by Kemal Hamamcıoğlu

Evsiz odaları biliyorum. Aşk aşk diye devrilen yatakları, aşk aşk diye inleyen pervazları, aşk aşk diye penceresi tüm kış kapalı kalmış odaları… O sıkışık odaya her şeyi sok; ama sevgilim diye duvara fısıldama sakın. Önce tatlı tatlı, sonra sert sert, sonra en sert yerinden bakabilirim yalancıktan sana. Ama bir duvar hem tatlı hem sert bir sevgiliymiş gibi yalandan bakmasını bilmez. O bir tek bakar. O bir tek bakar ve kendi kadar kararır karanlıkta. Sense cılız bir ışıkta göz göze gelince kömür gözlüm diyip, kendini en kara sanıyorsun.

Kahve lekesi çıkmamış kırmızı kupamın ağzından daha pis ağzım benim. Bunu seviyorsun biliyorum. Kim aransa bardağın kirini seviyor önce. Önce tatlı tatlı , sonra hep sert sert kırmaya kalkıyor kupayı orta yerinden. Duvara fırlatıyor sağlam, ayağının altına alıyor sağlam, masada unutuyor sağlam. Yine duvardan duvara atıyor sağlam. Sekiyor sekiyor yine sağlam. Ben, masada unutulmuş ağzı kahve lekeli bir kupa kadar sevmesini biliyorum. O kadar…

Tuzla ovarsan geçer hemen leke. Susuz hem de. Bunu biliyorum bir de. Çoook önceden. Sen bunu bilmezsin. Kahveyi soğuk içmek ne demek bilmezsin. Son yarım yudumda içilen iki uzun karanfilli sigarayı bilmezsin. O son yudum hiç bitmese, eve hiç dönmesem demeyi hiç bilmezsin. Kahvesiz bir kupaya bakıp bakıp…
Sahi sen ne biliyorsun?

Bir tek -yakınlarda yeni biri yok-u biliyorsun. O tamam. Yakınlarda yeni bir yok, uzakta yeni biri hiç yokmuş sevgilim. Sen uyurken, o sokaklarda çok soğuk kahve içtim, bilirim. Bak sana demin küfrettim sevgilim. İki sevgilim, iki küfür. Bunu da sayarsan üç . Say bunu da emi. Ha sen bu küfrü anlamadın?
Sevgilim deyince evsiz oda senin sandın. Tamam. En iyisi senin bildiğin yerden cesurmuş gibi küfredelim. Haz haz haz, sert sert sert, ayna ayna ayna, kalp kalp kalp, nbr nbr nbr, amk amk amk…

A**** koyayım!!!

Ne oldu ayıpladın? Ünlüleri ünsüzlerden ayıklayınca hiçbir uzuv hafiflemiyor ağızda. Bir güçlü koyduğunu sanıyorsun, o kadar. Kimse kimseye sahiden koymuyor çok uzun zamandır sevgilim.
Kimse kimseyi nerden kıracağını bilmiyor uzun zamandır.

Bir gün yanlışlıkla açarsan buzdolabını … Masadaki unutulmuş kupaya koyarsan yanlışlıkla soğuk su… İşte o zaman, tam o zaman kırılacak dudaklarım. İşte o zaman biri birine koymuş olacak. Sert sert, kırık kırık kırılacak orta yerinden. Kalp o zaman… İşte o zaman kalp. Neyse ki bunu hiçbir zaman bilmeyeceksin. Sana bir şey diyim mi?

Ne de olsa hiç bilmeyecekler.
Soğuk su ne zaman değse; kırılır kimi dudaklar… Odanın camını aç.
Çıplak ayakla üstümde yürü.
Kan kan kan, kalp kalp kalp.
Dudaklarım kanlı, sevgilim.