Sidney Avusturalya’dan stilist, yazar ve yapımcı Emma Read’i yakaladık. Bize Avusturalya modasını ve nasıl geliştiğini anlattı.

Bir yazar, stilist ve yapımcısınız. Bunları açıklar mısınız…

Komik biçimde işimin her yaratıcı kesiti bir diğerini canlandırıyor. Gazetecilik okudum, yani tüm kariyerim boyunca genelde yazı yazdım – şuanda ağırlıklı olarak tasarımcı profillerinden, trend tahminlerine kadar moda temelli içerikleri bir araya getiriyorum. Stil açısından çeşitli yayınlar, ünlüler ve tasarımcılarla editoryal, reklam kampanyaları, organizasyon tasarımları ve kişisel görünümler üzerine çalışıyorum. Yapıma gelince, genelde yukarıda bahsettiğim her şeyi beraber koordine ediyorum- yani çekimler için lokasyon bulma, yaratıcı ekiplerin rezervasyonu, casting… başarılı bir çekim için gerekli olan temel görevlerin yerine getirilmesi.

Peki modaya nasıl girdiniz? Büyümeniz nasıl oldu?

İlk olarak müzik yazarı olmak istemiştim – dürüst olmak gerekirse okuldan ayrılırken stilist olmanın ne olduğuna dair herhangi bir anlayışım yoktu (çok daha öncesini düşünürsek, o zamanlar bugünlerdeki gibi reklamı yapılan bir iş değildi). RUSSH Magazine’de bir asistanlık işi aldım, yoğunlukla beni kanatları altına alan Pazarlama Editörü Kym Ellery (ELLERY tasarım markasının inanılmaz yetenekli tasarımcısı) ile çalışıyordum. O zamanlar bağımsız olarak basıldığı için standartların altındaydı, ama en iyi eğitim mekanı olmuştu – hiç abartısız derginin her bölümünde çalıştık. Çok seviyordum.

Son işiniz neydi, kimin içindi?

L’Officiel Australia için bir güzellik hikayesi çektim.

 

Başka hangi dergilerle çalışıyorsunuz?

Ağırlıklı olarak L’Officiel, ve birkaç özel dergi.

Bir ajans tarafından temsil ediliyor musunuz?

Geçmişte edildim, ama şuanda rezervasyonlarımla kendim ilgileniyorum – bunun hem iyi hem de kötü yanları var ama seviyorum.

Nerede yaşıyorsunuz?

Sydney, Avusturalya.

Ve dürüstçe, Avusturalya moda ortamı nasıl?

Oldukça sıkı sıkıya – kesinlikle başka yerlerde olduğu gibi rekabet yok diye düşünüyorum. Tasarım anlamında oldukça yenilikçi hale geliyor – resort ve mayo giyim ile tanındığımız ortada, ama Avusturalya’dan gelen ve artık uluslar arası düzeyde tanınan bazı harika yetenekler var. Bu yaratıcılar için de öyle – moda başkentlerinden uzakta olduğumuz düşünülürse çoğu iş arkadaşım bugünlerde Sydney, Avrupa ve New York arasında çalışıyor.

İş stilist olmaya gelince günün modası hakkında ne düşünüyorsunuz? Özgür ve orijinal olmak biraz zor hale geldi, siz ne dersiniz?

Freelance olduğum için kariyerimin şu noktasında önceden olduğumdan daha yaratıcı bir özgürlüğü keşfediyorum, ama kesinlikle bu nokta kulağa doğru geliyor – reklamcılar, editoryal kapasitede eskisinden çok daha fazla rol oynuyor. Styling ile gelen değişim ve akışkanlıkla rahat olmak kendi içinde bütünlük oluşturuyor – mikroyönetime çabalamak bir çekimin tüm eğlencesini ve ilhamını benden alıyor.

Pinterest bu oyunu nasıl değiştirdi? Şuanda endüstrinin her yerinde. Moodboarlar için hepimiz bunu kullanıyoruz. E onlar da başka bir konu, moodboardlar…

Referans verme anlamında, evet – editoryaller online olarak her yere sıçramış durumda, bu da bazen bir trendi veya fikri eskiden olduğuna göre çok daha fazla ayrıştırabiliyor. Bu da tekrarcı olmamanız için gerçekten yaklaşımınızı eşsiz olmaya itiyor… Bunu söylüyorum ama Pinterest’i çok seviyorum. Bir fikir kıvılcımına yol açan imgelerin önüme atılmasını seviyorum – düşünme sürecimi hızlandırıyor.

İlhamınızı nerede arıyorsunuz?

Her yerde! Kitaplar, müzik, sokak – seyahat etmek en sevdiğim (ve en düşkün olduğum) ilham kaynağı.

Sık sık seyahat ediyor musunuz?

Deniyorum – Bu yıl Avrupa’ya dönüp İtalya, İspanya ve Paris’e yolculuk etmeyi planlıyorum… Sonra ideal olan en yakın zamanda Paris’e taşınmak!

Paris’e taşınma şansınız var? Neden Paris?

Sihirli! Şehri çok seviyorum ve ideal olarak iş anlamında Sidney ve Paris arasındaki zamanımı birleştirmek isterim.. Kim Paris’e hayır diyebilir ki?

You can follow Emma on @emmaread.