Birbirini oldukça iyi tanıyan iki insanın tüm dünyanın altının üzerine geldiği bu günlerde bir röportaj değil bir anı niteliğinde denemesine ayıracağınız birkaç dakika; yazın yolda olma halini, arkadaşlığı, tutkuyu ve hayalleri özetliyor. Yolculuk teması üzerine kurulan tüm arkadaşlıklara, sevgilerimizle!

Senin için yol nedir? Yolculuk nedir? Arkadaş nedir?

Yol, benim için, var olan bütün dertlerimden kaçma şeklim galiba. Bir şeyle baş edemediğimi düşündüğüm zaman yola çıkma fikri beni rahatlatır. Sanırım, en büyük dertlerimden yola çıkarak ve yolculuk fikriyle kurtulduğum için, bir yere yol alırsam tüm dertlerimi geride bırakacağım gibi hissediyorum. Durduğum zaman evhamlarım da benimle duruyor ama yolda olduğumda onlardan uzaklaşıyor gibi hissediyorum. Doğru yol, doğru arkadaş, doğru koku, doğru müzik… Seninle çıktığım yolculuk da tam olarak böyleydi ama beni o yolculuğa sen çıkarmıştın. Arkadaş benim için, şu an fark ediyorum ki, yolda yan koltuğumda, hiç bir şey düşünmeden gidebildiğim insan.

Hayatındaki yolculukta olduğun insanları kategorilere ayırır mısın? Sevgi yolu, arkadaşlık yolu, aile yolu gibi tanımlara sokar mısın bu yolculukları? Yoksa hepsi birbirine girer ve en sonunda çıkmazlar mı olur?

Benimkinde galiba çıkmazlar olur, birbirine katıyorum çünkü hepsini.

Yola çıktığım insana çok fazla şey yüklediğim için yolları birbirine karıştırıyorum. Bazen de çıkmazlar oluyor. Sonra da geri vitese takıp bir yere çarpmadan nasıl  -çıkarım diye düşünürken buluyorum kendimi. Birilerini hiç o anlamda kategorilere ayıramadım galiba. Birinin yol arkadaşım olduğunu düşünüyorsam, ona bütün anlamları aynı anda yüklüyorum.

Peki bütün anlamları ayrıştırabileceğin bir dünya olacak mı? Olmalı mı?

Olmalı çünkü geriye çarpmadan gidebilecek miyim korkusundan çok yoruldum yetişkin olduğumu hissetmeye başladığımdan beri. Olacak mı? Uğraşıyorum.

Seni en çok ne üzer?

Bütün yolların birleşememesi.

Peki seni en çok ne sevindirir?

O yolun bir sürü gün batımı ile biteceğini bilmek sevindirir. Bir yerde sağa çekeceğim ya ben ineceğim ya o inecek diye korkuyorum.

Hırka, Pantolon NETWORK, Küpeler MTOY JEWEL, Güneş Gözlüğü : GUCCI

Hayatta çok şey paylaştık ve aslında samimiyetimizi bir yolculukla yakaladık. Sonra da birlikte bir iş yaptık. İronik bir şekilde bu işin adı da “Bir Yaz Gecesi Rüyası”ydı. Biz de gerçekten bir yaz gecesi bir yolculuğa çıktık. Efkarlı bir gecenin sonu da aslında bizim yaz gecesi rüyamızdı. Senin için yaz gecesi rüyası nasıl bir şey?

Ben tam yaz insanıyım. Yazın sabahını da akşamını da gecesini de severim. Yaz gecelerinde hep güzel anılarım, güzel karşılaşmalarım oldu. Seninle geçirdiğimiz zaman da öyleydi. Yaz, coşkuyla yaptım hiçbir şeyde beni hayal kırıklığına uğratmadı galiba. Benim için büyülü olan tarafı da o.

Yazı nasıl tanımlıyorsun?

Derdin varsa bir şekilde, yine yola çıkıp mutlu olabileceğin bir mevsim yaz. Galiba ömrümde hep en mutlu hatırladığım mevsim yaz. Dehlizlere girsem de rahatlıkla çıkabildiğim bir mevsim, çok güzel kokan bir zaman. Deniz, şampuan, güneş kremi…

Yazın geldiğini nerden anlıyorsun?

Bizim kiraz bahçelerimiz vardı İzmir’de. Kirazlar olduğunda bizim evimize küfeyle gönderilirdi. Kiraz yiyebildiğim gün askılı tişört giyebildiğim gün olurdu. Yazın geldiğini kirazdan anlıyorum.

Peki yaz aşklarına inanıyor musun?

Hiç inanmıyorum! Kış aşklarına inanıyorum. Kış aşkı olsun, yazın beraber tatile çıkılsın.

