DUYGU Kendi yaratıcı yolculuğunda “cesur” olmak senin için ne ifade ediyor?
SÜMEYYE Her şeyden önce, cesur olabilmenin kendini tanımakla ve kendine dürüst olmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Sürekli dönüşen bir dünyanın içindeyiz, hızlı tüketiyoruz ve bu tempoda anlamaya çalışmak bazen yorucu olabiliyor. Dönüşümle inadına barışmalı, kendi özümüzü her an daha fazla bularak cesaretimizi büyütmeliyiz.
DUYGU Kuralsız ve özürsüz bir şekilde bir şey yarattığın, hafızanda yer eden bir anı paylaşır mısın?
SÜMEYYE Bir süre önce dünyanın başka bir yerinde tek başıma seyahatteydim. Sabah uyandım, kahvemi aldım; hiçbir plan, tanıdık ve bilindik bir şey olmadan yürüdüm. Özgürce saatlerce yürüdüm. Canım ne istiyorsa oraya, keyfim ne yapmak istiyorsa onu yaptım.
Otelime dönüp masama oturduğumda ilk şiirimi orada yazdım. Ne kabahatim ne suçum ne de yargılar vardı.
DUYGU Korku — ya da onun yokluğu — kendini ifade etme biçimini nasıl şekillendirdi?
SÜMEYYE “Korku”nun ne olduğunu anlamak ile başladı bu deneyimim. Neden korkuyorum? Neyden ve ne zaman korkuyorum? Yoksa korku her zaman yanıbaşımda olan, öğretilen bir kod mu? Bu korkunç hissin bana ait olmayan bir şey olduğunu anladığımda da dönüşmeye başladı her şey. Evet, bana ait değildi kaygı, yetersizlik ve aynı kefeye koyabileceğim kardeşleri. Ben zihnim değilim ama zihnim benim. O yüzden, korkular şimdi çoğu zaman dışarıda. Daha keyifli akıp gidiyor zaman.


DUYGU Sanatın için aldığın ve riskli gelen ama sonunda senin sesini tanımlayan bir karar?
SÜMEYYE Çok risk alan birisi miyim şimdi bir sorguluyorum açıkçası. Fakat, her projemi hayatımın hemen merkezine almak da, anlıyorum ki büyük bir risk. Çünkü dünyevi zaman ve çevreniz bir taraftan devam ederken; sen yalnızca kendi kurduğun bir düzenin içindesin. Pişman değilim.
DUYGU Yaratıcı işlerin dünyaya tek bir Brave Monologue sunabilseydi, ne söylerdi?
SÜMEYYE Başladığımda emekliyordum, sonra ayağa kalktım, şimdi ise koşuyorum. Hiçbir zaman koştuğumu fark etmiyorum, yürüyorum sanıyorum ve hep koşmak için çalışıyorum.
DUYGU Dünya sessiz olduğunda, cesaretin bize ne söylüyor?
SÜMEYYE Bu dünya bu evren senin için, sen evrenin ta kendisisin. İnan, hayal et, çalış, olsun.
DUYGU Bilinmezliğin eşiğinde durduğunda seni ileriye doğru iten şey nedir?
SÜMEYYE Durmuş olmam. Elbette arada sırada durduğumuz hatta hiçbir şey yapmadığımız anlar da oluyor ki denge için zaten bu gerekiyor. Fakat hem ne yapacağını bilmediğin hem de hareket almadığın bir düzenekte ilerlemek bence imkansız. Ben bu anlarımda genelde yavru kedi edasıyla araştırmayı tercih ediyorum. Yanlış yapabilirim, sonuç kötü dahi olabilir. Deneyimin, bizi her zaman ne olursa olsun ‘yaşayan’ kıldığını düşünüyorum.
DUYGU Hayata karşı cesur olduğunu düşünüyor musun?
SÜMEYYE Bazen evet, bazen hayır. Cesaret sanki korkunun varlığına rağmen adım atmakmış gibi geliyor. Evet bazen her şeye rağmen risk alabiliyorum, duygularımı olduğu gibi ifade edebiliyorum. Ama bazen de hiçbirisine cesaret edemiyorum.
DUYGU Yaratıcılık senin için ne anlama geliyor?
SÜMEYYE Rengarenk olmak direkt aklıma geliyor. Benim renk paletim ne kadar büyükse o kadar çok ürün ortaya koyabilirim. Bu da hayat coşkusu demek. Elbette her gün her zaman mutlu ve pembe olamaz rengim. Her farklı anda da çıkan ürünler daha başka oluyor. Ben hepsini seviyorum. Siyah, mavi, beyaz…


“Neden korkuyorum? Neyden ve ne zaman korkuyorum? Yoksa korku her zaman yanıbaşımda olan, öğretilen bir kod mu? Bu korkunç hissin bana ait olmayan bir şey olduğunu anladığımda da dönüşmeye başladı her şey. Evet, bana ait değildi kaygı, yetersizlik ve aynı kefeye koyabileceğim kardeşleri. Ben zihnim değilim ama zihnim benim. O yüzden, korkular şimdi çoğu zaman dışarıda. Daha keyifli akıp gidiyor zaman.“
-Sümeyye Aydoğan
DUYGU Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekil buluyor?
SÜMEYYE Bu soruya bundan iki sene önce cevap veriyor olsaydım ‘“Ah, ne güzel işte sınırlar orlanmalı, zorlanmalı ki en güzeli ortaya çıksın,” derdim. Fakat şu sıralar sınırlarda yürümeyi sevmiyorum. İnsanı yorduğunu düşünüyorum. Belki bir sene sonra yine uçurumun kenarında olmaktan zevk alacağım. Bilmiyorum, sadece şu an için keskinlikleri hiç ama hiç sevmiyorum.
DUYGU Herkes kendine biraz sert davrandığı bir dönemden geçer. Sen ne zaman ve nasıl kendinden ve kararlarından özür dilemeyi bıraktın?
SÜMEYYE Bu satırları yazmadan 1-2 saat önce kendimi çok ağır yargıladığım dakikalar yaşadım. Suçladım ama geçti. Ben bu süreceğin azalacağını ama tamamen geçmeyeceğini düşünenlerdenim. Şekli yumuşuyor bazen. Kendini yargılamak ve eleştirmek çok bambaşka şeyler. Kendimizi yargılamayalım asla, fakat eleştiri hep devam etsin. Kendimden tekrar tekrar özür diliyorum.
FROM BASED ISTANBUL N45 10TH ANNIVERSARY ISSUE: BRAVE MONOLOGUES
Cover Guest Sümeyye Aydoğan
Creative Direction & Words by Duygu Bengi
Photography by Abdullah Yazıc
Styled by Emre Köklüçınar
Head of Talent Hair and Makeup Önder Tiryaki
Creative Group Head Yağız Yeşilkaya
Producer Tunga Yankı Tan
Creative Production by BI Creative
Special Thanks to Cansu Sıtacı
Creative Team Duru Ustaoğlu, Kerem Acar
Hair Team Batuhan Sancar, Enes Sakızcı, Mustafa Akgül
Make-Up Team Doğukan Tuncer, Esra Poyraz, Hazar Baştürk
Gaffer Onur Karaca
Photography Assistants Hakan Diner, Hamza Kazım Esen
Styling Assistants Elif Akpunar, Şimal Özyiğit
Editorial Brews by Starbucks Türkiye
Bites by Focamia