DUYGU Dubai’deki yaşamı tanımla.
PROD Dubai, sonsuz fırsatlarla dolu bir şehir. Kendi deneyimini gerçekten kendin tanımlayabildiğin bir yer. Dubai’yi parlatan asıl şey ise sunduğu zengin alt kültürler ve seçeneklerin bolluğu. İster lüks arayışında ol ister daha sakin bir atmosferi tercih et… Dubai her zevke cevap veriyor.
Bundan da öte, burada tanıştığın insanlar… Ağı çok sıcak ve çok açık. Hayata kucak açan biriysen, burada sevecek çok şey bulursun. Dubai bana ve aileme çok şey kattı. Kendime gerçekten değer verdiğim bir konfor ve dostluk alanı kurdum. Günümüzde bunun kolay bulunmadığını düşünürsek, hala burada olmamın nedeni tam da bu.
DUYGU Dubai’yle ilgili ilk anılarını düşündüğünde, aklına hangi görüntüler veya hisler geliyor; bunlar fotoğraflarına da yansıyor mu?
PROD Dubai’yle ilgili en eski anılarımı düşündüğümde aklıma hep okyanus geliyor. Büyürken ailece sahilde barbekü yaptığımızı ve o kendimize ait, küçük ama özel köşeleri bulduğumuzu hatırlıyorum. Dubai o zaman çok farklıydı, çok daha küçük ölçekliydi. En başından beri gerçekten samimi, topluluk odaklı bir şehirdi. Ve en güzeli şu ki o topluluk ruhu kaybolmadı; evrildi, büyüdü ve bugünkü şehre dönüştü. Bu da işlerime kesinlikle yansıyor.
Fotoğraflarım, çevremdeki insanlar tarafından şekilleniyor. Onların günlük hayatlarından aldığım ilhamla ve dünyada ilerleyiş biçimleriyle. Dünyanın dört bir yanından insanların bir araya gelmesiyle oluşan güçlü topluluk duygusu… Bilgi ve beceriyi paylaşma kültürü, çocukluğumdan beri içimde taşıdığım bir şey.
DUYGU Anlatımının ne kadarı önceden planlı; ne kadarı ise şehrin, yemeğin ve birlikte yarattığın kişinin o anda şekillendirdiği bir akış?
PROD Dubai’de beni gerçekten etkileyen sokak lezzetlerini bulmak başlangıçta zordu çünkü burada hayatın büyük kısmı kapalı alanlarda geçiyor. Ama çekim süreci planla sezgiyi birleştiren bir karışımdı; şehrin bizi yönlendirmesine de izin verdik. Özellikle Al Mallah benim için tartışmasız bir duraktı; çocukluktan üniversite yıllarına, menakiş ya da şavurma almak için sürekli uğradığım bir yerdi. Bu kadar hızlı değişen bir şehirde, geçmişe tutunan nadir sabitlerden biri.
Estetik olarak da zamana sıkışmış gibi: mermer reçine masalar, yeşilimsi iç mekan, fotoğraflı vintage menüler… Her şey baştan sona organik hissettirdi. O nostaljiyi yakalamak üzerine bir vizyonum vardı ama hikayenin tonunu hem Pam’ın varlığı hem de mekanın enerjisi belirledi. Sohbeti akışına bıraktık ve fotoğraflar da o gerçek anları yakaladı. Sonunda aslında mekan kendi kendini seçti; hikaye de onunla birlikte evrildi.



DUYGU Sokak lezzetleri çoğu zaman şehre ait hafıza, ritüeller ve samimiyetle var olur. Neden özellikle bu yemeği ve kişiyi seçtin? Dubai’nin kültürü hakkında nasıl bir hikaye anlatıyor?
PROD Al Mallah, Dubai’nin hikayesini şehrin ilk günlerine uzanan bir yerden anlatıyor. Orada oturup öğle yemeği yerken trafiği izliyorsun; işe yürüyenleri, eve dönenleri… Al Mallah’ı bu yüzden seviyorum. Hayatımın hangi evresinde olursam olayım, zamana çakılı bir işaret gibi orada duruyor ve Dubai’deki tüm eski benliklerimle yeniden buluşmamı sağlıyor.
En güzeli, Pam’in de aynı bağı taşıyor olmasıydı. Bana iki ay önce oraya gidip bir şeyler atıştırdığını anlattı. O an her şey yerli yerine oturdu, sanki geçmişteki Dubai’yle yeniden bağ kurmamızın eksik parçası tamamlandı. İkimiz için de gerçekten çok güzel ve derinden nostaljik bir andı.
DUYGU Paylaşmak da bu kültürün büyük bir parçası. Yaratıcı dünyanı temsil etmesi için neden bu kişiyi seçtin?
