YANKI New York’ta hayatı tanımla.
ANASTASIIA Kendime tam anlamıyla bir New Yorklu diyemem… İnsanlar bunun için en az on yıl gerektiğini söylüyor. Ama burada birkaç yıldır yaşıyorum ve bu şehrin bana neler kattığını, fotoğrafçı olarak beni nasıl şekillendirdiğini paylaşabilirim.
Savaştan üç ay sonra geldim. İlk başta New York bir rüya gibiydi, dokunulmaz bir şey… Ama adımımı attığım anda bunun gerçek, yakın ve artık benim bir parçam olduğunu fark ettim. Bir anda, filmlerden izlediğim şeyleri artık yaşıyordum. Bu şehir zaman zaman bunaltıcı gelebiliyor; sanki fotoğraflanmamış hiçbir şey, denenmemiş hiçbir fikir kalmamış gibi. Ama önemli bir şey öğrendim: Kendine sadık kalır, üretmeye devam eder ve yaptığın şeye inanırsan, bir gün insanlar “Senin tarzını tanıyorum” diyor. İşte o an büyülü, bu kadar huzursuz ve kalabalık bir şehirde bile, kalbini takip edersen kendi sesinin duyulabileceğini gösteriyor.
Benim için New Yorklu olmak, tüm çelişkileri ve enerjisiyle yaşamak ama yine de kendi yerini ve kendi insanlarını bulabilmek demek.
YANKI New York’la ilgili ilk anılarını düşündüğünde, aklına hangi görüntüler veya hisler geliyor; bunlar fotoğraflarına da yansıyor mu?
ANASTASIIA Başlarda beni en çok etkileyen şey, şehrin başlı başına kurulmuş bir film seti gibi hissettirmesiydi. Sokaklar, ışık, ritim… sanki bir filmin içinde yürüyorsun. Ve bazen, şanslıysan, tam önünde gerçek bir sinematik an yaşanıyor ve sen onu yakalıyorsun.
Bu izlenimler fotoğrafçılığımı şekillendirdi. Burada çektiğin her kare, tek bir görüntü olmanın ötesine geçip izleyenin zihninde koca bir hikayeye dönüşme ihtimali taşıyor. Moda, belgesel ve hikaye anlatımının bu karışımı ise beni en çok heyecanlandıran şey.
YANKI Yaşadığın şehir, görme ve üretme biçimini nasıl şekillendiriyor? Şehrin ritmi, çelişkileri ya da güzelliğinin hangi yönleri işlerinde en çok yer buluyor?
ANASTASIIA New York, işlerime çok daha sinematografik bir kalite kattı ve beni daha büyük hikayeler anlatmaya itti. Bu şehrin ritmi seni hızlı ve net olmaya zorluyor. Dünyanın hiçbir yerinde burada olduğum kadar odaklanmış ve üretken hissetmiyorum…
Burası, gençken ve kendi potansiyelini keşfederken yaşamak için en iyi şehir; çünkü New York senin pasif kalmana asla izin vermiyor. Hızlı ve doğru kararlar vermen gerekiyor ve bu yoğunluk seni sürekli ileri itiyor. Burada yaptığım çekimler de çoğu zaman o aynı enerjiyi taşıyor.



YANKI Sokak lezzetleri çoğu zaman şehre ait hafıza, ritüeller ve samimiyetle var olur. Neden özellikle bu yemeği seçtin? New York’un kültürü hakkında nasıl bir hikaye anlatıyor?
ANASTASIIA New York’a ilk geldiğimde şöyle düşündüm: Bu şehirde her şey varsa, mutlaka Ukrayna mutfağı da olmalı. Gittiğim ilk yer, 70 yılı aşkın geçmişe sahip Veselka oldu. O yüzden varenyky seçmek çok doğaldı benim için. Hem en sevdiğim yemek, hem de kültürün en geleneksel tatlarından biri. En lezzetlisini büyükannem yapar… Çocukluğumdan beri “En sevdiğin yemek ne?” sorusunun cevabı hep o yemekti.
Ülkeni bırakıp hayata başka bir yerde yeniden başladığında, yeni kültüre saygı duyarsın ama aynı zamanda sana “ev” duygusunu hatırlatan bir şeyler ararsın. Bu bağı kurmanın en güçlü ve duygusal yolu ise yemek. İşte bu yüzden varenyky benim için bu kadar değerli. New York’ta Ukrayna yemeklerini fotoğraflamak, kültürümü yanımda taşımanın, görünür kılmanın ve çevremdekilerle paylaşmanın bir yolu haline geldi.



