Kuşaktan kuşağa aktarılan deneyim ve koku uzmanlığı, Rebul’un DNA’sının tam merkezinde yer alan Pera ile harmanlıyor. Atelier Rebul’un geçmişinden ilham alarak yaratılan Collection Atelier ise kendini hep yenileyen Pera’nın zamansız asaleti ve gizemli hikayesini, eşsiz notaları ile yansıtıyor. Markanın kurucu ortaklarından Nüket Filiba ile Atelier Rebul’un kuruluşundan günümüze olan hikayesi ve yeni koleksiyonlarını konuştuk. 

Atelier Rebul’ün kuruluş hikayesinden biraz bahsedebilir misiniz?

Köklü geçmişimiz; 1895’te, genç Fransız bir eczacı olan Jean Cesar Reboul’ün, Beyoğlu Pera’da, ‘Grande Pharmacie Parisienne’- Büyük Paris Eczanesi adıyla Türkiye’nin ilk eczanelerinden birini kurmasıyla başlıyor. Osmanlı’nın son dönemine tanıklık eden ve günümüze kadar yaşamını sürdüren tek eczane. Sene 1939’u gösterdiğinde Mösyö Reboul ülkesine dönerken eczanesini, eczacı Kemal Müderrisoğlu’na devrediyor. Akabinde eczanenin ismi Rebul olarak değişiyor. Benim bu çok değerli hikâyeye dahil olduğum sene ise 2004. 2004’te, tesadüfler sonucu Rebul’ün 4. kuşak temsilcisi Kerim Müderrisoğlu ve aile dostumuz Korel Bingöl ile yollarımız kesişti ve ortak olduk. Ortak olduğumuz ilk gün benim Rebul ile ilgili hayallerim vardı. Tüketiciye yakın olabileceğimiz, hikayemizi ve mirasımızı anlatabileceğimiz perakendecilik alanına da dokunmak istiyordum. Rebul’ün köklü mirası, eczacılık geleneği, arşivlerindeki formülleri ve koku uzmanlığı ile aktarabileceği o kadar çok şey vardı ki… Uzmanlığımız olan koku ile hayatın her noktasına dokunabileceğimiz bir servis alanı yaratmamız gerekiyordu. 2013 yılında büyük bir mutluluk ve heyecanla Rebul Şirketler Grubu’nun exclusive perakende markası olarak Atelier Rebul markasını yarattık. 

Markanın köklü tarihinin, Atelier Rebul’ün güncel vizyonunu nasıl beslediğini düşünüyorsunuz?

Atelier Rebul mağazasına girdiğinizde ya da bir Atelier Rebul ürününü gördüğünüzde Rebul eczanesi kurucusu Jean Cesar Reboul’den gelen Fransız zarafetini hemen fark edersiniz. Formüllerimize baktığınızda ise eczacılık geleneğinin hala yaşadığını… 1895 yılından gelen bu değerlerimizi ve koku uzmanlığımızı korumayı hedefleyerek Atelier Rebul’ü yarattık. Bu yeniliği en başarılı şekilde gerçekleştiren markalar arasında yer alıyoruz. Atelier Rebul olarak koku uzmanlığımız ile bugün kokunun her alanına girmeyi başardık. Parfümden kolonyaya, mumdan çubuklu oda kokusuna, banyo ve vücut ürünlerinden cilt ve saç bakım kategorisine kadar kozmetik ve ev için kaliteli ürünleri yenilikçi ve transparan bir yaklaşım ile üretiyoruz. Güzelliği, sağlığı bilimsel uzmanlıkla bir araya getiriyor ve Doğu ile Batı’yı birleştiren eşsiz kültürümüzü, İstanbul’dan dünyaya taşıyoruz. Bununla birlikte, zamansız ‘İstanbul İmza Koleksiyonu’ ile İstanbul gibi eşsiz bir değeri dünyaya tanıtmayı da misyon ediniyoruz. Ve tabii ki nesiller arasında seyahat eden bir marka olarak gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmayı çok önemsiyoruz. Sürdürülebilirlik eforlarımız, markamızın DNA’sına işleyen önemli bir konu başlığı. Üretim tesislerimiz, ürünlerimiz ve özel projelerimizle dünyaya yeşil bir iz bırakmayı misyon ediniyoruz. Doğa dostu ürün hareketimizle güzelliğin 3R’sini “Refill/Reuse/Reduce” kabul ediyor ve “yeniden doldurun, yeniden kullanın, atıkları azaltın, bunları tekrar edin” diyoruz. Sürdürülebilir, kaliteli içeriklerimiz, temiz formüllerimizle güven sunuyoruz. 

Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi ve deneyimi bugün nasıl konumlandırıyorsunuz? Markanın özüne sadık kalırken güncelliği nasıl sağlıyorsunuz?

127 yıldır sahip olduğumuz eczacılık deneyimi ve koku uzmanlığımızdan yola çıkarak eski arşivlerimizdeki formülleri, uzmanlık alanımız olan bitkileri, eczanede kullanılan geleneksel yöntemleri modern ve bilimsel yaklaşımla harmanlayarak ürünlerimizi geliştiriyoruz. Bunu yaparken korumaya çalıştığımız marka değerlerimiz; güven, kalite, eczacılık geçmişimiz, mirasımız, doğallığımız ve samimiyetimiz.  Atelier Rebul severler de bu değerlerin farkında. Bizim için en güzel yanı da bu. Örneğin; 8 senedir mağazalarımızda, tıpkı eskiden eczanemizde olduğu gibi, taze bir şekilde doldurulan ve kişiselleştirdiğimiz kolonyalarımızın yer aldığı dolum üniteleri var. Mağazalarımızda müşterilerimize bir deneyim yaşatmaktan, en modern ve kaliteli haliyle kişiye özel hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz.Atelier Rebul markasının sadece kozmetik ürünlerinden ibaret olmamasına, müşterilerimize bir yaşam tarzını yansıtmasına ve markanın bir tavrı olmasına çok dikkat ediyoruz. 

Atelier Rebul’ün DNA’sında Pera’nın nasıl bir yeri var?

Atelier Rebul’ün DNA’sının tam merkezinde Pera var; çünkü köklü geçmişimiz 1895’te Pera’da başladı. Rebul Eczanesi o dönemde, kişiye özel kremleri, saf gül suyu tonikleri, kolonyalarıyla bir kozmetik atölyesi gibi çalışıyordu. Pera’da imza atılan binlerce formül hala arşivimizde. Ve hala bazı ürünlerimizle yeniden günümüze taşınıyor. Pera’nın en unutulmaz yanlarından biri de kesinlikle Rebul Lavanda kolonyasıyla başlayan hikâye. O dönemde kısa süre içinde Pera’nın erkekleri başta olmak üzere, İstanbul beyefendilerinin kokusu haline gelen Lavanda Kolonyası, kolonyadan ziyade, daha çok babadan oğula geçen farklı bir mirasa dönüştü. Öyle ki, Beyoğlu’nda dolaşmak için Rebul’ün lavantasının sürülmesi gerektiği, kuşaktan kuşağa bir efsane olarak aktarılır. Rebul Lavanda Kolonyası hem parfüm hem sağlık ve hem de misafirperverliğin sembolü oldu. Ve tabii ki Pera İmza Koleksiyonu…

Bugün ikonik koleksiyonlarınızdan biri de Pera… 

Evet, çok fazla seveni var. İmza Koleksiyonun bir parçası Pera. Doğduğumuz yer Pera’ya övgü olan bu özel koleksiyon, orta çağlardan günümüze kültürün, sanatın, modanın, zarafetin, doğunun ve batının buluştuğu en önemli semtlerden birinin temsilcisi. Pera semti, bin bir çeşit kokuyu, tadı ve dokuyu içinde barındıran fakat kendini hep yenileyen ve asaletini hiç kaybetmeyen, küçük sokaklarında doğu ve batının gizemli buluşmasına tanıklık edeceğiniz yerdir. Bu koku da tüm notalarıyla sizi Pera’ya yolculuğa çıkarıyor. Koleksiyon, kendine özgü bordo rengiyle de o dönemleri hatırlatıyor. Parfüm, kolonya, çubuklu oda kokusu, mum, sıvı sabun, duş jeli, el & vücut losyonu olarak her an her yerde etrafınızda ya da yanınızda sizinle olacak bir koku. 

Pera’nın hangi özelliklerini hangi notalar ile tanımlarsınız?

Pera’nın notalarında; Kakule, Zencefil, Pembe Biber, Yasemin, Orkide, Nilüfer, Gül, Deri, Sandal ağacı, Kyara Tütsü, Paçuli ve Siyah Kehribar var. Pera semtinin az önce anlattığım tüm özellikleri bu notalar arasında gizli.  

Atelier Rebul’ün geçmişinden ilham alan Collection Atelier koleksiyonunuzda da Pera’ya dokunan birçok koku var değil mi? 

