Paris’te La Fumoir’da buluştuk, görünümü çarpıcıydı ve yine de yumuşak, kibar ve nazik bir yüzü vardı. Modanın ana ilgi alanı olduğunu ve bundan zevk aldığını dile getirdi. Her ayın bir haftasında Emmanuel Tomasini, kadın çantalarının tasarımına duyduğu hayranlık ile ortaya çıkardığı Tomasini markasının her detayını incelemek için İtalya Abruzzi’deki fabrikasına yolculuk ediyor; içinde ne var, bir kadının gündüzden geceye kullandığı bu objenin sırrı ne? Bunun nasıl cevaplanacağı çantaya göre değişiyor.

Emmanuel zamansız, şık ve her parçaya dair detayların hakkını veren bir şey yaratmak için yaklaşımında oldukça samimi. Ama Emmanuel’e göre şık kelimesini hiç bir şey için veya her şey için kullanmamalıyız, “şıkın tanımı basitlik içinde bulunan nezakettir.”

Tomasini sadece bir yaşında ve başarısı doğal bir gelişme ile oldu. Önemli bir İtalyan aksesuar şirketinin bir önceki Küresel İletişim Direktörü olan Emmanuel yarı Fransız yarı İtalyan, gençliğini de Toulouse’da geçirmiş.

“La femme” düşüncesi ve onun çantasına koyduğu şeylerle ilgilenen bir tasarımcı görmek nadir bir durum… Modanın saflığı üzerine sanki bir şair gibi konuşuyor. Ona ilham veren şey bir kadının zevklerini ve sırlarını taşıyan bir parça tasarlamanın sanatı. Ender zamanlarda, hatta hiç çevresini saran moda dünyasından yararlanıyor. Aslında “ağırlığındaki ve samimiyetindeki değişimi’’ düşünürsek günün moda endüstrisini hafife alıyormuş gibi görünüyor ve hakkında bahsedebileceği bir tasarımcı varsa o da Anthony Vaccarello olduğunu düşünüyor. Her durumda hala Paris’i modanın başkenti olarak görüyor.

Tasarımları büyük bir başarı ve dürüstçe bunun neden kaynaklandığını bilmiyor. Bunu hiç beklemiyordu.

İşi sağlama almak daha kolaydır. Hiç tam tersini yaptınız mı, hiç kalkıp sonuçlarına bakmaksızın fikrinizi dile getirdiniz mi?

Belki de çok sık… Çok hızlı gitmeyi seviyorum ve hiç de sabırlı değilim, yani sonuçlar iyi veya kötü de olsa böyle ilerliyor. Şimdi düşünmek için zaman ayırmaya çalışıyorum… deniyorum.

Konu Tomasini’ye gelince, sizi tanımlayan kalbiniz mi, içgüdüleriniz mi yoksa sesiniz mi?

Şüphesiz ki içgüdülerim. Deneyimlerinden söyleyebilirim ki çok gelişmiş bir içgüdüm var. Etrafımdakileri hissedebiliyorum… ve çok keskin bir gözüm var.

İyi bir tarif için kaliteli malzemeler ve biraz hile yapabilmek için doğru oranda tuz gerekir. En iyisini yapmak için hangi malzemelere ihtiyaç duyuyorsunuz?

Tam olarak ne istediğimi bilmek için kendimi iyi hissetmem ve kendime zaman ayırmam gerek. Çevremdeki kötü ve negatif şeylerden kurtulmaya çalışıyorum.

Eğer moda tek tutkunuz ise, hayatınızda başka bir tutkuya da yer var mı?

Elbette, seyahat etmeye bayılıyorum. Doğudan batıya, kuzeyden güneye dünya etrafında koşma şansına eriştim. Boş anım olduğunda her yere seyahat ediyorum. Hiç de korkmuyorum ve çok meraklıyım.

Ayrıca bir tasarımcı olarak Anthony Vaccarello’nun en dikkate değer kişi olduğunu belirttiniz. Neden?

Öncelikli olarak onun çok yetenekli olduğunu düşünüyorum ve tarzını çok seviyorum. Çok keskin.

Moda endüstrisinde yıllar geçirmek, özellikle Tomasini’yi geliştirmek anlamında size en çok ne öğretti?

Ben enine giden bir insanım ve bir şeyler ve projeler üretmeyi seviyorum. Sıfırdan başlamak… Çok çabuk sıkılabilirim, yani yaratımdan satışa kadar birden fazla aktivite yapmayı ve lüks ürünlerin büyümesini izlemeyi seviyorum. Sonunda bu kendi markamı başlatmak için benim mottom oldu.