Glitched Permanence

Unframed17 Ağustos 2026
Glitched Permanence

Durağan bir şey var olamaz. Zamanın sayılar, tarihler ve yıllar üzerinden esnetilmeye başlamasıyla ortaya atılan bir serap durağanlık. Yaratım bunun çok ötesinde gerçekleşiyor. Asla durağan değil. Yaratım süreci de o sürecin sonunda çıkan şey de hiçbir zaman sonu olan ya da sabit bir oluşum değil. Bir eser gerçekleştiği andan itibaren, sürekli momentumuyla evrilmeye, değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor.

Sanat huzursuzdur. Kendi çalkantısını asla kaybetmez. İnsan düşüncesi ve yaratıcılığı bir kibrit gibi çakıp alev alır. Gerçekliği geride bırakmanın ve en derin arzularına dokunmanın tuhaf bir cesaretidir bu. Pei Shan Lee’nin yaptığı da tam olarak bu. Kırılmalar, bozulmalar ve kaymalar… hepsi sanatının tam merkezinde yer alıyor. Onun için hiçbir şey gerçekten durağan değil, çünkü zaman var. Ve belki de işleri tam da bu yüzden o deformasyonları içinde taşıyor.

DURU Seni yaratmaya iten güç nedir?
PEI Merak, benim en büyük itici gücüm.

DURU Sence sanatı öldüren şey ne?
PEI Sanatı öldüren şeyin altında çok kapsamlı ve içinde yaşadığımız çağla derinden iç içe geçmiş sebepler yatıyor. “Yeni”nin ortaya çıkışı -ister teknoloji olsun ister değişen toplumsal eğilimler- geçmişin sanatını bir noktada kaçınılmaz bir şekilde boğuyor. Ancak insan düşüncesi ve yaratıcılığının son derece dirençli olduğuna inanıyorum; bunlar asla tamamen yok edilemeyecek şeyler.

DURU Sanatını bozulmuş gerçekliklerin bir koleksiyonu olarak mı görüyorsun, yoksa gerçeğe dönüşmeye çalışan düşsel fikirler olarak mı?

PEI Bence ikisinin bir karışımı. Benim için yaratmak, gerçeklikten kaçış anlamına geliyor. Bu dünyanın parçalarını bir araya getirip kesip biçme yöntemim gibi işliyor, aynı zamanda kendim için kurduğum bir dileğe dönüşüyor. Bu kopuş hissi, yaratımı gerçeklikten uzaklaşmak ve en derin arzularımı yansıtmak için kullanmak üzerine kurulu. Momentumumu besleyen şey de bu.

DURU Özgünlüğün giderek daha zor tanımlandığı bir zamanda yaşıyoruz. Sanat her zaman bir öncekinden ilham aldı, geçmiş bir bakıma şu ana ışık tuttu. Peki teknoloji bunun neresinde duruyor?

PEI Ne yaparsak yapalım her zaman bir referans noktası ya da taklit edilen bir şey vardır, bu çizgi her zaman bulanık ve ayırt edilemez. Teknoloji yalnızca bir araç. Yaratıcılar olarak gerçekten yapabileceğimiz şey ise kişisel deneyimlerimizi işin içine katarak tanıdık olanı yeniden düzenlemek, yeniden birleştirmek ve nihayetinde yabancılaştırmak… İzleyiciye normal olana karşı yabancılaşma hissini vermek.

DURU Yapay zeka sanatın için kullandığın bir araç gibi, yaratıcılığının yerini almıyor. Sence bu aracı sanatsal sesinin bir uzantısı olarak kullanmakla, bu sesi silmesine izin vermek arasındaki çizgi nerede yatıyor?

PEI Yapay zeka da benim için diğer tüm yazılımlar gibi yaratım araçlarımın bir uzantısı. Şu an internetteki tartışmalar olumlu ve olumsuz görüşler arasında kutuplaşmış bir durumda, ama teknolojinin akışına direnmek imkansız. Onunla savaşmak yerine, onu yaratıcı araçlarımızın bir parçası haline getirmek daha doğru geliyor. Nihayetinde yaratmak, içinde bulunduğumuz çevre tarafından derinden şekillenir. İnsanın o anki yaşamına ve dünyevi gerçekliklere büyük ölçüde bağlıdır…

DURU Yaratıcılığından şüphe duyduğun oluyor mu? Oluyorsa kendini o çıkmazın içinden nasıl çıkarıyorsun?

PEI Şüpheye düştüğümde, kolektif yaratımın insanı yeniden yere basan çok güzel bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Kendini fazlasıyla merkeze koymaktan uzaklaşmanı sağlıyor. Bilgi patlaması çağında yaşıyoruz; belki de her türlü yaratım yalnızca bir deneyim biçimi. Ortaya sevmediğin bir şey çıksa bile, bu hala değerli bir deneyim olarak kalıyor. Şüphe ve belirsizlik, bir eseri daha deneysel bir noktaya iten asıl katalizörler olabilir.

“Kusursuz mükemmellik beni itiyor. Kusurun peşinden koştuğumu söylemektense, uyumsuzluk hissine derinden çekildiğimi söylemek daha doğru olur. Yabancılaşma hissine ve gerçeklikten sapmış olma haline duyduğum hayranlık gibi.”

– Pei Shan Lee

DURU Görsel bozulmalar, kaymalar ve deforme olma hissi sanatının içinde sürekli var oluyor. Seni bu bozukluğa doğru çeken şey ne ve onun içinden güzelliği nasıl buluyorsun?

PEI Eserlerimde görsel bozulmalar ve kaymalar çoğu zaman bilinçli tercihler. Kusursuz mükemmellik beni itiyor. Kusurun peşinden koştuğumu söylemektense, uyumsuzluk hissine derinden çekildiğimi söylemek daha doğru olur. Yabancılaşma hissine ve gerçeklikten sapmış olma haline duyduğum hayranlık gibi.

DURU Hareket, sanatında çok güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Sanat sence durağan olabilir mi?

PEI Hiçbir şey tamamen durağan değil, çünkü “zaman” var. Zamansal boyuttan bakıldığında hareket her yerde. Bir görüntü donuk gibi görünse bile, zaman eserle izleyici arasındaki ilişkiyi sessizce dönüştürüyor. Her şey sürekli bir akış halinde. Durağanlık ise yalnızca zamanın esnetilmesiyle oluşan bir illüzyon…

From Based Istanbul N°46 ICONS, Redefined Issue.

 Buy your copy now!

Interview by Duru Ustaoğlu

Author: Based Istanbul

RELATED POSTS