İşlerini eğlence sektörünün önde gelen isimlerinin üzerinde görmeye alıştığımız Fransız tasarımcı Manfred Thierry Mugler, geçtiğimiz pazar günü hayatını kaybettiğinde 73 yaşındaydı. 2002 yılında moda kariyerine ara verse de tasarımları yeni jenerasyonların güçlü kadınları tarafından benimsenen Mugler, kariyerine tasarımcı ve sanatçı olarak devam ederek öncü vizyonunu yaşatıyordu. 

80’li ve 90’lı yıllarda moda sahnesinin en etkili isimlerinden biri olan Mugler, power dressing kavramı ile kalıpları kıran couture akımının öncüsüydü. Ünlüleri model olarak kullanan ilk isimlerden olan Mugler, kariyeri boyunca moda ve kültürün birleşim noktasını oluşturdu. Abartılı 80’ler siluetleri, geniş kalıpsı omuzlar ve üçgen yapılı tasarımlar Mugler vizyonunun ürünleri iken, fetiş giyim, deri, lateks ve daha birçok tercih edilmeyen materyalin moda sahnesinde görülmesine neden oldu. Yaptığı her işte sınırları zorlamayı seven bir isim olan Mugler, cesur ve eşi benzeri olmayan zanaatkar bakış açısını modaya geri getirdi. 

Güç ve gösteriş her zaman Mugler tasarımlarında ön planda oldu. Özellikle Amazon kadını arketipinden etkilenerek aşırı yapılandırılmış, hatları belli, kışkırtıcı siluetler oluşturan tasarımcı, modaya yeni bir anlatım biçimi kazandırmış oldu. Belirgin kum saati figürleri abartılmış omuzlarla birleştirmeyi seven Mugler, geçmişteki koleksiyonlarında kadınları robot, motosiklet, tanrıça veya melek gibi farklı spektrumlarda tasvir etti. Özellikle 70 ve 80’li yılların beden farkındalığı ve fiziksellik akımlarından etkilenmiş olan tasarımcı, yetenek ve materyali insan vücudunda sergileme konusunda uzmandı. Mugler ‘in kullandığı materyaller üzerindeki kontrolü, modayı farklı medyumlar aracılığıyla fantastik gerçekliklere taşımayı başardı. Bilim kurgu, sürrealizm ve fetiş gibi unsurları birleştirerek kendine modada yeni bir alan açan Mugler, kostüme yakın ama aynı zamanda güç sembolü tasarımlar ortaya koydu. 

2003 yılında, Mugler modadan emekli olacağını açıkladı. “Moda çok güzel, insanın üzerindeki 3 boyutlu bir sanat gibi. Ama bana yeterli değil, bu yüzden de farklı şekillerde yaratacağım. Benim için moda artık doğru araç değil. Ama parfüm hala ilgimi çekiyor.” diye de belirtmiş bu kararının ardından. Sadece tasarımcı değil, sanatçı yönü de oldukça ağır basan Mugler ‘in, eskiden bir performans sanatçısı olduğunu defilelerindeki abartılı teatral moddan anlayabiliyoruz. Ünlüleri ve çeşitli görsel performansları içeren bu şovlar da Mugler’in kreatif vizyonun en büyük mirasları. Zamanının en çok satan parfümlerinden Angel’ın yaratıcısı olmanın yanı sıra, George Michael’ın “Too Funky” adlı klibini yönetmesi de tasarımcının bu çok yönlü kişiliğini vurgular nitelikte.

Mugler ismini taşıyan markadan 2002 yılında ayrılsa da kıyafet yapmaya ara vermedi. Beyonce’nin 2000’lerin sonundaki bilim kurgu içerikli Sasha Fierce görünümü bir Mugler eseriyken, tasarımcı Lady Gaga ve Cardi B için de kostümler tasarladı. 2019 yılında ise, Kim Kardashian için kristallerle kaplı bir latex Met Gala görünümü yarattı. Sophia Loren’in “Boy on a Dolphin” deki halinden ilham alarak yapılan tasarım ıslak bir couture elbise olarak hayata geçirilmiş.

Mugler’in teatral ve farklı dünyalara ait gibi görünen mirası akıllarda kalırken, avant-garde tarzı, yapılandırılmış siluetleri ve kadınsı tasarımları bugün bize ilham olmaya devam edecek ve sanatçı vizyonu derinden özlenecek.