Zoe Lee’yi keşfettiğimizde Paris, Marais’de küçük tatlı bir butiğin önünden geçiyorduk. Gözümü alansa 70’ler tarzında stilize edilmiş rock temalı kabartmalı metalik mavi botlardı. Zoe, Londra’dan olmasına rağmen tipik bir Paris’li görünümüyle, hemen dikkatimi çeken doğal bir tarza sahip. İşte Zoe Lee….

Moda endüstrisinde ilk girişiniz nasıl oldu? Manolo Blahnik, Alexander McQueen, Vivienne Westwood…
Çok çalışarak… Ama sanırım genç olduğum ve modayı çok sevdiğim için pek de fark etmedim… Londra’da 90’ların sonu moda için hayli heyecanlı bir zamandı. Çalıştığım değişik yerlerden çok şey öğrendim. Aslında kötü hiç bir şey yoktu… Sonuçta her şey işe yarar oldu.

Westwood’da nasıl başladınız? En hatırda kalır anı?
St Martins’daki ilk yılımda her öğrencinin bir son yıl öğrencisine yardım etmesi üzerine bir sistem vardı. Ben Jenna isimli çok iyi bir kıza yardım ediyordum. Jenna ayakkabı MA kursu yapmak için RCA’ye ve ardından mezuniyet için Westwood’a gitti. O Westwood’dan çıkarken ben ayakkabı MA’den mezun oluyordum. Bir moda şovunda Jenna ile karşılaştım ve bana Westwod’da yakın zamanda bir eleman açığı olacağını söyledi. Başvurdum, görüşmeye gittim ve RCA’den mezun olmadan önce orada biraz çalıştım. Oldukça şanslıydım. St Martins ve RCA eğitim de tanışabileceğiniz insan çevreleri açısında da iyiydi.

Halen modayı heyecan verici buluyor musunuz? Sizin için değişen bir şeyler var mı?
Farklı bir yönden heyecan verici. Eskiden olduğu kadar içinde değilim ama çok değiştiğini düşünüyorum. Düşündüğümden çok daha ticari bir endüstri oldu. Kendi işiniz olunca daha büyük bir gıda zinciri görüyorsunuz ve dürüst olmak gerekirse o zincirde olmaması gereken çok fazla insan var. Bu insanlara ödeme yapma zorunluluğu bu endüstriyi kötü yönde değiştiriyor. Raflara sürekli yeni ürünler koymak için yaratıcılık sulandırılıyor ve inceltiliyor… Tam fiyat satış için daha fazla imkan var. İnsanlar yeni ürünlere ihtiyaç duymayacak ve umarım bu kadar sık istemeyi bırakacak… Bence bir koleksiyondan belli bir süre boyunca zevk alabilmek gerekli. Bu, moda anıları yaratıyor. Atma kültürü hiç bir zaman lüks endüstrisi için olmamıştı ama şimdi bir çok markayı ele geçirmiş durumda… Bu nedenle gerçek modanın eskiden olduğu kadar heyecanlı olduğunu düşünmüyorum ama belki de moda işletmeleri çok heyecanlı bir zaman yaşıyor…

Tasarım süreciniz nasıl? Günleriniz nasıl geçiyor?
Başlangıç noktam her zaman deri ve topladığım malzemeler. Koleksiyonlar için yerler/insanlar/deneyimler/sohbetler gibi bir çok şeyden fikir ediniyorum. Her şeyi çok ciddiye almıyorum ve bir şey olmuyorsa ona kafamı takmıyorum. Kafayı fazla yormamak lazım… Bazen bazı şeyler geri geliyor ve kendimi üzerine 2., 3.,4. kez çalıştıktan sonra hayata geçirebilirken buluyorum… Bazı şeyler ortaya çıkmadan önce uzun uzun pişiyor. Mağaza ile müşterilerimi de tanıyorum, bu bir danışman olarak hiç bir zaman yapmadığım ama şimdi hep akılda tuttuğum bir faktör…

Ayakkabılarınız için seçtiğiniz tekstil malzemeleri eşsiz {bize biraz bundan bahseder misiniz?}
Malzemeler oldukça normal. Sadece sıradışı malzemeler kullanmak yerine sıradışı kombinasyonlar yaparak yeni bağlamlar yaratmayı seviyorum… Hikaye kombinasyonlarda…