Nattofranco’dan Noemie Aiko Sebayashi, Paris’in meşhur Carreau du Temple bölgesinde bir kahve için buluşmakta ısrar ediyor. Kendisiyle “yeni bir tasarımcı” olarak şimdi ismini vermeyeceğim ama hiç de yeni olmayan diğer Fransız markalarının yanı sıra iletişime geçtiğim için kızmış, ve yakın zamanda online olarak yayınlanmış ‘’ismi verilmeyen bir makale’’ dolayısıyla edindiği ilginin ardından konuyu açığa kavuşturmak istiyor.

“Nattofranco 2014’ten beri ortalıkta, yani aslında yeni değil, insanlar neden böyle söylüyor bilmiyorum.” Bu bir Franco/Japon aile mesleği ve 26 yaşındaki Noemie Aiko Sebayashi, Nattofranco ile sokak giyimi markasında ikonik olma yolunda ilerliyor. İlk röportajımızdan bir hafta sonra Belleville’deki stüdyosunda çalışıyor ve yapımcılarla, tedarikçilerle ve sipariş alıp vermekle dolu çılgın bir mekan işletiyor; Noemie için durmak yok. Verdiği enerji bulaşıyor ve giysilerini bir standarttan öte sokağın sanatla buluştuğu noktaya taşımaya uğraşıyor; “Bu markayı yaratmamın sebeplerinden biri araştırma yapmak ve geçmişime dair bazı cevaplar bulmak, ama Japonya’ya her gittiğimde Japon olma gerçeğine biraz daha da yaklaşıyorum.”

Noemie baba tarafından Japon, anne tarafından Fransız; “annem bir ofiste çalışıyordu ve babam reklam alanında sanat yönetmeniydi, ama şimdi bir restoranda aşçılık yapıyor.” Belli ki Noemie babasının yaratıcı tarafını almış, Nattofranco’nun websitesinde gördüğümüz ilüstrasyonları yapan kızkardeşi Nathalie de öyle; Franco’nun artistik estetiğine bakınca kızkardeşler arasındaki aşk ilişkisi ve tarzların bir araya geldiği ortada. Muhabbet Paris’te bir marka yaratmanın zorluklarına geliyor, ve Noemie hissiyatın New York’ta daha da iletken olduğuna değiniyor, Paris’te ise bu süreç “zaman alıyor” ve şu ana kadar gördüğü ilgi konusunda internet ve sosyal medya rolünün çok büyük olduğunu kabul ediyor. Marka için direk olarak Shigeo Okamoto, Peter Sato ve Takashi Koizumi gibi 80lerin Japon ilüstratörlerinden ilham alıyor, ve ardından büyürken hep babasının o günlerde okuduğu Japon gazetelerine baktığını, oradaki karakterleri ve ilk sayfalardaki politik figürleri gördüğünü anlatıyor, bir sigara paketini göstererek açıklıyor “şuna bakın, birisi, bir grafik tasarımcı aslında buna kafa yormuş, birisi bunu tasarlamış, yani bu neredeyse sanat.” Noemie’nin gözleri garip ve güzel olanı seçiyor, “burada bir çok dinamik etki var, ama hepsi babamdan ve köklerimden geliyor, kendimi Japon sanatına, ilüstrayonlarına ve modasına bağlı hissediyorum.”

Fotoğraf / Photography: Tabitha Karp

Daha sonra konu onun etkilendiği ve ilham aldığı şeylere geliyor, ve ona ilham verenin giysilerini giyen insanlar olduğu ortaya çıkıyor, “tonlarca tutkum ve ilham perim var, yarı Japon çok güzel kızlar. Japonya’dayken hafularla tanıştım, Japonca’da yarı yarı olan insanlara böyle denir, orada yarı Hırvat yarı Japon bir kızla tanışmıştım. Kendisi de tavırları da çok güzeldi, sanki tüm giysileri onlara verebilecekmişim gibi hissettim, orada yeni nesil hafular var” ama iş burada bitmiyor “Japonya’da tanıştığım bir arkadaşım ve inanılmaz bir sanatçı, ismi Monika Mogi, ve benim için en iyi fotoğrafçı o, henüz 23 yaşında. Adeta 80lerin arşivlerinden çıkmış gibi fotoğraflar yaratıyor. Onun ilham perileri kıvrımlı ve gerçek kadınlar.” Noemie’nin Japonluğun ne anlama geldiğini ve gerçek doğasını bulacağı ortada, ve bu her yeni koleksiyonda kendini daha çok belli edecek.

Fotoğraf / Photography: Tabitha Karp

Son olarak, Noemie’ye eğer kendisi gibi genç markaların günümüzde moda olduğu gibi müzik sanatçıları vs.lere bağımlı olup olmadığını ve bunun bir markanın ruhunu öldürüp öldürmediğini soruyorum. Sosyal medyanın varlığından bahsediyor ve evet, müzisyen de olsa, sanatçı veya ticari markalar da olsa işbirliklerinin gerekli olduğunu ,”şu kesin ki konu ticari işbirliklerine gelince büyük markalar Nattofranco gibi hip, havalı ve genç markalara, ve benimki gibi markalarsa büyük markalara ihtiyaç duyuyor, bu elverişlilik üzerine kurulu bir ilişki.” Bunun ardından, Noemie’nin uçması gerek, yerinde duramıyor. Yapacak işleri, kazaktan kazağa ele geçireceği insanlar var.

 

Fotoğraf: Palden Macgamwell