Nazi paranoyasının bir çocuk özelinde Alman halkının gözüyle hicvedildiği film, Nazi-savaş-Yahudi üçgeni altında konuya özgün bir pencereden bakıyor. Çokça gülümseten ağır bir dram olan Jojo Rabbit’te savaş değil savaşla ilgili ironiler güldürüyor. 

Hitler Almanyasını nispeten komediye dönüştürmek ve düşündürürken yer yer güldürmek nasıl mümkün olabilir ki? Yeni Zelandalı yönetmen Taika Waititi’nin şahsına münhasır bakış açısıyla küçük bir çocuğun gözünden dönemin Nazi Almanyasını hem acımasız hem de masum gösterebiliyor. Bazı sahnelerde gülümsemeye yeltenilen anlarda pişman olmak mümkün. Çünkü absürt bir komedi de olsa ve senaryo bir kurgudan ibaret olsa da Yahudi Soykırımı gerçekten yaşandı. 

Savaşı ve ırkçılığı masum bir çocuğun gözünden anlatmak bir o kadar sarsıtıcı ve bu bir ilk değil. Nitekim yine Nazi Almanyasını anlatan Hayat Güzeldir filminde de çocuksu bir bakış var. Ama Jojo Rabbit’i farklı kılan absürtlüğü. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri ise Jojo’nun hayali Hitler’le olan dialogları. 

Yahudisavar bir toplumun içinde nefretle büyüyen Jojo, tamamen öğretenle ırkçı olmaya bir nevi çalışsa da evin içindeki hayaletle karşılaştığında işler değişiyor. Yahudi bir kızın evde saklandığını öğrenmesiyle mitlerin aslında doğru olmadığını anlıyor ve sorgulamaya başlıyor. Kendini Nazi olarak tanıtan küçük bir oğlan çocuğu, savaş karşıtı bir anne ve bir Yahudi aynı çatı altında. 

Güzel renkler, insanlar, tatlı bir çocuk, güzel bir kız hatta sevimli bir Hitler. Filmi orijinal ve mükemmel yapan da bu zaten. Her şey komik ama aslında bir o kadar da gerçekçi. Bazı diyaloglar çok derin ama gereksiz drama sürüklemiyor. Film Nazizmi anlatsa da filmin bir diğer konusu çocuk psikolojisi. Bir çocuğun yalnızlığı, içine düşürüldüğü vahşete rağmen merhameti, bir kız çocuğunun kadın olmanın ne olduğuna dair merakı gibi çocuklara dair birçok şeyi bulmak mümkün. 

Jojo ve en yakın arkadaşı Yorki ile arasındaki muhabbetler dünyanın gidişatından habersiz, kendince havalı, kahramanca geldiği için üstlerine yüklenen vazifeyi bir tiyatro oyununda oyuncuymuşçasına yerine getiriyor. Filmdeki çocuk oyuncuların katkısının büyük olduğu kesin. 

Savaşın en çirkin yüzünün illa vahşet dolu, kasvetli sahnelerle gerek olmadan yer yer naif ve eğlenceli bir şekilde gösterilebileceğini anlatan filmin mesajı Jojo’yu canlandıran Roman Griffin Davis’e göre olaylara başkasının gözünden değil kendi gözünden bakmak. 

Nazi Almanyasında hissetmek için değil ama dönemin müziğini merak edenleri playlist’e alalım: