Dünyamız geri dönülmez bir yolda yokuş aşağı gidiyor ve bunun en büyük sorumluları bizleriz.  İklim bilimciler uzun bir süredir bu konuda uyarılarını  yapıyor olsa da harekete geçip sorumluluk almak konusunda biraz geç kalmış durumdayız. Şu an olduğumuz durumda ise üzerimize düşenleri yapmak zorundayız. 

Küçük adımlarla ya da kökten yaşam tarzımızı değiştirerek bir yerden başlamak zorundayız. Bireysel yaptığımız her eylem çok değerli ve sürece katkısı var. Ancak sürecin değişmesi için daha büyük eylem planlarına ihtiyacımız olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Aktivistler uzun bir süredir büyük şirketlerin ve hükümetlerin dikkatini bu konuya çekip bir şeyler yapmaları için uyarıyorlar. Bir de çok daha eyleme dayalı hareket eden aktivistler var. 

Geçtiğimiz günlerde sık sık galeri ve müzelerdeki ünlü tabloların üzerinden yapılan eylemler hakkında tartışmalı bir durumun içindeyiz. “Daha değerli olan sanat mı yoksa yaşam mı?” “Kaç tane Van Gogh eseri bir Dünya’ya eşittir?” gibi sorular kafa karıştırıyor. 

14 Ekim’de üzerlerinde “Just Stop Oil” yazılı tişörtler ile iki konserve domates çorbasını Van Gogh’un ünlü tablosu Sunflowers’ın üzerine döken genç aktivistler sonrasında diz çöküp ellerini duvara yapıştırdı. Çoğumuz bunu ilk görüşte aktivistlikten öte saygısızlık hatta vandallık olarak yorumladık. Ardından 23 Ekim’de çok benzer bir şekilde iki iklim aktivisti bu seferde Monet’nin ünlü tablosu Grainstacks’e patates püresi fırlattı. Hareketleri çokça eleştirildi, paha biçilemez tablolara patates püresi ve çorba fırlatılınca dünya gerçekten kazanacak mı ? 

Ama bir kısmımıza bu noktada bir kulak verip dinlemeli miyiz acaba dedirtmeyi başardılar. İstedikleri tam da buydu. Sessiz kalmaktansa seslerini bir şekilde çıkarmalıydılar. Büyük bir yıkıma gün be gün yaklaşırken, aktivizm aslında hiç bu kadar önemli olmamıştı. Eğer toplumun fosil yakıtların dünyamızı öldürdüğünü hatırlaması için tablolara patates püresi ya da çorba atılması gerekiyorsa yapılması gerekiyordu. Ses getirebilmek ve dikkat çekmek için seçtikleri yol için sorduğumuz sorular doğru mu yanlış mı değil de , amacına ulaştı mı ulaşmadı mı olmalı. Gerçekten de iklim krizine, bir sanat eserinin üzerine dökülen domates çorbası kadar bile önem vermediğimizi anlatabildiler mi bize, yoksa sadece müzelerin güvenlik görevlilerine korku mu saldılar?