Kiarostami, fotoğraf, şiir ve deneysel filmler üzerinde yıllarca çalıştıktan sonra İtalya’da geçen narin, buruk bir komediyle anlatısal sinemaya ilgi çekici bir dönüş yapıyor. Orijinallik, sanat yaratımı, evlilik ve kadın/erkek ilişkilerini tartışan Certified Copy’de seyircisini karakterlerle birlikte felsefik bir Toscana seyahatine çıkarıyor.

Toscana’da bir sanat galerisi işleten çekici ve uçarı Fransız bekar bir anne (Binoche), resmi bir kitap konferansında İngiliz yazar James Miller (Shimell) ile tanışır. Yazar, orijinal sanat ile kopyaları arasındaki farktan bahseden bir kitabın tanıtım turundadır. Sanatla ilgilenen Binoche, yazar ile tanışmak ister ve antika dükkanının adresini bırakır. Dükkana gelen yazar Miller, son gününü etrafı gezerek geçirmek istemesiyle ikili bir araba yolculuğuna çıkarlar. Plansız çıkılan bu yolculukta evliliğe, sanata ve kadın erkek bakış açılarına karşı bitmeyen bir sohbet başlar.

“Look at your wife, who has made herself pretty for you. Look. Open your eyes.”

Binoche, aynı anda kırgın, manipülatif ve baştan çıkarıcı bir karakter oluşturmak için zahmetsizce İngilizce’den Fransızca ve İtalyanca’ya geçerek bir komedyen gibi yeteneklerini sergilerken, karizmatik James’e karşı açık bir şekilde yaklaşır ve küçük oğlunun sinir bozucu telefon görüşmelerini savuşturur. Gittikleri kafede bir yanlış anlama sonrası, James’i evli bir çiftmiş gibi davranmaya iter ve bu da bir dizi eğlenceli ama kafa karıştırıcı tartışmaların kapılarını aralar.

“I’m afraid there’s nothing very simple about being simple.”

Filmin bu noktasından sonra kopya ile orijinal arasındaki köprüler yıkılmaya başlar. İkilinin diyalog dinamikleri değişirken, izleyicinin aklından bir soru işareti belirir: hangisi gerçek, hangisi sahte? İlk kez tanışıyormuş gibi yapan bir çift mi yoksa evli gibi davranan iki kişi mi? İki bakış açısı da olası gerçeklikleri yansıtır. ​​Belki de Kiarostami’nin amacı, sanatçının seçtiği gerçeğin nasıl olduğunu ve orijinal sanattan bir kopyaya nasıl aktarabileceğini göstermektir. Yazar James, kitabında orijinal bir sanat nesnesi ile kopyası arasında önemli bir fark olmadığını ve kopyanın bazen orijinalinden bile daha çok sevildiğini söylerken “Sanat, hakikatten daha değerlidir.” diyen Nietzsche’yi akıllara getiriyor. “Certified Copy” erkeklerin ve kadınların düşünme biçimlerini evlilik temasıyla kurnazca araştırıyor. 

Toscana sokaklarında kaybolan orijinalin ve kopyanın izini linkteki playlistimizle takip edebilirsiniz.