YANKI Paylaşmak da bu kültürün büyük bir parçası. Yaratıcı dünyanı temsil etmesi için neden bu kişiyi seçtin?
ANASTASIIA Projeyi ilk düşünmeye başladığımda Ukraynalı bir model bulmak istiyordum. Bu bana çok doğal geliyordu. Ama moda haftası dönemiydi ve herkes deli gibi yoğundu. Veronika çekime katılmayı kabul edince gerçekten çok heyecanlandım; yüz hatları bana çok Slav bir güzelliği çağrıştırmıştı. Sonra öğrendim ki ailesi Letonya’dan, kendisi New York doğumlu olmasına rağmen. Bir anda her şey yerine oturdu. Çünkü Doğu Avrupa kültürünü zaten anlayan ve değer veren biriyle çalışmak, benim için çok daha anlamlı kıldı projeyi.
Benim için paylaşmanın özü buydu: Veronika sadece bir model değil, Ukraynalı kimliğimle New York arasındaki bir köprüye dönüştü. Onunla Ukrainian Village’da —tanıdıklıklarla çevrili bir ortamda— çekim yapmak, sanki evimi yeniden yaratmak gibiydi. Bu sadece bir görüntü meselesi değildi; hafızayı, aidiyeti ve kültürü, gerçekten taşıyabilecek biriyle paylaşmaktı.
Veselka ve Strycha’daki çekim deneyimleri için özellikle minnettardım. Yemekler basitti; Ukrayna’da ve Slav ülkelerinde sevilen, benim içinse derin bir nostalji taşıyan tatlardı. Bu proje çok kişisel bir hal aldı. Uzun zamandır ilk kez kendimi gerçekten evimde gibi hissettim.

“Ülkeni bırakıp hayata başka bir yerde yeniden başladığında, yeni kültüre saygı duyarsın ama aynı zamanda sana “ev” duygusunu hatırlatan bir şeyler ararsın. Bu bağı kurmanın en güçlü ve duygusal yolu ise yemek.”
-Anastasiia Lisenko
YANKI Söz konusu hayat olduğunda cesur olduğunu düşünüyor musun?
ANASTASIIA Kendimi hiçbir zaman cesur biri olarak görmemiştim, ama geriye dönüp bakınca öyle olduğumu fark ediyorum. Zhytomyr adlı küçük bir şehirde büyüdüm, sonra Kyiv’e, ardından New York’a taşındım. Her seferinde sıfırdan başladım ve her seferinde daha da güçlendim. Benim için konfor, artık ileri gitme zamanının geldiğini gösteren bir işaret. Eğer kendimi fazla güvende hissedersem, risk alma, deneme yapma ve yeni bir şey deneme zamanının geldiğini bilirim. Hayatta da sanatta da bu şekilde büyüyorum.
YANKI Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekilleniyor?
ANASTASIIA Benim için sınırları zorlamak, kuralları yıkmakla ilgili değil; gerçekten neyin önemli olduğunu anlayana kadar iç sesini derinlemesine dinlemek ve sonra bunun peşinden gitme cesaretini göstermekle ilgili.
Hayatımdaki her büyük adım bu şekilde geldi: memleketimden ayrılmak, Kyiv’e taşınmak, ardından New York’a geçmek… Her adım rahatsız ediciydi, ama büyümeyi yaratan şey tam olarak buydu. İçindeki pusulaya güvenmeli, risk almalı ve kendi özgün vizyonunu dünyaya taşımalısın. Gerçek stilin doğduğu yer burası ve bunu kimse kopyalayamaz.
Interview & Words by Duygu Bengi, Yankı Tan
Editorial Assistant Duru Ustaoğlu
Photography by Anastasiia Lisenko
Muse Veronika Robina Grant