Hoodie, Turtleneck PRADA, Güneş Gözlüğü BURBERRY

Bize içerisinde deniz kum güneş olan bir hikaye anlat…

Ben meditasyon yaptığım zaman hep olmak istediğim yerlere giderim. Genelde de hep aynı hikaye gözümün önünde canlanır. Artık belirli bir yaş almışım. Sa larım çok uzamış. Üstümde kimono var. Kocaman camlı bir evim var keten perdeleri olan. Deniz kenarında tabi bu ev, kocaman bahçeli. Artık ayıkladığım ve birlikteliğimizden emin olduğum arkadaşlarımlayım. Yemek yemek için, ada mutfağında telaştayım. Çok güzel bir müzik  alıyor, duvarda en sevdiğim ressamların resmi var. Kendime de küçük bir atölye yapmışım evin içine. Olgunluğun tadını çıkarıyorum. Botoks yaptırmamışım hala, yüzümde çizgiler var. O zamana kadar sevdiğim adamı da bulmuşum bence. Yemek hazırlıyorum, ayağıma da kumlar yapışmış. Bir yandan onları süpürsem ayıp olur mu insanlara diyorum. Tenim de yanık baya tabii. Ev de mis gibi kokuyor. Bir de arka plandaki fıskiye sesi. Sonra hiç telaşsız gelmeye başlıyor sevdiklerim, bir bir dolduruyorlar kendi sandalyelerini. Güzel bir şarap koyuyorum önlerine bir parça mis kokan zeytinyağı ve kendi yaptığım sıcacık ekmekle. Ekmek şaraba sohbet bize katık oluyor beraber geçtiğimiz yolları ve günbatımlarını konuşuyoruz bugünümüze şükrederek. Günü batırıyoruz sohbet ve kahkahalarla. Ta ki yeni gün doğana kadar kadehler yeni sakin

yollara kaldırılıyor. Artık hepimiz bir bütün elmayız. Masanın tam ortasında boş şişelere eşlik, olgun kıpkırmızı parlıyoruz.

Yazın, onu diğer tüm zamanlardan ayıran, hayatımıza “artı bir” katan yanı ne senin için?

Yaz sıcak ya, bana yazın yapılan her şey sıcak ge iyor. Sohbet de sıcak geçiyor, ilişki de sıcak geçiyor. Edilen kavga bile samimi geçiyor. Yazın sıcaklığı bana gerçek samimiyeti çağrışıyor. Yazın artı biri sıcaklık sanırım.

Beyaz masa örtüleriyle doldurduğun, kocaman bir alan düşün. Orada belirli sayıda insanı mutlu etmek istiyorsun? Kimler onlar? Kimlere bu hayalini kurduğun sofrayı hazırlamak isterdin?

Çocuklar galiba.

Peki ne derdin o çocuklara? Nasıl bir dünya bırakmak isterdin?

Sizi hiçbir şekilde, yalnız ve değersiz hissettirmeyecek, yarı yolda bırakmayacağı bir dünya vadediyorum. Böyle demek isterdim sanırım. Sevgi, samimiyet ve dürüstlük bırakmak isterdim. Yalanı ve olunmak istenen yer için yapılan insan kayırmasını, samimiyetsiz poh poh dünyasını bırakmak istemezdim.

SOL; Gömlek, Etek ILA THE BRAND, Küpeler MTOY JEWEL
SAĞ; Üst, Tayt MARINE SERRE/ SHOPI GO, Ayakkabılar BOTTEGA VENETTA, Küpeler JAAGRAVII

Dünyadaki bir duyguyu ya da bir davranış biçimini yok etmek istesen, ne olurdu o?

Galiba beni en çok rahatsız eden insanların etiketlerine göre yapılan muamele. Onu tamamen ortadan kaldırmak isterdim.

Dünyadaki tüm insanların kalbine bir duygu yerleştirebilseydin, o ne olurdu?

Bence herkesin sahip çıkıldığına ve güvende hissetmeye ihtiyacı var. Benim en çok ona ihtiyacım var ya da.

Diyelim ki hayatta son beş dakikan ve tüm dünya seni dinliyor. Onlara ne derdin?

Kendi kendinizi manipüle etmeyin.

Sevdiğin insanların yolculuklarında yan koltukta otururken ve belki de onların ihtiyaçlarını , zaaflarını, çıkmazlarını , yanlış yollarını görürken ne hissediyorsun? Buna engel olamamak nasıl bir his?

