Letisya Tapan, hakkında çok da bilgiye sahip olmayıp, uzaktan takip ettiğim kadınlardan biri olmuştur hep – ve hayır, ürperitici şekilde, kelimenin gerçek anlamı ile takip ettiğim değil. Onu gerçekten tanıyıp aurasının nasıl bu kadar esir alma özellikli olduğunu anlamanın daha iyi bir zamanı olamazdı…

İnsanlar değişmediklerini iddia etseler de herkesin beğendiklerinde, tarzlarında, bakış açılarında, hatta davranışlarında değişiklikler oluyor. Birkaç yıl öncesiyle şu anını karşılaştırdığında kendinde ne gibi değişimler görüyorsun?

Her yönden kalıcı kendime katmadeğer katacak yatırımlar yapmaya çalışıyorum. Yaşamın getirdiği olgunlaşma sürecinden pay alıyorum aslında ve ulaşmaya çalıştığım nokta hep bir adım ötesi. Her gün bir adım atabilmek kısa vadede bile birçok adımı ve beraberinde değişimi getiriyor. Geçmişle bugün arasında büyük bir fark var. Aldığım sorumluluklar, konularla yüzleşme kabiliyeti, zor gelenin üzerine gitme, çabuk çözüm üretebilme gibi konularda epey yol katettiğimi düşünüyorum. Ama yaşam bir süreç. “Olmak” kendini dinleyerek usanmadan çalışmayı ve değişime açık olmayı gerektiriyor.

Kendi kimliğini tanımlarken hangi kelimeler kullanıyorsun? Hangisi seni en çok besliyor?

Çözüm üretebilen ve engellere inanmayan bir insanım. Her zaman bir çıkış yolu olduğuna inanmak ve bu çözümü yaratabilmek beni ben yapıyor. Yerimde saymayı, gittiğim yoldan geri dönmeyi hiç sevmem. Bu özelliklerim sayesinde yol katedebildiğimi düşünüyorum. Tabii günümüz şartlarında belirsizlikle başedebilmek de çok önemli bir özellik.

Büyürken annende gözlemlediğin şeyler senin bu gününü nasıl etkiliyor?

Annem inanılmaz derecede fedakar ve bu konuda sınır tanımayan bir insan. Her zaman kendinden önce karşısındakini düşünür. Bu ölçüde verici bir insanın kızı olmak benim için büyük bir gurur kaynağı çünkü kendi egonu her zaman ikinci plana atmayı gerektiriyor. Kendimi de böyle davranırken yakaladığım oluyor ama uzun vadede kendini iyi hissetmek için bazen bencil olmanında getirileri olduğunu düşünüyorum. Yani ondan aldığım öğretiyi dengede tutmaya çalışıyorum diyebiliriz.

Son zamanlarda ne ile meşgulsün?

İşe gidip gelmek ve yazı yazmak. 3 aydır İstanbul Art News Chronicle’da moda yorum yazıları yazmaya başladım. Ofis işi yapmıyorsam onla ilgili araştırma yapıyor oluyorum.

Çok da keyifli bir süreçten geçmediğimiz şu zamanda seni gülümseten, sabah kalkıp güne pozitif başlamanı sağlayan şeyler neler?

Kendime vakit ayırmak. Eskiden evden kendimi bir hamlede dışarı atardım. Şimdi ufak mutluluk kaynaklarına vakit ayırarak, evden iyi bir modda çıkmaya çalışıyorum. Zinde hissetmek için bulletproof (hindistan cevizi yağlı) matcha içiyorum. Ofise gitmeden mutlaka spora gidiyorum. Ve her zaman olmazsa olmaz benim için giyinmek. Kendimi iyi hissetttiğim kıyafetler içinde herşey biraz daha tahammül edilebilir hale geliyor.

Yaptığın işten biraz bahseder misin? Kozmetik dünyaya girişin, orada kendine yer buluşun, sonrasında gelişimin nasıl oldu?

Kozmetik ithalat ve distribüsyon ile ilgileniyorum. Atkinsons, The Merchant of Venice, Frapin, Jovoy, Arquiste gibi niş parfüm markalarının, Soho House’un yarattığı Cowshed, Neville, Cheeky gibi kişisel bakım markalarının ve bunun dışında daha ticari olarak tanımlayabileceğim markaların distribüsyonunu gerçekleştiriyoruz. Aslında kariyerime moda sektöründe başladım ama bir şekilde hayat beni aile işini yönetmeye itti. Bu işi bir aile yadigarı olarak benimsemem sebebiyle ve beni ben yapan yetiştirilme tarzımı bu firmaya borçlu olduğum için emek vererek hakettiği yere getirmem gerektiğine inandım. Aslında sektörün içinde büyüdüm. Çocukluğumdan beri fuarlarda geçti tatillerim. İşin işleyişini bildiğimi sansam da, son 5 senedir öğrendiklerim paha biçilmez. Çünkü her gün kısıtlı imkanları en iyi şekilde değerlendirerek fark yaratmaya çalışıyoruz. Yaratıcı çözüm üretmek ve her kararı analiz ederek belli bir büyüme gösterdiğimize inanıyorum. Tabii günümüz ekonomisinde sonuç almak oldukça zor.

Sence bir kadının tarzı nasıl oturuyor?

Güzel bir soru; ben de aslında kendimi tam bu evrede hissediyorum. Tarzımı oturtmaya beş var gibi bir zamanlama. Kıyafetlerimi elden geçirip belli bir çizgide devam etme arzusundayım ama kıyafetler benim için birer obje. Herbirirnin farklı hikayesi var ve onları hikayelerini katlayarak uzun süre giymekten hoşlanıyorum. Bu sebeple uzun süredir sahip olduğum şeylerden ayrılmakta zorlanıyorum. Hiç giymiyor olsam bile. Bu sebeple stilin oturması bence en çok giydiğin ve kendini en iyi hissettiğin kıyafetlerin çizgisini koruyarak gerçekleşiyor.

Fakat sanırım hiçbir zaman ben sadece beyaz gömlek giyerim altına da ya kalem etek giyerim ya tayt gibi basit bir denklem oluşturamıyorum. Çünkü her sezon gördüklerim beni inanılmaz heyecanlandırıyor ve başka diyarlara götürüyor. Tarzın yaşla gelişimini kesinlikle deneyimlemek istiyorum. Şu an ben buyum demek için çok erken. Ben birçok şeyim demek için ise doğru zaman.

Kısa Kısa…

Cesaret? Risk alabilmek.

Moda? Tutku.

Kahvaltı? Badem unundan şekersiz kurabiye.

Seni yataktan en hızlı kaldırabilecek şarkı? Iggy Pop Nightclubbing.

Sıkılmadan tekrar tekrar okuyabileceğin kitap? The Prince – Machiavelli.

En sevdiğin söz? Ruh otoritedir. / Arthur Rimbaud