Birlikten güç doğar” değişinin klişeleşmesinin sebebi boşuna değil tabi; egoları bir kenara bırakıp, aynı tarafta, aynı takım için çalışıldığının farkına varabilmiş olan her ikili, başarı yolunda güçlerini birleştirerek birer değil, ikişer adımla ilerliyorlar. Halim ve Feride de bu dayanışmanın harika bir örneği. İki kardeş, modanın tam da göbeğinde kurdukları PR şirketi L’Appart ile sevilen markaların hiç haberimiz olmadan dolaplarımızda konumlanmalarını sağlıyor. Nasıl mı?

İstanbul’da gittikçe büyüyen, gelişen ve oturan bir moda dünyası ile karşı karşıyayız. L’Appart, bu dünyada tasarımcı olarak kendilerini göstermek isteyen her kişinin geçmesi gereken bir noktada duruyor; PR. Bu işe nasıl başladınız?

Feride: İlk önce Dünya Bankası’nda, arkasından da Avrupa Birliği Projeleri’nde çalışıp ardından otomotiv sektöründe ihracat bölümünde görev aldım. Tüm bu tecrübelerin üstüne iş hayatımda radikal bir karar alarak istifa ettim ve kendi işimi kurmaya karar verdim.

Sevdiğim ve keyif alarak yapacağım bir dala yönlenip bir katma değer yaratmak istediğime karar verdim ve ilk olarak Paris’te Selim ve Tuvana Demir’le ortak A46 mağazasını açarak başladım moda serüvenine. Daha sonra Tuvanam markasının tamamen uluslararası pazarlaması ve satışıyla ilgilendim ve bu sayede bir tasarımcı markasının doğuşundan büyümesine büyük bir deneyim edindim. Paris’te mağazamızın tanıtım ve iletişimini L’Appart PR üstlenmişti, o dönemde onların müşterisi olduk. Daha sonra İstanbul’a geri dönme kararı aldığımda burada Moda PR ve showroom konseptinde bir mecranın olmadığını, belki bu boşluğu doldurabileceğimi düşünerek L’Appart PR Istanbul şirketini kurma teklifiyle Paris tarafına gittim. Yolculuğumuz başladı…

Halim: Fiilen L’appart Ailesi’ne Eylül 2012’de katıldım. Mamafih 8 sene evvel Feride ilk iş planını yaptığı andan itibaren işe dahil olmaya başladım demek abartılı olmaz sanırım. Şubat 2008 açılış partisi de dahil olmak üzere birçok etkinliğe dışarıdan destek olarak ve Moda Haftaları sırasında gönüllü olarak hep katkı vermeye çalıştım.

Başarılı bir PR ajansı olmak için ne türlü özelliklere sahip olmak gerekiyor?

Feride: PR ajansının en büyük sırrı iyi bir ekip çünkü bireysel yapılabilecek bir iş değil, ekip çalışmasının çok mühim olduğu bir alan. İyi bir ekibin de aklıma ilk gelen özellikleri; meraklı, öğrenmeye açık, yaratıcı, her duruma çabuk ayak uydurabilen, güler yüzlü, uzun çalışma saatlerine dayanıklı ve sosyal.

Nedense PR işi “nasıl olsa halledilir” gibi bakılıp, aslında zaman, yaratıcılık, beceri ve bir hayli iletişim gerektiren bir meslek. PR servisi almanın markalara getireceği artıları bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Halim: Özellikle son 10 senelik zaman diliminde PR “nasıl olsa halledilir” ötesinde bir noktaya geldi. “E peki bunu biliyoruz” dediğinizi duydum bile. Son kullanıcı/tüketici iş dünyasında ve özel yaşantılarımızda süreçlerin yeniden tasarlanması/tanımlanmasında öyle bir noktaya ulaştı ki; adeta üç senede bir, dijitalleşme çağında bir devir bitiyor, diğer bir yenisi başlıyor. Facebook kurucusu ve sahibinin Amerika’da Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan Aday Adayı(Donald Trump’a) üstü kapalı olarak siyasi mesaj verdiği bir güne geldik. Dolayısı ile PR hayattır, hayat ise PR.

“Bir ikinci ses ve görüş ilerlemenizde çok faydalı, bazı noktalarda tereddüte düştüğünüzde hangi yönü seçeceğinizi bilemediğinizde ikili olmak bir avantaj.”

Sizce İstanbul moda dünyasında yaşanan en büyük değişim nerede oldu, nedir?