Yan koltuktaki insanın zaafını gördüğüm zaman, içimden sadece “korkma ben varım” demek geliyor. O yanlış yollara gir, hataları yap ama ben arkanda ve yanındayım, birlikte geçeceğiz bu yollardan demek istiyorum. Bu güvenceyi birine veriyor olmak, ya da hissetmek çok önemli.

Yolda olmak, bir miktar melankolide ısrar etmek, yolun sana hissettirdikleri bir sanatçı için yakıt mıdır?

Tabii ki! Yoldan, melankoliden besleniyoruz biz. İyi ki de var melankoli.

Oyuncu Selin ile, kalp kırıklıkları, mutlulukları, zaafları ya da güçlü tarafları olan Selin ne kadar yakın gidiyorlar? Yol arkadaşı mı onlar?

Çok yakınlar, birlikte ilerliyorlar. 

Bluz DODO BAR OR/ BEYMEN, Pantolon PSC/ VAKKORAMA, Sneakers CONVERSE

Memnun musun oyuncu olarak yerinden?

Değilim. Yapmak istediğim çok şey var. Bunları mükemmel yapmak istiyorum. O nedenle kendimi hep eksik hissediyorum. Mükemmellik telaşına düşüp hep yanlış yollara sapıyorum. İçimde çok fazla şey var göstermek istediğim, taşan. Ama tam olarak gösterebiliyor muyum emin değilim. Ama galiba oyunculuk da böyle bir şey, hiçbir zaman emin olamayacağım.

Kendine o bir yaz gecesi rüyasını yaşatmayı hiç hak görmüyor musun peki? Kendimize dürüst olalım, negatifi de kapsayalım ama bazen de bir gecenin de rüyasını yaşamayı, tatmin olmayı haketmiyor muyuz? Bu kadarım ben, kendimle, yeteneğimle, fiziki görünümümle hayatımın bu anında bu kadarım demek için yeterli desteği görmüyor muyuz? İnsan kendiyle nasıl barışabilir?

Hayatımdaki insanların fikri benim için hep çok önemli oldu. Daha geniş açıdan baktığımda da o balonun içinden çıkmanın yolunu pek bulamadım aslında. Düşündüğüm zaman, yalnız olmaktan korkmamak sanırım bunun yolu benim için.

Bütün korkularımız, hayatta attığımız tüm adımlar tarihe geçmek üzere. Çocuk yapmak, yönetmenlik, oyunculuk, öğretmenlik, doktorluk… Hepsinde Tanrı rolünü oynamaya ihtiyacımız var. Benim, kendi adıma tiyatroda ısrar etmemin sebebi suya yazı yazmaya çalışmak. Sen, senden sonrası ile ilgili nasıl hissediyorsun? Anda mısın, yoksa geleceğe bırakacaklarında kayboluyor musun?

Az önce bahsettiğim büyük pencereli evimin hayalini kurarken hissim aslında o anda kalmak. Peşinde olduğum his o. Hayatta bize hep bir tamamlanma ihtiyacını hissettirdiler. 

Triko, Etek, Çanta, Güneş Gözlüğü MIU MIU

Hep bir “yarım elma”mızı arıyoruz hayatta. Sen de böyle hissediyor musun? Yarım mısın sence?

Eğer kendim olarak tamsam, bunun inan farkında değilim, keşke olsam. İleride Selin’i gördüğüm yer sana az önce bahsettiğim hayalim ise eğer, bunu ancak tam hissettiğimde yapabileceğimi biliyorum. Çünkü, bu benim için bir ütopya. Kendime yetebildiğimi hissettiğim noktada etrafımı güven çemberiyle sarıp hayal ettiğim yerde hayal ettiğim insanlarla o yemeği yiyebileceğim.

Kısa kısa;

Hayallerine ya da hayatına en yakın film hangisi?

Amelie.

Şarkı?

M.A.Y in the Backyard, Ryuichi Sakamoto

Resim?

Gaudi, Başak Cankeş

Antoni Gaudi’nin Casa Batllo binalarından esinlenerek çalıştığı bir çalışması var.

İşte o benim!

Bir de hayalim ya da hayatım diyemem ama hep olsam dediğim: Beach, Sally West

Mutluluğunu ilk kiminle paylaşırsın?

Annemle!

Selin’in UTOPIA’sını izlemek için linki takip edin!

Creative Direction by Duygu Bengi⁠⁠
Filmed by Emircan Soksan
Styled by Aras Kılıç ⁠⁠
Hair by Remiz Ateş
MUA Aslı Bilge, KLAN
⁠Production BI CREATIVE 
Head of Production Beril Odabaşı, Atakan Katlanç 
Prod. Executive Adem Özten
⁠Videography Assistant Nilay Eren
Color The Post Brothers
Fashion Editor Assistant Eylül Yekenkülüğ