imperfect, analog, as is.

Unframed15 Şubat 2026
imperfect, analog, as is.

Kimlik, tıpkı persona gibi, sürekli hareket halinde, çok sesli. Merak için de biraz yer açınca işler leziz bir şekilde karmaşıklaşıyor. Kim olacağını seçmek, ne giyeceğini seçmekten o kadar da farklı değil; asıl özgünlük, zevkine inanmakta. Kusurlu, analog, olduğu gibi.

Nostalji, en insani bağımlılık; parlak ve vintage dokularda kurdelelerle sarılı, uyanmaya kıyamadığın bir gündüz düşü misali… Pam görüntülerle düşündüğünü söylüyor ve kendi arşivinden hikayelerle bizi karşılıyor. Geçmişin kıyafetleri üzerinde, şimdinin rolünü oynuyor. Gerçekliğin her yerinde gerçeküstünü bulabiliyoruz, çılgınca değil mi?

YANKI Pam Nasr kendi kelimeleriyle kimdir?

PAM New York’ta yaşayan Lübnanlı bir film yönetmeniyim. 

YANKI Kendin olmaktan en çok keyif duyduğun şey ne? 

PAM Bu bir aslan burcuna asla sorulmaması gereken bir soru!

YANKI Dubai’de, Beyrut’ta, Londra’da ve New York’ta yaşadın. Bu farklı şehirler senin görsel diline ve kişiliğine nasıl yansıdı? 

PAM Her şehri hayatımın ayrı bir bölümü olarak görüyorum. Dubai, çocukluk evim — beni köklendiren, aile ve dostluk değerlerini içselleştirmemi sağlayan yer. Bu değerler hem hayatımın temeli oldu hem de filmlerimdeki ana temalar olarak kalmaya devam ediyor. Londra’da dünyaya ve yaptığım işe duyduğum merakı keşfettim. Stil eğitimi aldığım, kendime denemeler yapma özgürlüğünü tanıdığım ve yaratıcı dilimi şekillendirdiğim yerdi. Beyrut benim için bir dönüm noktası oldu. Çocukluğumda sayısız tatilimi orada geçirmiştim ama üniversiteden sonra ilk kez Beyrut’ta yaşamak, köklerimle daha derin bir bağ kurmamı ve ilerleyeceğim yönü daha net görmemi sağladı. Sinemanın beni çağırdığını orada fark ettim, bu da beni New York’a taşıdı. 2017’de burada yönetmenlik üzerine yüksek lisans yaptım ve bir daha ayrılmadım. New York’ta yeterince uzun süre kalırsan, birçok farklı hayat yaşarsın. Ama değişmeyen tek bir şey var: bu şehir kendini ifade etmeyi ödüllendiriyor. Bu da benim için her zaman bir sabit nokta oldu.

YANKI Sence evin sen neredeysen orada mı, yoksa kalbinin olduğu yerde mi?

PAM İkisi de. Ev kavramı bir his, zamana göre değişiyor ve bir mekanla tanımlanamıyor. 

YANKI Görsel diline ya da hikaye anlatımına sızan belirli anılar veya kültürel unsurlar var mı? Yoksa bu, her zaman orada olan daha temel bir parça mı?

PAM İlk anılarımdan biri, sekiz yaşındayken ailemle çıktığım bir gemi yolculuğundan kalma. Üst güvertede, jakuzide oturan bir kadın vardı, bikinisiyle uyum sağlasın diye kırmızı oje sürüyordu. Tırnakları uzun ve ovaldi. Oje sürmesi bitince kollarını jakuzi kenarına koydu. Yeni sürülmüş oje suyun yüzeyine hafifçe değdi. Tırnaklarından damlalar akarken şunu düşündüğümü hatırlıyorum: “Damlalar kırmızı değil!” Tamamen büyülenmiştim. O kadının çok korkusuz olduğunu düşünmüştüm, o an benim için bir filmdi adeta. 

YANKI Konfor alanları hakkında ne düşünüyorsun?

PAM Onlara sahip olmak gerekli. Ama bir başka gereklilik de konfor alanlarını arada bir zorlamak, ki davranışların bir kısır döngüde sıkışıp kalmasın. 

YANKI Söz konusu hayat olduğunda cesur olduğunu düşünüyor musun? 

PAM Bu benim için oldukça katmanlı bir soru; ama evet, cesurum diyebilirim.

YANKI Yaratıcılık senin için ne anlama geliyor? 

PAM Kavramsallaştırma, sorun çözme ve hayata geçirme yetisi.

