Korku filmleri, birçok kişinin favori film türü; içeriğin yaratılan görsel dünyayla desteklenmesi ise korku filmlerini bir sanat eserine dönüştüren unsur. Modayla sinematografinin el ele yürüdüğü yapımlar bizim için çok şaşırtıcı olmasa da korku filmlerinin gizemli ve tüyler ürperten havasını yaratmakta başvurulan en estetik unsur ise yaratılan görünümler. Gerilim ve high fashion’ı beraber deneyimlemek isteyenler için özel olarak seçtiğimiz korku filmlerine bir göz atalım.

Carrie (1976)

Stephan King’in ünlü romanından uyarlanan Carrie, baloda pembe elbisesinin domuz kanıyla kaplandığı sahne ile sinematik olarak çoktan hafızalara kazındı. Sınıf arkadaşları tarafından zorbalığa uğrayan Carrie’nin içindeki karanlık tarafı ortaya çıkarması için ise bu sahne son noktaydı. Kostüm tasarımcısı Rosann Norton, bu ikonik sahne için seçtiği Carrie’nin saf ve dışlanmış halini yansıtan ve ortaya çıkacak kötülüğe tezat yaratan ipek pembe elbise ile oldukça güçlü bir geçiş yaratmış oldu. Bu seçim ise daha sonra defalarca kullanılacak olan bir sinema mitine dönüştü. 

Bram Stokers Darcula (1992)

İrlandalı yazar Bram Stoker’ın 1897 yılında yazdığı kitaptan uyarlanan, yönetmenliğini Francis Ford Coppola’nın yaptığı film; en iyi saç makyaj, en iyi kostüm tasarımı ve en iyi ses kurgusu olarak üç ayrı Oscar’ a sahip. Gary Oldman, Winona Ryder, Keanu Reeves, Anthony Hopkins ve Monica Belluci’den oluşan cast ise duyduğumuzda bile bizi heyecanlandırmaya yetiyor. Filmin hem görsel hem işitsel dünyasının zenginliği dışında, kostüm tasarımcısı Eiko Ishioka’nın yarattığı kıyafetler; Dracula hikayesini en avangard olarak yansıtan yapımı ortaya koyuyor. Lucy’nin gelinliği, sonsuz danteller, vampir gelinlerin egzotik görünümleri ve zamanda kaybolmuş romantik dönem kıyafetleri ile film, Barok dönem tablolarının güzelliğini yansıtıyor.

Neon Demon (2016)

High fashion editorial çekimlerini aratmayan bu film, modellik endüstrisini anlatan bir gerilim. Elle Fanning’in başrolü olduğu Neon Demon; Armani, Saint Laurent ve benzeri tasarımcılara yer verdiği kostüm seçkisi ve neon görsel dünyası ile podyumlarda gördüğümüz güncel tasarımları moda dünyasının içinde bir korku hikayesiyle birleştiriyor.

The Hunger (1983)

Catherine Deneuve, David Bowie ve Susan Sarandon’ın oynadığı filmin odağında tehlikeli bir aşk üçgeni var. 1980’lerin modasını net olarak yansıtan bu film, Alexander Mcqueen Spring/Summer 1996 defilesine, Clare Waight Keller’ın ise Spring/Summer 2018 koleksiyonuna ilham olmuş. 80’lerin yüksek omuzları, maskülen formlar, cesur şapkalar ve bir vampir karakterine hayat veren Catherine Deneuve için özel olarak tasarlanan Yves Saint Laurent tulum ise filmin kostüm highlight’larından. 

The Rocky Horror Picture Show (1975)

Çılgın kostümler ve avangard performansları ile Rock Horror Picture Show birçoğumuzun favori Halloween filmlerinden. Daha çok müzikale kayan içeriği ile bu yapım, izlediğimiz sürece bize bir görsel şov yaşatıyor. Deriler, file çoraplar, fetiş kıyafetleri ve kostümleri ile filmin etki alanı müzikten, modaya, dekorasyondan sanata geniş bir yelpazeye uzanıyor. 

Suspiria (2018)

Dario Argento’nun 1977 yılındaki orijinal yapımından uyarlanan 2018 yapımı Luca Guadagnino filmi, Berlin’deki prestijli bir dans okulunun ardındaki gizemli hikayeyi anlatıyor. Bu karanlık dans komünitesini ise film boyunca dramatik kaftanlar, kırmızı dans parçaları, etekler ve gerçek insan saç parçalarından yapılmış elbiseler içerisinde görüyoruz. 

American Psycho (2000)

1980’lerin iş adamı tarzını en iyi yansıtan filmlerden biri olan American Psycho, kendi psikopat egosunu çevresinden gizleyen şiddete eğilimli Patrick Bateman karakterini konu alıyor. Filmin, dönemin erkeklerinin gösterişli hayatını yansıtmayı başaran kıyafetleriyle erkek modasında ciddi bir etki yarattığı aşikâr. Çizgili takımlar, uzun oversize kabanlar, Rolex saat ve aksesuarları ile Patrick Bateman, Amerikan sosyopat profilini mükemmele yakın stiliyle ikinci planda bırakıyor.