Midnight Asia: Eat – Dance – Dream, Doğu Asya’daki çeşitli şehirlerin gece hayatını gösteren bir seyahat belgeseli. Ancak çarpıcı sinematografisiyle ve ışıltılı sunuş tarzıyla, bizlere Asya’nın derinlerindeki o gizli kapılara bir geçiş hakkı tanıyor.

Joe Evans’ın kamerası sırasıyla Tokyo, Mumbai, Seul, Manila, Bangkok ve Taipei’i ziyaret ediyor ve bizlere bu şehirlerin gündüz bile ışıltısını kaybetmeden capcanlı durabildiği gerçeğini gösteriyor. Adeta bir belge niteliğinde olan bu sanatsal belgesel, bilinmedik kapıları aralıyor ve bu yerlerdeki kültürlere şaşalı bir ışık tutuyor. Geceleri Tokyo’ya yukarıdan bir bakış atabilirken, otoyolda yanıp sönen ışıklar yayan bir dizi modifiye spor araba görebiliyoruz. Bilinenin ötesine bir yolculuk vaadi sunan yapım, koyu perdelerin ardından neon bir perspektif sunuyor.

Japon’ların oldukça “çalışkan” oldukları deyimi hepimize tanıdık geliyor. Peki biri gündüzünü bu kadar çalışarak geçirdikten sonra ne yapmalı? Gecenin her saatinde size bir partiden diğerine atlama imkanı sunan ve tercihlerle dolu bu renkli şehirde, tek seçeneğiniz “partilemek”. Hem de çok sıkı! Tokyo bir olasılıklar şehri. Tüm bu olasılıklar içinde kendinize ait bir yer bulmak çok kolay ve konforlu. Gündüz kim olmanız gerekirse gereksin, geceleri istediğiniz kişi olabilirsiniz. İster 85 yaşındaki Dj Sumircok’un mekanında tekno müzik dinleyebilir, isterseniz mahremiyeti kutsal sayan bir fetiş partisine dahil olabilirsiniz. Akşamüstü Seul’de Makgeolli’nizin keyfini çıkarırken, ilerleyen saatlerde gece hayatını

sağlıklı yaşama entegre etmeye çalışan “Gizli Yol Koşusu Kulübü” ile Han nehri kenarında bir tur atabilirsiniz. Ya da kendinizi şımartmak istediğiniz bir akşam Mumbai’nin renkli ama yaramaz sokak lezzetlerinin keyfini çıkarabilirsiniz. Ufacık kapıların nasıl kocaman dünyalara açıldığı gizemi, yukarıda saydığımız tüm şehirlerde bu yapısını koruyor.

Yapım herhangi bir şehre ev sahipliği yapmıyor, bunun yerine o bölgelerde gece yarısı etkinlikleri yaratan benzersiz figürlerin kişiliklerine odaklanıyor ve karakterlerin kendi hikayelerini kendi yollarıyla anlatmasına izin veriyor. Sıcak ve samimi sohbetlerin eşlik ettiği mekanlarda kendiniz olabilmenin benzersiz hazzını yaşamak, yalnızca bu bölgeleri daha çok görmek istemenizi tetikleyecek. Şehrin canlı ve genç ruhunu neon detaylarla katbekat arttıran bu 6 bölümlük artistik belgesel, kısa sürede sizi ağına alıyor ve parıltılı bir iz bırakıyor.