi doğanın kendine has ritmine kulak vererek yavaşlamaya, detaylara mercek tutarak duyumsamaya, zaman, emek ve sabır kavramları etrafında birlikte düşünmeye çağırıyor.

Bir yaprağın hışırtısı, dalga sesi hatta saat tik takı çoğu zaman şehrin gürültüsünden duymayı atladığımız ancak hayatta olduğumuzu hatırlatan işaretler. Tüm suçu şehrin gürültüsüne atmak da haksızlık olur, gürültünün çoğu da kendi kafamızda aslında. Göz ardı ettiğimiz anı yaşama, hissetme, duyumsama hâlini çağrıştıran sergi, pandemi ile değişen hayat ritmimizden de ilham alıyor. Kaostan, kalabalıktan, koşturmacadan mecburi şekilde uzaklaştığımız ve iç sesimizi duyma fırsatı bulduğumuz o belirsiz günlerden.

Sanki binanın ilk yapıldığı günden beri oradaymış gibi camlarda arzı endam eden Ayşe Gül Süter’in vitrayları sergideki en içselleşen eserlerden. Mekân ile bütünleşme ve doğanın bir uzantısıymışçasına ayak uydurma mesajını da fazlasıyla karşılayan yerleştirmeler; hareket, ışık, zaman ve mekân arasında diyaloglar kurmayı seven sanatçının üretim pratiğini yansıtıyor.

Ali İbrahim Öcal, 41°03’08.6”N, 28°59’27.6”E, Çimento, Kum, Pigment, Alçı, Su, Değişken Ölçüler, 05.06 – 08.06.2021 / Ali İbrahim Öcal, Denizin Teni II, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 125 x 250 cm, 2017

Ali İbrahim Öcal’ın farklı disiplinlerden beslenen ve doğayı merkezine alan üretimleri sergiye farklı bir boyut katıyor. Toprak, tohum, filizlenme, büyüme, yok olma, tekrar doğma gibi çok katmanlı imgelere kafa yoran sanatçı sergi dahilindeki çalışmalarında bir coğrafyanın deneyimine davet ediyor.

Doğayı merkeze alan çizimleriyle tanınırlık kazanan Ahmet Duru, doğaya mikro ve makro perspektiften bakışını sergideki eserlerine de aktarıyor. Akış, mevsim geçişleri, zaman döngüsü sanatçının başlıca ilham noktaları olarak izleyiciyi de doğanın serüvenine tanık ediyor.

Ahmet Duru, Dört Mevsim, Tuval Üzerine Yağlı Boya, Her Biri 30 x 20 cm, 2019 / Ahmet Duru, Sessiz Bahar, Tuval Üzerine Yağlı Boya, Çap 130 cm, 2021

Seramik üretimleriyle bilinen Melis Buyruk, adeta kendisiyle özdeşleşen tavşanlarıyla sergiye dahil oluyor. Bitki, insan ve hayvanı aynı düzlemde birleştiren yaklaşımıyla dikkat çeken sanatçı; detaylı formları, yeniden kurguladığı hiyerarşi algısı, gerçekçi ama illüzyonik estetiğiyle her gün rastlanana topraktan aldığı güçle farklı bir gözle bakmayı sağlıyor.

İnsan eylemlerini anlama ve algılamanın yolunu doğada aramayı tercih eden Sadık Arı’nın çalışmalarında eleştirel bir bakış açısı hüküm sürüyor. İnsanın var olurken diğer canlılara galip gelme iştahının yol açtığı talanın altını çizen sanatçı, detaylı doğa çizimleriyle sergide konumlanıyor. İnsanoğlunun kendinden güçsüz, vahşi ve karşı koyamaz olanı tanımlama, değiştirme ve ehlileştirme çabasına dikkat çeken Arı’nın üretimlerinde doğa alıştığımız gibi sessiz kalmıyor ve izleyiciye bir şeyler fısıldıyor.

Melis Buyruk, Tavşan, Porselen, 35 x 44 cm, 2021

“Şey ve Tekrar” isimli mekâna özgü, otuz güne yayılan uzun süreli performans ve video yerleştirmesi ise Dikine Ongoing Project’in performansçı Umut Sevgül ve fotoğraf sanatçısı Barbaros Kayan tarafından gerçekleştirilen bir çalışması. Serginin yaşayan yapısını yansıtan performans; eski tarihli gazetelerden, tek bir avuca sığabilecek boyutta üretilen 297 adet kürenin teker teker ipe dizilerek mekâna yerleşmesiyle başlıyor. Ve bir ritüele dönüşerek farklı kültürlerde farklı çağrışımları olan bir tesbihin tamamlanma hikâyesini anlatıyor. Yaşayan bir organizmaya dönüşerek izleyiciye tekrarları birbirine bağlayanın ne olduğunu soruyor. Çalışmanın 10 Ağustos itibariyle başlayacak ikinci bölümü performansın kalıntılarının video olarak mekâna yerleştirilmesini içeriyor.

“Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler”, 25 Kasım 2021 tarihine kadar Kalyon Kültür’de ziyaret edilebilir.