Evet, Collection Atelier parfümleri, Atelier Rebul’ün geçmişinden ilham alarak yarattığı zamansız bir koleksiyon. Hem kadınlara hem erkeklere hitap eden sofistike parfümlerden ve el & vücut kremlerinden oluşuyor. 9 farklı koku var koleksiyonda. Birçoğu Pera’nın o gizemli hikayesini ve notalarını yansıtıyor. Kokuların bazılarından kısaca bahsedecek olursam; örneğin hikayesi neredeyse Rebul ile aynı tarihte başlayan Bal d’Orient, Pera Palas’ın nostaljik balolarından ilham alarak yaratılan etkileyici ve feminen bir parfüm. Nuits en Rose ise, doğudan gelen sıcacık ve baştan çıkarıcı agarwood’u feminen gül ile buluşturan odunsu ve çiçeksi bir kokuya sahip, Pera’nın göz alıcı gecelerini simgeliyor. İsmini 1895 yılında İstanbul’un ünlü caddesi Pera üzerinde kurulan Reboul Eczanesi’nin kapı numarasından alan No.94 ise, ismine yakışan zarif çiçeksi ve oryantal notaları birlikte sunuyor. Pera semtinin kokusunu yansıtan, taze, odunsu ve baharatlı notalarıyla adeta o dönemdeki Pera beyefendilerinin parfümü olan ve aynı zamanda markamızın kurucusu Jean Cesar Reboul’a bir övgü niteliğindeki J.C. Reboul de mirasımızdan ilham alarak tasarladığımız parfümlerden.

Markanın köklü tarihi aynı zamanda müşteriler ile kuvvetli bağından geliyor. Bu bağı siz nasıl tanımlarsınız? 

Eskiden Rebul Lavanda Kolonyası, dedelerimizin, anneannelerimizin evinin baş köşelerinde yer alırdı. Geçmişten gelen bu gelenek bazen kendimize bazen de en sevdiklerimize aldığımız Atelier Rebul hediyeler ile günümüzde de devam ediyor. Şeffaflık, güven ve samimiyet bu bağın üç önemli nedeni. Benzersiz bir koku vaat ederken aynı zamanda ürünlerimizde yüksek oranda doğal kaynaklı, sağlıklı içerikler kullanıyor, toksik, zararlı kimyasallardan uzak duruyoruz. Kurulduğumuz ilk gün bugüne tam 127 yıldır aynı söz ile müşterilerimizin yanındayız. İmza attığımız her şeyde bir asırdan fazla devam eden hikayemizle ile beslenerek geliştiriyor ve üretiyoruz. Şunu söylemeliyim ki; kendimizin zevkle kullanmayacağı hiçbir ürünü, Atelier Rebul markası altında tüketicimize sunmuyoruz.

Atelier Rebul ürünlerinin hediye olarak tercih edilmesini markanın köklü tarihine mi yoksa güncel vizyonuna mı bağlıyorsunuz?

Tabii ki köklü tarihimiz ve onun hissettirdikleri bu konuda çok önemli bir rol oynuyor. Bununla birlikte Atelier Rebul olarak ‘Hediye bir sanattır’ anlayışı ile tasarladığımız tüm detaylar; kişiselleştirme, hediye paketleri, özel notlar da çok önemli etkenler. Açmaya kıyılamayan, daha ilk anda özel hissettiren, sevdiklerinizin baş harfiyle kişiselleştirebileceğiniz hediye kutularımız var. Kendi ilettiğiniz notlarla bu paketleri daha da özelleştirebilirsiniz. Bunlar dışında, dolum kolonyalarımızın üzerine özel mesajınızı, hediye edeceğinin kişinin adını ya da kısa notunuzu yazarak hediyenizi daha da özel bir hale getiriyoruz. Aynı şekilde İmza Koleksiyonu’muzdaki parfümlerin üzerine de isminizin baş harflerini yazdırabilirsiniz. Ürünlerimizin dekoratif ve nostaljik tasarımları da önemli etkenler arasında diyebiliriz.

Sevgililer Günü’nde Collection Atelier Koleksiyonu ile birlikte aşk çikolatalarını ön plana çıkarıyorsunuz. Peki Atelier Rebul aşkı nasıl tanımlıyor?

Collection Atelier Koleksiyonu’nda yer alan elegan ve benzersiz parfümler Sevgililer Günü’nde aşkın en zarif ifadelerinden biri. Aşkın en güzel kokularına, aşkın en güzel tadını da armağan etmek istedik. Bu Sevgililer Günü’nde kahve, badem ve kurutulmuş kırmızı meyveler ile zenginleştirilmiş bir çikolata deneyimi, artisanal çikolata markası Butterfly’ın Atelier Rebul’e özel olarak hazırladığı sınırlı sayıda, el yapımı çikolatada sizler için bir araya geldi. 

Aşkı nasıl tanımladığımıza gelince… Tıpkı bir koku gibi… Notalarını hissettiğimizde kalbimizi hızlandıran, içimizi yumuşatan, güzel ve iyi hissettiren!