Camp bir stil, anlama sanatı ise nasıl ifade edebiliriz? Susan Sontag’ın 1964 yılında yazdığı Camp: Notes on Fashion adlı derlemesi ile anlamaya çalıştığımız bu estetik aslında Oscar Wilde’ın “One should either be a work of art, or wear a work of art” cümlesi ile anlatılabilir. Peki nasıl gösterilir? “Erkeksi erkeklerde en güzeli kadınsı bir şeydir; kadınsı kadınlarda en güzeli erkeksi bir şeydir.” diyen Susan Sontag aslında hepimizin zaman zaman farkında olmadan Camp olduğumuzu söylemiştir.

Camp; tepeden tırnağa bağlılık ve özveri demektir aslında, çünkü saç makyaj dahil olmak üzere baştan aşağı bu dünyadan olmamayı utanmadan ve arsızca gösterme biçimidir. Kendini nasıl hissettiğini ve bu yolda kendini sıradışı bir şekilde ifade ettiğin bir sanat olan Camp, aslında olağanüstü olmayı, abartı olmayı onurlandırıyor. Farkında olmadan geçmişin rengarenk trendlerine saygı duruşunda bulunan Camp ile Kitsch arasında ise çok ince bir çizgi vardır. “Camp bir güzellik anlayışı değil, aslında bir stil ve beceri açısıdır.” diyen Sontag bizlere Camp kavramını anlatmaya çalışsa da, aslında görsellerle anlatılabilen bir kavramdır.

Her sene sonunda Christmas ve yeni yılı kutlama bahanesi ile aşırı ve abartı olmanın hoşgörü ile karşılanması Camp kavramını anlatmanın ve ifade etmenin en iyi yolu aslında. Minimalizme ters olan bu estetik; Christmas ve yeni yılın getirdiği heyecanın ve umudun üzerinden anlatılabilmesi Camp kavramını daha eğlenceli bir hale geliyor. Kültleşmiş Christmas film yıldızlarının kostümlerinden oluşan bu seride yeni yılı kutlarken aynı zamanda Camp tarzını anlamaya çalışıyoruz. Yıllar içinde Mae West, David Bowie, Cher, Grace Jones gibi ikonlar üzerinde anlatılan Camp kavramına farklı bir yerden bakarken yeni yıl ruhunu canlandırıyoruz ve ilham alıyoruz. Vizon şapkalar ve en iyi frak elbiseler, “Camp kadar Christmas” temasına hitap ederken; kış sezonunda size ilham olabilecek kült filmlerin kostümleri ile yeni yılı karşılamaya hazırlanıyoruz.

Hepimizin birbirini anladığı, saygı duyduğu, dönüp sorgulamadığı bir yıl dilerken herkesin hayatına biraz Camp modu diliyoruz. Abartının, mübalağanın kutlandığı bir sene olması dileğiyle.

1- Edward Scissorhands

Tim Burton; filmleri ve vizyoner aklı ile bizi hayalkırıklığına uğratmamayı başaran bir yönetmen olduğu inkar edilemez bir gerçek iken, onun estetik anlayışına Camp dememek olmaz. Başlı başına garip ve sıradışı bir bakış açısına sahip olan Tim Burton; Edward Scissorhands filmi ile beklenenin dışında bir Christmas filmi sunuyor bize. Abartılı yüz hatları ve inanılmaz kostümü ile yanlış anlaşılan bir kahramana hayat veren Johnny Depp, bizi hoşgörünün ve empatinin ağır bastığı bir dünyaya konuk ediyor.

“Edward Scissorhands” dir. by Tim Burton

2- Metropolitan

New York elitlerinin geleneksel Christmas kutlamalarına eşlik ettiğimiz 1990 yapımı Metropolitan filmi, bize gerçek bir Manhattan tecrübesi yaşatıyor. Her anlamda tatmin edici bu film kostümleri ile bize elit kesimin abartıya olan sevgilerini Camp ile nasıl yorumladıklarını gösteriyor. Kentsel burjuvazi komedisi olan film için diyalog odaklı diyebiliriz. New York sosyetesinin Debutant modasına Camp yorumunu kattığı Metropolitan filmi bize romantizmi ve komediyi en sıcak hali ile hissettiriyor.

“Metropolitan” dir. by Whit Stillman

3- 2046

Bizi her filminde kendi evrenine davet eden Wong Kar Wai, In The Mood For Love filminin devamı olarak sayılan 2046 filmi ile yine bize aşkı kendi diliyle anlatıyor. Yarı fütüristik bir film olan 2046; bize Camp tarzının uzak doğu etkisindeki halini romantik bir dille hissettiriyor. Diyaloğu minimumda tutmasıyla bilinen Kar Wai, sahnelerin bakışlar ile anlaşılması ve yatılan boğuk atmosfer ile farklı bir perspektif sunuyor izleyenlere. Sık sık Christmas arefesine dönüp önemli olaylara odaklanan film Camp tarzının zerafetini anlamamız için mükemmel bir örnek.

“2046” dir. by Wong Kar-Wai

4- White Christmas

Müzikal bir film olan 1954 yapımı White Christmas; II. Dünya Savaşı sırasında bir grup sanatçıyı merkezine alan bir filmdir. Christmas ruhunu yayarak Vermont otelini kurtarmaya çalışan sanatçıları zamanın efsanevi oyuncuları canlandırılıyor. Irving Berlin şarkılarının bizlere eşlik ettiği bu film izleyenlere huzur verirken, şarkıcı grubun kostümleri ise bizleri büyülüyor. Camp tarzının filmlerde ilk kez denendiğini, farklı bir estetiğin ilk kez kendini belli ettiğini, filmin sahne kostümlerinden anlayabilmemiz mümkün. Christmas ruhunu bütün benliğimizle hissettiğimiz bu film ile kendimizi 1954 yılında buluyoruz.

“White Christmas” dir. by Michael Curtiz

5- How The Grinch Stole Christmas

2000 yapımı kült bir Christmas filmi olan How The Grinch Stole Christmas filminin tamamı için Camp diyebiliriz aslında. Jim Carrey; Grinch canavarına hayat verirken klasikleşen abartı mimiklerine de yer vermeyi unutmuyor. Fakat bu filmde bizi en çok etkileyen karakter ise, mini etekli Noel anne kostümü ile baştan aşağı Camp esintilerini görebildiğimiz Christine Baranski’nin karakteri olan Martha May Whovier. Martha; Grinch’in yıllarca aşık olduğu, filmin tritagonisti. Martha May için anaerkil bir Christmas ilhamı diyebiliriz.