Güneş mi daha parlak Eftalya mı farkına varamıyoruz… Atların koşuştuğu ve gölette kuğuların süzüldüğü maceramıza Stan Smith’in sürdürülebilir yollarla üretilmiş, grafik dokunuşlarla mesajı olağandışı seviyede arttırılmış yeni serisi eşlik ediyor… Müziğe küçük yaşlarda başlayan, stüdyoda geçirdiği son ayların tatlı yorgunluğuyla tutkusunu bir adım daha öteye taşıyan Eftalya; olduğu insanın oluşumuna katkıda bulunan dönüm noktalarını ve sürdürülebilir modaya verdiği önem ile doğayla arasında olan içten iletişimi paylaşıyor.

Son zamanlarda seni ne heyecanlandırıyor?

Yaklaşık altı aydır stüdyoya kapanmış bir şekilde müzik üretiyorum . Benim için yeni şeyler deneyimlediğim çok dolu bir süreçti. Şu an ise ilk çıkacak şarkımın klibi için çalışıyorum.

Enstrümanıma ihanet etme fikri bir süre sonra bitti ve şarkı söyleyerek insanlara, kendime ulaşma yolcuğuna çıktım.

Rahatlığı nasıl tanımlarsın?

Kendime en güvendiğim zamanlar en rahat hissettiğim zamanlar. Yetersizlik duygusu beni daha agresif biri yapıyor. O yüzden güven duyduğum her ortam ve her an rahatlığın tanımı benim için. Tabi ki de zamanla her şeyin tanımı değişebilir benim için. Çünkü büyüyorum ve değişiyorum. Rahatlığın yanı sıra kullandığım ürünlerin doğa dostu olması da seçimlerimi belirleyen en önemli konulardan. Mümkün olduğunca geri dönüştürülebilen malzemelerden üretilmiş parçaları tercih ediyorum. adidas gibi büyük markaların bu anlamda ciddi taahhüdleri var, son dönemde Stan Smith kadar günlük hayatımın bir parçası olan ikonik bir ürünün bu anlayışla plastiklerden tasarlanmış olması gerçekten umut verici. Hepimizin doğaya karşı sorumluluğu var…

Kendini en mutlu hissettiğin yer?

Aile kavramı benim için önemli. Yani ailem gibi gördüğüm insanlarla birlikte müzik ürettiğim her yer kendimi en mutlu hissettiğim yer.

Nasıl bir tüketicisin?

Az tüketmeyi seviyorum. Her konuda… Kıyafetler konusunda seçici ve az almayı aldığım ürünün uzun vadeli kullanabileceğim ve kendimi rahat hissettiğim bir ürün olması çok önemli. Fazla tüketmek beni hep boğduğu için genellikle boşluklar oluşturup yenileriyle dolduran bir tüketiciyim.

Doğayla aran nasıl?

Ağaçlarla eskiden beri çok duygusal bir bağım var. Çıkmaza girdiğim anlarda beni oradan çıkaran etkileri oldu. İnsanlar bunun bir parçası değilmiş gibi yaşasa da çoğu zaman doğanın  her noktası birbiriyle bağlantılı. Ve bende buna dahilim yaptığım müzikte. O yüzden doğanın akışını içimdeki enerjinin parçası olarak görüyorum. Böyle bir bağımız var.

Tükettiğim her şeyin dönüşüp yeni bir amaca hizmet edebilmesi benim için önemli. Bu konuda kendimde başlattığım bu değişim küçük de olsa dikkate alınması gereken bir farkındalık. Moda dünyasının da son zamanlarda bu konuya karşı duyarlı olması beni çok sevindiriyor.

Sürdürülebilirlik ve moda arasındaki ilişki hakkında ne düşünüyorsun?

Son 3 yılda özellikle ekolojik sıkıntıları gündelik hayatımızda hissetmeye başladık. Küçükken bu çok uzak bir zamanda yaşanacakmış gibi gelirdi. Bu sene dengesiz hava koşulları normal alışkanlıklarımızı sorgulayıp değiştirmemiz gerektiğini düşündürdü. Öncelikle seri üretim tekstil bu sıkıntının en büyük sebeplerinden biri. Kıyafet üretimi sırasında üretilen atık yaşadığımız dünyaya zarar veren bir boyutta . O yüzden bu konuya daha duyarlı davrandığımı düşünüyorum. Sürdürülebilirlik de bu noktada devreye giriyor. Tükettiğim her şeyin dönüşüp yeni bir amaca hizmet edebilmesi benim için önemli. Bu konuda kendimde başlattığım bu değişim küçük de olsa dikkate alınması gereken bir farkındalık. Moda dünyasının da son zamanlarda bu konuya karşı duyarlı olması beni çok sevindiriyor.

Sokak modasının en ikonik sneakerlarından Stan Smith’in yeni sürdürülebilir ve grafik formuyla alakalı düşüncelerini alabilir miyiz?

Bence klasik görüntüsünü korurken aynı zamanda revize edilmiş bir tasarıma sahip. Sürdürülebilir yollarla üretilmiş olması artık bu farkındalığın arttığının kanıtı niteliğinde. Görüntüsü ve üretim şekliyle kalbimi çaldı diyebilirim. 

Röportaj Sıla Demiral
Fotoğraf & Video Mesut Yazıcı
Styling Aras Kılıç