Afrika kökenli sanata ve sanatçılara karşı bir merakı var. Günlük Instagram postları yeni yetenekleri sergileme ve kabul ettirme konularında sosyal medyanın bir araç olarak etkisini öne çıkartırken bir yandan da sanat ve Afrika kökenli çağdaş sanata dair farkındalık kazanmamızı sağlıyor; tabii bu zamana kadar kazanmadıysak. Kim Drew’un @museummammy hesabı bütün insani duygularımızı internet üzerinde ifşa ettiğimiz yeni gelişen kültürden ayrı bir noktada duruyor. İşte Bayan Drew ile aramızdaki fark da tam burada; @museummammy bizlere sanat ile “siyah hayatlar önem taşıyor” mottosunun birbirine çok yakın olduğunu gösteriyor. Bayan Drew, Instagram’ın dinamiklerini değiştiriyor.

Bize biraz neler yaptığınızı anlatır mısınız?

2011 senesinden beri Afrika kökenli sanatçıları desteklemek ve onların eserlerini paylaşmak amacıyla başlatılmış Black Contemporary isimli bir Tumblr blogu üzerinde çalışıyorum.

Kenny Rivero, Where the People Lived, 2011
Böyle bir şey yapmayı her zaman istemiş miydiniz?

Daha gençken hem Naomi Campbell hem de Oprah olmak istiyordum. Hala böyle bir arzum var.

Söz konusu Instagram ve sanat olduğunda kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bugünkü sanat dünyasını keşfetmek için Instagram inanılmaz bir araç haline geldi. Müzeleri, küratörleri, koleksiyonerleri takip edebiliyorsunuz. Doğru kişileri takip ettiğiniz takdirde bir tür sanal VIP erişim elde etmiş oluyorsunuz; geçmişte böyle bir şey mümkün değildi. Bana gelince, ben de dünyamı takipçilerimle paylaşarak bu erişimi sermayeye çevirmeye çalışıyorum. Miami veya Venedik’e gittiğimde herkesi yanımda götürüyor ve gördüğüm şeyleri onlara da gösteriyorum

Genç ve deneyimsiz sanatçılar için Instagram’ın var olan en provokatif ve yaratıcı platform haline geldiğine şüphe yok. Ama dedikleri gibi, her güzel şeyin bir sonu vardır. Instagram ve sanatın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Instagram uygulamasının altyapısı sanat dünyasının yüksek ölçüde görsel kültürü için adeta biçilmiş kaftan. Instagram, kültürel kuruluşların gelecekte de varlıklarını koruyabilmeleri için gereksinim duydukları müşterilerle iletişim kurmalarını sağlayan bir araç vazifesi görebilir. Bu uygulama aynı zamanda sanatçılar için de harika bir araç çünkü bu yolla (uygun biçimde kullanıldığı takdirde) eserlerini daha fazla gözün görmesini sağlayabilirler. Örnek vermek gerekirse Lena Dunham, Grace Miceli’nin eserini görmüş ve bahsi geçen eser şimdi GIRLS dizisinin setinde Lena’nın soyunma odasında duruyor. Grace’in de şöhreti Instagram’da yakalayan birkaç diğer sanatçı gibi gerçekten zekice, eğlenceli ve kadın gücüne dayalı bir hesabı var. Tam da bu işe odaklanması ve yoğun biçimde çalışması Grace’in hesabını gereken kıvama getirmişti ki Dunham bu hesaba denk geldi. Gelecekte hepimizin bu platformda uzmanlaşacağımızı hayal ediyorum; bakalım ondan sonra neler olacak! Söz konusu sosyal medya olduğunda yeni trendleri tahmin etmek kolay değil – özellikle de yaratıcı alanlarda. Uçsuz bucaksız bir derya.

Lauren Kelley, Pickin’, 1999
Eserlerinizin nasıl bir etki yaratmasını umuyorsunuz?

Kariyerimde bana ilham veren isimlerden bazıları: Thelma Golden, Linda Goode Bryant, Sandra Jackson-Dumont, Franklin Sirmans, Huey Copeland… Ve bu liste uzar gider. Hem eserleri hem de sanatçılara olan bağlılıklarıyla benim gibi insanların yolunu açtılar. Hepsi de çıtayı yüksek tutan, mükemmeliyetçi karakterler. Ben de kendi ilgi alanları ile meraklarının peşinden giderken ellerinden gelenin en iyisini yapmaları yönünde başka insanlara ilham verebilmeyi umuyorum.

Black Contemporary Art nasıl ortaya çıktı ve gelişti?

Harlem’deki The Studio Museum’da staj yaptıktan sonra 2011 senesinin Mart ayında Black Contemporary Art’ı başlattım. Ücretli yaz stajım bittiğinde daha önce sanat tarihi derslerinde adını bile duymadığım çok sayıda sanatçının varlığından haberdar olmuştum; bu konuda kendimi geliştirmeyi sürdürmek için bir alan arayışına girdim. Yaptığım araştırmalar sonucunda bu ihtiyacı karşılayan herhangi bir blog veya websitesi bulamadığım için kendim bir tane kurmaya karar verdim. Blogu kurduktan sonraki sene şimdilerde An Assembly isimli bir blogu olan Coco Lopez’in de ekibe katılmasıyla blogun üzerinde çalışarak bugün bildiğiniz haline getirdik. Tamamen internet üzerinden yürüyen bir ilişkimiz vardı çünkü blogun üzerinde çalışmaya başladıktan ancak bir sene sonra Coco ile yüz yüze görüşebildik.

Kenny Rivero, Homage to the Three Three (PE, NYK), 2015
BCA’e istinaden tarihte en beğendiğiniz sanatçı kim?

Gerçekten şu anda en beğendiğim tek bir sanatçıdan bahsetmem mümkün değil. Bununla beraber, şu aralar Noah Purifoy’un eserleri ilgimi çekiyor. Kariyerini kutladığı Junk Dada isimli monografik sergisi bugünlerde LACMA’da görülebilir. Bana kalırsa Purifoy insanı hayrete düşüren bir sanatçı çünkü kendisini komünitesine adamış. Watts Towers Art Center’ın kurucu direktörü olan Purifoy, sanatçıların stüdyolarının dışında yaptığı önemli işlere örnek teşkil ediyor. Onun bu gayreti bana blogtaki çalışmalarımla komüniteye destek olmak ve güçlendirmek için halihazırdaki potansiyeli zorlamaya devam etmem yolunda ilham verdi.

BCA’in en tatminkâr yönü ne oldu?

Black Contemporary Art gerçek anlamda vericiliğinden hiçbir şey kaybetmeyen bir hediye gibi. Bu blog benim kariyerimi şekillendirmemde bir araç işlevi gördü. Bunun dışında, yeni ortaya çıkan sanatçıların kariyerlerinde teşvik edici bir faktör oldu ve dünyanın dört bir yanındaki insanların araştırma çabalarında daha zengin sonuçlara ulaşmalarını sağladı.

Son olarak, bu aralar ne okuyorsunuz?

Şu anda Michele Wallace’ın Black Macho and the Myth of the Superwoman kitabını okuyor ve Fluid States (of America)’ya odaklanan gelecek bir MoMA R&D sergisi için birtakım okumalar yapıyorum.

Her gün işe gidip gelirken bir saat yolculuk ettiğim için bu zamanı yeni kitaplar okuyarak veya Pocket uygulamama kaydettiğim makaleleri inceleyerek değerlendirmeye çalışıyorum.