Kıyafetlerimizin içinde iyi ve güzel hissetmemizi sağlayan pek çok etken var fakat hepsinin buluştuğu nokta, aidiyet. Çok sevdiğimiz ya da yakışacağından emin olduğumuz parçalar için bile bu testi geçememek bir yol ayrımına sebep olabiliyor.

Ait hissetmek, geri dönmek, güç bulmak aslında son zamanlarda hepimizin sıkça sorguladığı kavramlar haline geldi. Geçen zaman insan eliyle üretilen her parçayı doğadan uzaklaştırmış olsa da, en azından üretim bazında, zamanın çizgisel olmadığını kesin bir dille söyleyebiliyoruz. Tasarımlar, moda, sanat dünyası ve onların liderliğinde beğeni ve algılarımız da sık sık geçmişe dönmeye meyilli. Ait olma kavramını da aslında tam da bu geçmişe dönüşler üzerinden daha kuvvetli hissetme şansı buluyoruz. Tamamen yeni olsa dahi özümüzden bir şeyler barındırdığını hissettiğimiz her parça bize kendimizi daha iyi hissettiriyor. Ve özümüzün derinliklerinde ise tabii ki doğa yatıyor.

Çarpıcı, kendinden emin ve cool bir kadın duruşunu benimseyerek tasarımlarına işleyen New Arrivals yeni koleksiyonu Neo-Amazônia’da bizi cesur dokunuşlarıyla özümüze götürüyor. Amazon’un vahşi jaguarlarından, Bolivya’nın çöllerine vuran güneş ışınlarından ve Güney Amerika’nın kayalıklarında yetişen çiçeklerden ilham alarak oluşturulan Neo-Amazônia doğallık ve ihtişam arasında eşsiz bir denge oluşturuyor. Günbatımından sabahın ilk ışıklarına kadar parıldamanızı sağlayacak koleksiyon şehrin içinde köklerinize ait hissetmek için birebir.