Kimlikli kimliksiz… Dinçer İşgel kendisini bu sözlerle tanımlıyor ve yegâne isteği; yolda olma halini daimi olarak korumak. Ev kavramını dahi bununla özdeşleştiriyor ve maddenin gereksizliğinin altını çiziyor; “Kendimi belirli bir sınıfa koyma ihtiyacı hissetmiyorum. Madde benim için gereksiz bir kavram. Bu yüzden her zaman seyahat edecek ve yaşayacak kadar kazanç elde ettim. Sevginin, ruhu beslediği düşüncesi ile hareket ediyorum.” İlkel insanın iç güdülerine sahip olduğunu ve bunu kamerasına da yansıttığını söyleyen Dinçer, 15 yaşında 36’lık pozlarla başlayan macerasını günümüzde telefon kameralarına evirse de ruhunu hep korumuş.

“Sözel iletişim benim tarzım değildir. Beynim daha çok görsel mekanizma ile çalışıyor. Çoğu zaman hislerimi, duygu ve düşüncelerimi sözle yansıtamıyorum. Benim dünyamda söz yeterli güce sahip değil, bu yüzden kendi görme biçimim, daha kaotik daha farklı işliyor.”

Dinçer’in benimsediği bu iletişim biçimi onun “görmezden gelineni gösteren” karelerinin de nedeni. Sevgi, özgürlük gibi kavramların en çarpıcı şekilde hissedildiği görselleri bu sebeple birçok farklı ruhu etkisi altına alıyor.

İlhamın her yerde olduğu motivasyonu ile sonsuz bir “yolda olma hali”ni düşleyen Dinçer için her şey üretimin tetikleyicisi olabilecek güce sahip. “İnsanları izlemek” kaynağı “Bir insana yardım etmek, o insani hissedebilmek. Duygularını, düşüncelerini anlayabilmek. İyi bir birey olmak istiyorum. Cebimi değil beynimi mutlu etmek istiyorum. “ huzurlu uyuyabilmek ise en büyük hayali… Dinçer’in filtresiz dünyasında kendinizi bulabileceğiz pek çok an gizli.

İstanbul’u hiç görmemiş birisine şehri nasıl anlatırsın?

İlham senin için ne anlama geliyor?

Bizi çocukluğundaki yaz günlerine götür!

Hepimiz karışık duygular içerisindeyiz, yaratıcılar için bir tavsiye!

Bugünlerde nasıl hissediyorsun?