Ayşe Bener modern zarafet ve mistik Batı vizyonunu temsil eden; sofistike, özgüvenli ve girişimci kadınlar için yaratılmış bir marka. İlhamını sadece kurulan bağlar ve yaşanmışlıkların ötesinde hayallerinden de alan Bener, 2021 kuruluşlu markasının geleceğine umut dolu bakıyor. Bener’in denge, zarafet ve ilham dolu dünyasıyla tanışın!

Markanızı tanımlarken “iki farklı kişiliğin tek vücutta birleşmiş hali, sakin ama coşkulu” cümlesini kuruyorsunuz, bu iki farklı ucun içerisinde bir denge yaratırken en büyük ilham kaynağınız ne oluyor?

Hayat da bir denge değil midir aslında? İyisiyle, kötüsüyle… Zorluklarıyla, kolaylıklarıyla. Bir gün sevincimizi paylaşırken bir diğer gün üzüntümüzle unutmaz mıyız diğer yarımızı.

İnsanlar tasarımlarıma hayat katıyor. Son dokunuş, dengenin yerini bulması bir elbisenin bir insanın üzerine uyması misali. İçimizdeki o coşkulu çocuğu unutmadan, sakinliğini koruyan; hem eğlenen hem de ayakalarını yere sağlam basan bir kadının dengesiyle uyumlu ilerliyor.

Koleksiyonunuzda kadın imajının güçlü, çekici ve diyonizyak tanımlayabileceğimiz bir hissiyatı var, adeta mitolojik bir hikaye gibi. Koleksiyonun ve tasarımların arkasında kurgusal bir dünyanız ya da esinlendiğiniz karakter veya hikayeler var mı?

Bir kıyafetin içinde kendinizi sizin de dediğiniz gibi güçlü, çekici ve güzel hissederken diğer yandan da rahat olabilmek koleksiyonumun hislere dayanan çıkış noktalarından biri. Bence güzellik, ya da çekicilik kalıplara sığmayan, kurallaştıramayacağımız kadar kişisel, bunu hissettiğimizde de karşıya bir ayna misali yansıttığımız bir şey. Kıyafetlerimi yaşatan bu kuralsız kadının Paris sokaklarında dolaştığını söyleyebilirim size. Benim için büyüleyici denecek kadar ilham verici bir şehir.

Orada eski bir binaya bakmak görselliğimi beslerken beraberinde bu zamana kadar getirdiği hikayeleriyle ruhumu da beslemiş oluyor. Bir esere, binaya, olaya ilk bakışımızda bir fikir ediniyoruz ama gerçekliğiyle bütünleşmiş, bağ kurmuş oluyoruz. Ben de bu zamana kadar kurduğum bağlardan, dinlediklerimden, gezdiklerimden, gördüklerimden, hatta belki de daha görememiş ama hayal etmiş olduklarımdan alıyorum ilhamımı.

Üretim süreciniz siparişi aldıktan sonra kişiye özel gelişiyor, hızlı tüketime alıştığımız bugünlerde hem beden ölçüleri hem de karar alma açısından müşteriyle beraber hareket etmeyi tercih ettiğiniz bu sürecin sizin açınızdan zorlukları ve tatminleri neler?

Benim için öncelikli olan şey müşteri memnuniyeti. Müşteri memnuniyetini sağlamanın bence birinci kuralı karşındakini dinlemek ve karşı tarafın ne istediğini anlamakla başlıyor. Hiç kimse standart ölçülere sahip değil yada bir insanı standart bir ölçüye oturtmaya çalışmak mantıklı değil. O yüzden kişilerin beden ölçülerine göre üretim yapıyoruz. Bu sayede de satın alan insanların yüzlerini güldürüyor, uzun süre dolaplarında yer edinecek kaliteli hammadde ve üretimin eseri kıyafetler sunmuş oluyoruz. Sonucunda da ortaya çıkarttığınız bir ürünün insanlar tarafından beğenilerek giyilmesi bence en güzel tatmin.

Bazen çok uzun süredir hayalini kurduğumuz işleri gerçekleştirmek daha da önemlisi bu yolda ilk adımı atmak zor ve sancılı bir süreç olabiliyor, hem insanın kendini ikna etmesi hem de hayalin gerçeğe dönüşmesi karşısındaki şaşkınlık nedeniyle. Moda sektörüne girmenin de sizin için bir çocukluk hayali olduğunu düşününce bu hayali gerçeğe dönüştürme süreci sizin açınızdan nasıl oldu?

Dünya olarak zor bir dönemden geçiyoruz, gerek ekonomik, gerek ekolojik gerekse sağlıksal olarak. Bu dönemde benim hayallerime ilk adımımı atmam tabii ki kolay olmadı. Ama ailemin tekstilci olması ve bana destek olmaları kendimi ikna etmemde, başka bir deyişle de güç bulmamdaki en büyük etken.

Moda benim kendimi ifade etme biçimim. Desenleri, renkleri karıştırmayı ve aksesuarlarla süslemeyi seviyorum. Bir kıyafeti fikir aşamasından gerçeğe dönüşürken ki yolculuğu izlemek mi daha büyük bir mutluluk yoksa insanların üzerinde görmek, beğendiklerini duymak ya da bazen gülümsemeleriyle bile mi mutlu olmak karar vermek güç. Şu anda A’dan Z’ye her şeyle birebir kendim ilgileniyorum. Yetenekli bir ekibim var ve onlarla güzel işler ortaya çıkarttığımızı ve tabii ki daha da çıkartacağımızı düşünüyorum.

Bir sonraki koleksiyonunuza dair bir biriktirme sürecine başladınız mı, ileride nasıl dünyalara kapı açmayı düşünüyorsunuz?

Çoğunlukla bir koleksiyonu bitirmeden bir sonrakinin hazırlıklarına başlamış oluyorum. Çevrede gördüğüm herhangi bir şey bambaşka çağrışımlar yapıp, koleksiyonun çıkış noktası olabiliyor. Bu bir motif, bir koku, belki de bir doku etkileyebiliyor insanı. Şu anda da kış için çalışmalarımı bitirmek üzereyim ve bir yandan da sonraki yaz koleksiyonumu oluşturmaya başladım.

Daha yolun başında olduğum uzun bir yolculuğa çıkmış gibiyim diyebilirim. Çalmak istediğim, açmak istediğim çok kapı var. Herkesin hayatına dokunmak ve dolaplarında bir iz bırakmak istiyorum. Bence buradaki en kritik şeylerden biri insanın sevdiği işi yapması. Bu sayede çıkan zorlukları aşmak ve ilerlemek daha kolay oluyor. Ama şansa da inanırım ve tabii ki şansı doğru kullanmaya da.