YANKI Yaratıcılıkla olan ilişkin nasıl şekillendi? Sence yaratıcılık bir yaşam biçimi mi yoksa bir karakter özelliği mi? 

PAM Merakım ve üretme heyecanım sayesinde şekillendi diyebilirim. Yaratıcılığın, farklı biçimlerde hepimizin içinde var olduğuna inanıyorum; ama aynı zamanda bizim de katılımımızı talep ediyor. Pandemi döneminde, bilinçli olarak ondan uzaklaştığım bir süreç yaşadım. Yaptığım işle dünyayı kurtarmadığımı hissediyor, bu yüzden onu anlamlandırmakta zorlanıyordum. Bu bakış açısını aşmak zaman aldı. Aşabildiğimdeyse yaratıcılığımın eskisi gibi doğal akıp gitmediğini fark ettim. Uzun süre uykudaydı, onu yeniden beslemem gerekti. Bu deneyim bana şunu öğretti: yaratıcılıkla istikrarlı bir ilişki kurmak çok önemli. Onu beslemek, yenilemek gerekiyor ki gelişmeye ve dönüşmeye devam etsin.

YANKI Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekil buluyor?

PAM Özgün olmak ve fazla düşünmemek arasında bir karışım. 

Stills from Clams Casino (2018)

“New York’ta yeterince uzun süre kalırsan, birçok farklı hayat yaşarsın. Ama değişmeyen tek bir şey var: bu şehir kendini ifade etmeyi ödüllendiriyor.”

-Pam Nasr

YANKI Kariyerin için tanımlayıcı olan spesifik bir an veya eser var mı?

PAM İlk kısa filmim, Clams Casino (2018). Kendi kendine yaratacağı dünyayı hiç tahmin etmemiştim; benim için birçok kapı açtı. Bugün yaptığım işlere hala yön veriyor çünkü tamamen içgüdülerimle ve mutlak bir eminlikle yapmıştım — sık sık geri dönüp baktığım bir iş. Sevdiğim her şeyi barındırıyor içinde; aile, moda ve mizah. 

YANKI Bir önceki röportajlarında işlerini gerçekçi sürrealizm” olarak tanımlamıştın. Hala öyle hissediyor musun? Bu yaklaşım nasıl senin imzan haline geldi?

PAM Hayatın kendisinin zaten sürreal olduğunu düşünmüşümdür. Benim işlerimde mesele, bunun gündelik yaşamda zaten nasıl var olduğuna dikkat etmek ve sonra bunu kendi görsel dilime aktarmakla ilgili. Benim amacım o gerilimi yakalamakta; gerçeği alıp temellendirirken, içindeki tuhaflığın ya da güzelliğin görünmesine izin vermekte. “Gerçekçi sürrealizm” ifadesi, o içgüdüyü adlandırma biçimim haline geldi ve zamanla kendiliğinden imzam haline geldi.

YANKI Bugünün gençlik kültürü kendi kendini şekillendiren, son derece bağımsız bir yapıya sahip. Z kuşağının kolektif yaratıcılığının hem senin üretimine hem de genel olarak sektöre nasıl yön verdiğini düşünüyorsun?

PAM Üretim biçimlerinde bir doğrudanlık, tüm o ham denemeleri “yayınlama” cesaretlerinde ise bir korkusuzluk var. O enerji, kafamın içinden biraz daha çıkmama yardımcı oldu.

YANKI Moda alanında başlamış biri olarak, stil ve tasarım geçmişin sinema yapımını nasıl etkiledi?

PAM Olabilecek her şekilde. Bence, sinema sanatı modasız var olamaz. Duyguyu görüp hissedebileceğin bir şeye dönüştürüyor moda, ki bu da yaratım sürecimin merkezi. Fotoğrafik bir hafızam var; bu yüzden doğal olarak imgelerle düşünürüm. Ve her zaman izleyicide iz bırakan, güçlü görsel kareler üzerine kurulu filmler yaratmaya çalışıyorum.

YANKI 1970ler ve 1980lerin estetiğine bir sempati duyduğunu söylemiştin. Bu dönemlerin, sanatında ve tarzında seni kendine çeken tarafı ne?

PAM Parlak, cüretkar, disko, drama!

YANKI Son olarak, genç yaratıcılara ve bu yola ilk baş koyduğundaki genç haline nasıl bir tavsiye verirdin?

PAM Birlikte yaratabileceğin bir, iki arkadaşın olsun. Kendini çok ciddiye alma ve her zaman eğlence için bir alan bırak; bu sayede zihnin açık kalıyor. 

Talent Pam Nasr
Interview by Yankı Tan
Photography by Prod Antzoulis


Author: Based Istanbul

RELATED POSTS