Bazı insanlar için cesaret, bir anlık parıltı değil; mesleği seçme gerekçesi kadar temel bir kas. Selin Şekerci ile yollarınız kesiştiğinde duyguların ne kadar da somut olabileceğini görüyorsunuz. Soyut ve somut kavramlar arasındaki çizgiler ortadan kalkıyor. Hayat kendini daha derin bir yerden gösteriyor. Ben de yıllar içerisinde derinleşen yolculuğumuzda tam olarak böyle bir yerdeyim. Kaçmak istediğin yerde arkandan iten o görünmez el, “Yine de dene,” der ya; Selin de duygularını tam olarak böyle bir yerden yönetiyor. Ve oyunculuğunu sanatın çok sesli ruhuna teslim ediyor. Selin, cesaretini gürültülü kahramanlıklardan değil; kırılmayı, utanmayı, duraksamayı göze alıp yine de sahneye dönmekten ibaret olduğunu hatırlatıyor. Çünkü yaratıcı işler çoğu zaman tek bir cümleye sıkışıyor: “Ben buradayım — duy beni.”
DUYGU Kendi yaratıcı yolculuğunda cesur olmak senin içinne ifade ediyor?
SELİN Cesur olmak, bu mesleği seçme sebebimi ifade ediyor aslında. Kendimi ifade etmeye başladığımdan beri sanatın bir dalıyla ilgileneceğimi biliyordum. Belki müzik belki dans… Hepsinin hemhal oyunculuğa götürdü beni hayat.
Sanata bir kez adımınızı attıysanız, cesaret en önemli anahtarınız oluyor. Belki de Selin’in cesaret edemeyeceği uçsuz bucaksız yolculuklara düşünmeden adım atabilmesini sağlıyor, o cesur hal. Korkup kaçmaya yeltendiğimde arkamdan güvenle iten bir el gibi… Cesur değilsen yaratmak da mümkün olmuyor, biricik olup kalıpları yıkmak da…
DUYGU Kuralsız ve özürsüz bir şekilde bir şey yarattığın, hafızanda yer eden bir anı paylaşır mısın?
SELİN Ben çocukluğumdan beri kendimi yazarak ifade edebiliyorum ama yazdıklarımı okutabilir miyim? Hayır. Pandemiydi. Hepimiz kendi kutularımıza , kendi dünyamıza , kendi kafamızın içine sıkışmıştık. Sonra bir yazı dizgisi için benim de ya zmam istendi. Kalbim patlayarak heyecandan korkudan ölerek başladım yazmaya ve o zaman filtresiz bir şekilde akıt tım içimi… Aşkımı da acımı da . İşte o yanımla gurur duyarım hep ‘Hadi bi’ cesaret!’ diyerek kendimi saklamadan kapılarımı açabildiğim için. Sadece bu değil, yaptığım işte de sezgisel hareket ederim ben. Kuralları unutuveriyorum perde açıldığında… Ya da “3 -2-1 oyun” dendiğinde siliniyor her şey…
DUYGU Korku — ya da onun yokluğu — kendini ifade etme biçimini nasıl şekillendirdi?
SELİN Aslında dediğim gibi, o korku beni sanata itti. Hatta korkusuz olmak için yanıp tutuşan ve yeri geldiğinde gözü kara olan Selin; her filtre koyma çabamı, yaratma arzumla o görünmez perdeleri parçaladı. İşimi naçizane iyi yapabiliyorsam, budur aslında sebebi.
SELİN wears a double-breasted jacket by Sandro, pleated pants by Jil Sander, Beymen, shirt by Kkoncept and shoes by Camper.
DUYGU Sanatın için aldığın ve riskli gelen ama sonunda senin sesini tanımlayan bir karar?
SELİN Ben içime sinmeden bir şey yapamam. Bazen çok uzun aralar veririm, unuttururum kendimi… Bu benim mesleğimde riskli bir karar olsa da, yıllar içinde Selin’in duruşunu belirledi.