Feride: Son on senede İstanbul moda dünyasında bir çok olumlu gelişim sağladığını düşünüyorum. Bir taraftan ülkemizde AVM’lerin çoğalması, e-ticaret sitelerinin başlamasıyla moda ve tasarıma olan ilgi yavaş yavaş artmaya başladı. Hemen akabinde Moda Tasarımcılar Derneği’nin önderliğinde düzenlenen çeşitli etkinlikler (Galata Moda gibi…) sayesinde tasarımcılar tanınmaya başladı. Diğer taraftan İstanbul’da moda haftalarının düzenli olarak senede iki kere yapılıyor olması hem ülkemizde hem de uluslararası arena da ses getirmeye başladı. Özellikle dizilerin modaya büyük katkısı oldu, ürün yerleştirmeler sayesinde son tüketici bilmediği birçok marka ve tasarımcıyla tanışma fırsatını buldu, ardından bu diziler Ortadoğu pazarında da konumlanmaya başladıkça ihracata katkısı oldu. Bununla beraber moda tasarımcısı yetiştiren okulların sayısı çok fazlalaştı ve bu konuya ilgi çok arttı.

Halim: İstanbul 8500 senelik geçmişi ve üzerinde kurulu olduğu coğrafyanın sunduğu nimetler ile barışma sürecinde hatrı sayılır bir noktaya erişti. Ve elbette toplum geçmişi ile barıştıkça moda sektörü de bu kıymetli sürecin keyfini sürmeye başladı. Özellikle Gezi haraketi sonrasındaki yakın geçmişe bakarsak Based Istanbul gibi özgün içerik üreten moda ve stil dergilerini incelediğimizde İstanbul moda sektöründe nasıl bir süratle değişiyorun cevabını anlamak mümkün olabilir.

Temsil edeceğiniz markları seçerken neye dikkat ediyorsunuz?

Feride: Sanırım bu sorunun tek bir cevabı yok çünkü bu seçimleri yaparken bir kaç noktayı değerlendirmek durumunda kalıyoruz, mesela birbiriyle çakışacağını düşündüğümüz markaları almamaya çalışıyoruz, dönem dönem bünyemizdeki marka sayısı kapasitemizi aşacağını düşünüyorsak o markayla işbirliğini başlatmak yerine biraz daha beklemeyi tercih ediyoruz. Onun dışında da markanın sahipleriyle aynı vizyona sahip olup olmadığımızı tartmaya çalışıyoruz. Ve her zaman yeni bir marka ile görüşmelerimizi tüm ekip beraber değerlendiriyoruz; hepimizin benimseyip isteyip heyecanlanması lazım ki markanın hakkını vererek temsil edebilelim.

Halim: Uluslararası ve yerel marka/tasarımcı seçimleri yaparken doğrusu şanslı bir ajansız. Bilhassa inandığımız evresenel vizyonu ve kriterleri bulursak bahse konu seçimler çok hızlı olabiliyor. Özellikle tüm ekibin o markaya dair duyduğu heyecan ve o markayı sahiplenmesi nihai seçimi yaparken oldukça belirleyici oluyor.

Bir ikili olarak çalışmanın size kattığı değerlerden bahseder misiniz?

Feride: Bir ikinci ses ve görüş ilerlemenizde çok faydalı, bazı noktalarda tereddüte düştüğünüzde hangi yönü seçeceğinizi bilemediğinizde ikili olmak bir avantaj. Tamamen güvendiğiniz biri olduğu için de hayat kolaylaşıyor.

Halim: Her ekipte olduğu gibi bir elin nesi var… Bizim özelimizde ise birbirimizi tamamlayıcı ve zihin açıcı bir etkisi oluyor. Ortak hedefleri tayin ederken birlikte o hedeflere koşmanın verdiği manevi tatmin maddi kazançtan kesinlikle değerlidir. Ayrıca bu ikili özelinde her tür konuda önyargısız ve açıklıkla fikir teatisi yapabilmek, inandığını savunurken bunu kardeşinin şahsi algılamıyor olması gibi olumlu katkıları da var.

Halim’in / Feride’nin … özelliği yaptığımız işi çok daha ileriye taşıyor…?

Feride: Halim daha önce bu sektörde çalışmamasına rağmen iş hayatındaki birikimi ve vizyonuyla geldiği günden beri büyümemize ve profesyonel bir hizmet vermemize katkıda bulundu. Sanıyorum kendisi iyi bir PR’cı olarak dünyaya gelmiş, insan ilişkileri çok kuvvetli, ki bu işimizin en önemli noktalarından biri. Bunun yanı sıra özellikle şirket yönetimi ve gelir yönetimi konusunda şirketimizi başka bir noktaya taşıdı.

Halim: Zarafet ve vizyonu yanı sıra öğrenmeye açık ve hedef odaklı olması, çok çalışkan ve işine tutku ile bağlı olması.

İstanbul’da modanın geleceği ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Feride: Moda daha ilk adımlarında, önünde gideceği uzun bir yolculuk var ve biz Türkler çok çabuk öğrenip uyguladığımız için de gayet heyecanlı ve umutluyum. Önümüzdeki on senede ülkemizden uluslararası arenada başarıya ulaşmış markaları ve tasarımcıları duyacağımıza da eminim.

