Paris’in 7.bölgesinde güzel bir 18. yüzyıl binası içine saklanmış Géraldine & Victoire D’Estrëe stüdyosunun kapıları ardında bulunan ve yaratılan büyülü bir dünya var.

Victoire, aralarında yaşça büyük olan kardeş, beni üstündeki mavi gömlek ve siyah pantolonuyla kapıda karşılıyor. Sarı saçları geriye toplanmış minyon bir kadın. İkisinin tasarımcısı olan kız kardeşi Géraldine uzakta olduğundan, beni gelişmekte olan, sadece bir yaşındaki D’Estrëe koleksiyonunun parçalarının sıra sıra durduğu stüdyoda gezdiren Victoire oluyor.

Nasıl bir aileden geliyorsunuz?

Anne ve babamız çağdaş sanat koleksiyoncusu. Markamıza bakarken, onların yaratıcı ateşinin ve heyecanının bize geçirdiklerinden şüphemiz yok! Cömertlik, merak ve çalışkanlık gibi temel prensipleri bize aktardılar. Yukarıya ve ileriye gitmek, mükemmeli aramak ve her fırsatın içinde değer bulmak için cesaretlendirildik. Hem hayatlarımıza hem de markamıza pozitiflik ve “gerçekleştir” ruhunu enjekte etmeye çalışıyoruz!

Çocukluğunuz ve gençliğinizden en çok neyi hatırlıyorsunuz?

Çoğunlukla ailemizin uzmanlığı sayesinde etrafımız her zaman çağdaş sanat ve sanatçılarla çevriliydi. Öylesi yaratıcı bir ortamın tadını çıkarmak, genç yaştan başlayarak sık sık dünya çapında müzelere ve galerilere gitmek kesinlikle bir ayrıcalıktı. Renk ve tasarım için bir göz geliştirmek bizim için doğal bir süreçti.

Çocukken şapka takar mıydınız?

Biz çok küçükken çocukların şapka giymesi pek yaygın bir şey değildi. Geraldine gençliğinde sık sık şapka takmaya başladı. Çoğunlukla şapka giysileri toplayıverdigi icin şapkalara resmen aşık olduk!

İkiniz de şapkacı mı olmak istediniz? İkinizin de olabileceğinizi hissetmiş miydiniz?

İkimiz de her zaman şapkaları sevdik. Geraldine Londra’daki Central Saint Martins’te okurken inanılmaz bir şapka koleksiyonu toparlamaya başladı. İşte o zamanlar stilleri akışına koyarken bu fırsatı gördü- sürekli özgün şapkalar aramaya çalışmaktansa, neden yaratmayalım? Doğal olarak, Victoire hemfikirdi!

Bir şapka hayal etseniz, bu ne olurdu?

Hmm. Harry Potter kitaplarındaki “Seçmen Şapka”! Kim bir gecelik Hogwarts yolculuğuna hayır diyebilir ki?

Koleksiyonlarınızı nasıl tasarlıyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Nelere bakıyorsunuz? Fikirlerinizi nereden alıyorsunuz?

Sanat eserlerinden ve sergilerinden yararlanarak edindiğimiz fikirleri, özellikle renk modelleri açısından tasarımlarla birleştiriyoruz.

İlk tasarladığınız şapka hangisiydi?

Kavramsallaştırdığım ilk model Sonbahar/Kış ‘15 koleksiyonumuzdan Sigmar’dı. Takmayı bırakamıyorum! Ayrıca o sezon en çok satan parçamız da o oldu.

Diğer şapkacıları beğeniyor musunuz?

Nick Fouquet’nin işlerini beğeniyoruz – kendisi Los Angeles’da yaşayan Fransız bir şapka yapımcısı. Markamızın estetiği ve enerjisi onunkinden kesinlikle farkı, ama onun yaratımlarına saygı duyuyoruz.

Şapkayla bir elbise mi yoksa bit pantolon takımı mı daha çok yakıştırırsınız?

Şapkalarımız her tip takımın ruhunu yüceltiyor- kural yok!

Şapka giymenin önemi nedir?

Nasıl bazıları hep kırmızı dudakları tercih ediyorsa, biz de görünümümüzü bir şapka ekleyerek seçkin ve incelikli kılıyoruz. Doğru şapkanın, sezona bakmazsızın, her tür giysiyi bir ilerideki seviyeye taşıyacağına inanıyoruz. Olay sadece size yakışanı bulmak!

Üç kelimede şapka yapımı?

El yapımı, detaylar, tonlar.

Géraldine ve Victoire’a göre üç altın kural?

Bir şapkanın gücünü hiç bir zaman küçük görme! Aşırıya kaçma. Az gerçekten yeterlidir. En fazla üç renk.