DUYGU Eğer yaratıcı işlerin dünyaya tek bir Brave Monologue sunabilseydi, ne söylerdi?
SELİN Sessiz kalanların kalbinden konuşan bir şey olurdu. Çünkü bence yaratıcı işler tam olarak o; ‘Ben buradayım, duy beni!’ diyen kalplerin sesi. Kırılmaktan korkmadan utanmadan hissetmeyi hatırlatmak istiyorum ben… Çünkü en güzel yer, orası. Gerçi bazen orası biraz acıtır ama güzel bir acıdır o, tadı damakta kalır.
DUYGU Dünya sessiz olduğunda, cesaretin bize ne söylüyor?
SELİN Dünya sessiz olduğunda cesaret bana genelde şey diyor: ‘Hadi Selin, şimdi saçmalamanın tam zamanı!’ Saçmalamaktan korkmak beni susturur ama ben ne zaman bir şeyden korksam, hep en güzel şeyler oradan çıkar. Bilemiyorum… Galiba cesaret biraz delilikle, biraz da kalple besleniyor.
DUYGU Bilinmezliğin eşiğinde durduğunda seni ileriye doğru iten şey nedir?
SELİN Korku! Bilinmezlik en büyük anksiyete sebebidir. Duramam orada, öyle korkarım ki kaçmak için hareket ederim. Oradan kurtulmaktır en büyük motivasyonum. Bir bakmışım yoldayım.
“Eskiden kolayca yaptığım bir şeydi sınırları zorlamak. Yaş aldıkça otokontrol mü dersiniz söylemlerde otosansür mü bilmem, belki de tecrübe… Şimdi daha sakin ve kontrollü yaklaşıyorum hayatta. Sanırım yetişkinlik bu.”
-Selin Şekerci
DUYGU Sınırları zorlamak senin gerçekliğinde nasıl şekil buluyor?
SELİN Eskiden kolayca yaptığım bir şeydi sınırları zorlamak. Yaş aldıkça otokontrol mü dersiniz söylemlerde otosansür mü bilmem — belki de tecrübe… Şimdi daha sakin ve kontrollü yaklaşıyorum hayatta. Sanırım yetişkinlik bu.
DUYGU Hayata karşı cesur olduğunu düşünüyor musun?
SELİN Bazen. Düşündüğümde sıralayabilirim bir sürü ama cesaretimin kocamanlığı içimde büyürken deneyimlerlerim beni durmaya zorlar. O araf beni bazen cesaretsiz kılar. Bir süre sonra, öyle sıkışırım ki orada… Sonunda cesaret gerektiren bir adım atarken bulurum kendimi.
DUYGU Herkes kendine biraz sert davrandığı bir dönemdengeçer. Sen ne zaman ve nasıl kendinden ve kararlarından özürdilemeyi bıraktın?
SELİN Ben hala oradayım. Sadece bunu yaptığımı fark edebilir hale geldim. Az kaldı ama hissediyorum. Kendime saf şefkat duymaya minicik bir an kaldı.
FROM BASED ISTANBUL N45 10TH ANNIVERSARY ISSUE: BRAVE MONOLOGUES
Cover Guest Selin Şekerci Creative Direction & Words byDuygu Bengi Photography by Abdullah Yazıc Styled by Emre Köklüçınar Head of Talent Hair and Makeup Önder Tiryaki Creative Group Head Yağız Yeşilkaya ProducerTunga Yankı Tan Creative Production by BI Creative Special Thanks to Cansu Sıtacı Creative TeamDuru Ustaoğlu, Kerem Acar Hair TeamBatuhan Sancar, Enes Sakızcı, Mustafa Akgül Make-Up TeamDoğukan Tuncer, Esra Poyraz, Hazar Baştürk Gaffer Onur Karaca Photography Assistants Hakan Diner, Hamza Kazım Esen Styling Assistants Elif Akpunar, Şimal Özyiğit Editorial Brews by Starbucks Türkiye Bites byFocamia