Halim: İstanbul sahip olduğu yaratıcı ve dinamik kimliği ile sadece moda değil birçok diğer yaratıcı disiplinde çok daha iyi noktalara gelecektir.

Son derece keyifli bir ekibiniz var. Çalışma ortamınızdan biraz bahseder misiniz?

Feride: Farklı iş yerlerinde çalıştığım için hep hayalini kurduğum bir çalışma ortamı vardı kafamda ve bu kurmuş olduğum yapıda da en idealine ulaşmaya çalışıyorum. İş yeriniz hayatınızın çok önemli bir kısmını oluşturduğu için keyifli ve seveceğiniz bir ortamda çalışmak benim hayat önceliklerimden. Yapacağınız işi severek yaparken ekibinizle uyum içinde çalışıyor olmak da önemli. Çalışma ortamımız paylaşıma ve fikirlere yeniliklere çok acık, herkesin söylediği önerileri can kulağıyla dinleyip uygulamaya gayret gösteriyorum. Birbirimize hem saygı gösteriyoruz, hem de işi herkes çok sahipleniyor dolayısıyla iyi bir armoni içinde çalışıyoruz diyebilirim.

Halim: Hiyerarşi yerine paylaşımı benimsemiş, “ben bilirim” yerine “sen ne düşünüyorsun” gibi düsturları bulunan bir ekibimiz var. Bu ortamı bulduğum her yerde olmak isterim.

Kendilerine bir isim yapmak isteyen moda tasarımcılarına bir tüyo verecek olsanız ne derdiniz?

Feride: Çok çalışmaya hazırlıklı olun derdim… Sabırlı olup yılmamak gerekiyor iyi bir isim yapabilmek uzun ama keyifli bir yolculuk dolayısıyla bu sürecin bilincinde olup yönetmek gerekiyor.

Halim: İş planı yaparak yola çıktıktan sonra çok çalışmak, okumak, araştırmak, seyahat etmek, tekrar çok çalışmak. İnanmayı ve kapanan kapılar sonrasında yılmamayı, hedefe gitmeye devam etmeyi söylerdim.

Mart ayında düzenlenecek Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’un PR’ını 2013’ten beri siz yapıyorsunuz. Moda Haftası konusunda aldığınız yorumlar ne yönde oluyor?

Feride: Yeni başlayan etkinliklerin her sezon düzenli olarak yapılıyor olması çok önemsediğimiz bir konu. Moda Haftası bu konuda istikrarlı ve her sezon farklı değerle ilerlediği için aldığımız yorumlar da bu yönde. Her seferinde daha fazla insana dokunabildiğimizi, ilginin arttığını görüyoruz, bu da tasarımcıların işlerine yansıyor. Her sezon satın alma gruplarının aldığı adetlerde yükselmeler olurken etkinliğe sponsor olan markaların aldığı geri dönüşler de çok olumlu oluyor. Tabii uzun bir yolculuk ama inanıyorum ki sürekliliği devam ettiği sürece daha da iyiye gidiyor olacak…

Halim: Yorumlar her uluslararası organizasyonda olduğu gibi elbette çok çeşitli. Neticesinde, kesintisiz olarak henüz 5-6 senedir yapılan yepyeni bir Moda Haftası’ndan bahsediliyor. Buna rağmen katedilen mesafe oldukça heyecan verici. Bütüne baktığımızda tıpkı Sinema, Jazz Festivali, Bienal, Contemporary Istanbul vb… etkinlikler gibi Moda Haftası’nın şehre dinamizm kattığını duyuyoruz. Dünya çapında prestijli yayınlarda(online&offline) Milano, Paris, New York ve Londra Moda Haftaları ardından takip edilmesi önerilen en yaratıcı moda kentleri arasında Seoul, Stockholm, Toronto, Berlin gibi moda haftaları arasında artık İstanbul’un da adı anılıyor. Üstelik bu Moda Haftası’nda dünyaya açılmış olan Maid in Love ve Les Benjamins markalarını da sayarsak yorumların neden olumlu olduğu aşikar.

Bu güne kadar İstanbul’da katıldığınız Moda Haftaları’nda sizi en çok etkileyen anı ne oldu?

Feride: Benim icin zor bir soru, her Moda Haftası’nın başka bir heyecanı ve duygusu olduğu icin… Ama genelde en çok tasarımcıların defile sonrası yaşadıkları duygu yoğunluğu beni etkiliyor diyebilirim…

Halim: İstanbul’da güneş yüzünü gösterdiğinde şehrin tılsımlı karakteristik özelliklerini iliklerinize kadar hissettiğiniz anlar vardır. Benim kalbimde etkinliğin yapıldığı yerlerde (Taşkışla, Kuruçeşme ve Karaköy Antrepo’da) bazı güneşli günlerin tetiklediği duygu seli Moda Hafta’mıza dair en kıymetli anılarım ve anlarımdır.

Fotoğraf / Photography: Tabitha Karp