PROD Pam’le on yılı aşkın süredir birlikte yaratıyoruz, dolayısıyla bu hikayede onu seçmek son derece doğal ve doğru hissettirdi. O da BAE’de büyüdüğü için, üçüncü kültürlü bir çocuk olma halini çok iyi anlıyor. Benzer bir geçmişi, neredeyse söze bile ihtiyaç duymayan ortak bir yaratım dilini paylaşıyoruz.
Her şey sıradan bir gün gibi başladı. Pam’i arayıp, “Öğle yemeğine çıkalım mı?” dedim. Tek fark, bu kez yemek yerken onu fotoğraflayacak olmamdı. Favorimiz olan Lübnan mutfağını seçtik: sorgusuz, tereddütsüz… Tamamen biz olarak hissettirdi. Baştan sona bizdik. Aynı masayı paylaşmak; yaratıcılık, hayaller ve özlemler üzerine konuşmak… Çok güzeldi ve günün sonunda önemli olan da buydu.
DUYGU Birlikte yaratma senin için pratikte ne ifade ediyor? Bunu çalışmalarında nasıl hayata geçiriyorsun?
PROD Benim için birlikte yaratmak işin merkezinde. Yaratıcılık; iletişim kurmak, iş birliği yapmak, fikir paylaşmak ve yeni yollar denemektir, bu da dünyaya bakışını değiştirir. Açıkçası, yaratıcı biri için en önemli unsurlardan biri. Birbirini beslemek, büyütmek ve zorlamak… İşlerimde büyük bir yer tutuyor.
Analog fotoğrafı seçmem bile bir ortak üretim; çalıştığım kişi kim olursa olsun — ister yönetmen, ister oyuncu ya da ister ünlü olsun — aramızdaki iletişimi baştan şekillendiriyor. Değişmeyen tek şey o görsel ve yaratıcı bağ. İster çekim ister film olsun, birlikte çalıştığın kişiyle mutlaka ortak bir anlayış olmalı. Ben bunu her işime taşıyorum. İletişim hayatta en önemlisi; yaratıcı dilimizi açıkça paylaşmak ve birlikte yeni şeyler üretebilmek… Bana göre asıl güzellik bu.

“My photography is defined by the people around me, the inspiration I draw from their daily lives, the way they move through the world.”
-Prod Antzoulis
DUYGU Söz konusu hayat olduğunda cesur olduğunu düşünüyor musun?
PROD Zor bir soru. Hayata yaklaşımımı tanımlamak için “cesur” kelimesini kullanır mıyım, emin değilim. Cesaret birçok biçimde ortaya çıkabiliyor; hayatın farklı evrelerinde, farklı yüzlerle… Bir sete nasıl adım attığında, bir konuşmaya nasıl yaklaştığında, kendinle nasıl konuştuğunda ya da hayata hangi enerjiyi çektiğinde bile ortaya çıkabilir. Bunların hepsi cesaretin farklı halleri. Ben de hayata enerjiyle, özgüvenle ve öğrenme isteğiyle yaklaşıyorum. Soru sormayı ve yeni şeyler keşfetmeyi seviyorum.
DUYGU Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekilleniyor?
PROD Sınırları zorlamak birçok biçimde karşına çıkabilir. Benim için bu, Londra’daki eğitimimden sonra Dubai’ye dönmekti. O dönemde BAE kültürünü temsil eden tutarlı bir yaratıcı dil yoktu. Benim için sınırı zorlamak; temsil meselesine odaklanmak ve bölgemizdeki yetenekleri görünür kılmaktı. 2015–2016 yıllarında bu alışıldık bir şey değildi; markalar henüz sahici hikaye anlatımının gücünü fark etmemişti. Bu yüzden Dubai’yle yeniden bağ kurmak, burada harika işler yapan yaratıcılarla iş birliği yapıp onların hikayesini anlatmak benim için anlamlıydı.
Peki şimdi? Bugün çok sesli, güçlü ve canlı bir ortam var. Yol belirsiz olsa bile risk almak her zaman karşılığını veriyor; aştığın her engel yeni bir şey şekillendiriyor. 2016’nın Dubai’siyle bugünkü Dubai tamamen farklı. Bu büyümeyi ve dönüşümü görmek inanılmaz. Sınırları zorlamak her yaratıcı için hayati ve ben de bunu hala her gün sürdürüyorum. Sanatçı olarak büyümek, bir sonraki aşamaya geçme cesaretini kazanmak demek.
Altı yıl önce bir film yönetmeyi hayal bile edemezdim. Şimdi ise dersler alarak, eğitimlere katılarak ve kendimi sinema dünyasına tamamen vererek bunun için çalışıyorum. Bu yüzden sınırları zorlamaya, hikaye anlatmaya ve buradaki topluluğumuzu elimden gelen her şekilde temsil etmeye devam edeceğim.
Interview & Words by Duygu Bengi, Yankı Tan
Editorial Assistant Duru Ustaoğlu
Photography by Prod Antzoulis
Muse Pam Nasr