Sevgilinizle olan ilişkinizin resmini çizmek isteseydiniz, nereden başlardınız? Bu mutlu bir tablo mu olurdu, mutsuz mu? Gino Rubert modern çiftlerin başına gelebilecek her türlü senaryoları tuvallerinde yeniden hayal ediyor. Onun erkekleri ve kadınları hassas, fakat kendi başlarına çok güçlü. Lütfen olayı çözmüş bu adamla sizi tanıştırmama izin verin!

Bize biraz sanat hayatınıza nasıl başladığınızı anlatabilir misiniz?

Ben çizime çok zaman harcayan bir çocuktum… Çizim benim küçük bir sırrım, kuralların gevşek olduğu kendi dünyamdı… Sonradan gençliğimde bir süre müzik ve piyano çalmaya taktım kafamı. Bir noktada piyano mu fırça mı, seçmem gerekiyordu. Sanat öğrenciliğimin ilk yıllarında gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya odaklanırken, kullandığım dil yavaş yavaş hayal edilen gerçekliğe odaklanır oldu.

İşleriniz modern romantik ilişkileri ele alıyor. Kişisel hayatınızın bu temayla ilgilenmenizde bir etkisi olmuş mudur?

Muhtemelen… Yalnızlığa zaman zaman ihtiyacım olsa da, kendimi sadece uzun ve duygusal ilişkilerin getirdiği şeylere ihtiyacı olan sosyal biri olarak görüyorum.

Modern ilişkilerin “yeni erkek ve yeni kadın”ını nasıl tanımlarsınız? Öne çıkarmak istediğiniz yeni dinamikler neler?

İşlerim konseptler yada fikirlerden çok sezgi ve formlar üstüne; yani, burada bir şekilde duygusal bir dünya ve dinamiklerine odağım olduğunu kabul etsem de, özellikle öne çıkarmaya çalıştığım bir şey değil. Kadınları ve erkekleri aynı derecede duygusal ve sezgileri açık bir şekilde resmetmekten, aynı zamanda da dürüst ve absürt olarak göstermekten hoşlanıyorum.

Anlatılarınız nasıl ortaya çıkıyor? Kendinizi başka çiftleri gözlemlerken bulduğunuz oluyor mu?

Pek değil. İşlerimdeki anlatılar tuvalime insanları yerleştirdiğimde, eğlenceli bir süreç sonunda doğuyor. Kendi aralarındaki kimya ve biraz da benim senaryo yönetmenliğimle ortaya önceden karar verip çizemeyeceğim formda ve tatta bir tablo çıkıyor.

Modern zamanların “ideal çift”i sizce kim?

Birbirlerine bağlı olmayan ve sadece istek, empati ve saygı sayesinde beraber olanlar.

Gaugin, Kahlo, Dali… Sanat tarihinin üretim sürecinizdeki yeri nedir?

Yaratıcılık, bilgiden çok içgüdü ile ilerlediği için sanat tarihi ve Fra Angelico, Kahlo, veya Picasso gibi isimlerin başarıları bana her zaman yaptığımız işe tamamımızı vermenin ihtiyacı ve önemini hatırlatanlar olmuştur.

Kullandığınız figürsel dil işlerinizin sürreal özelliğini nasıl arttırıyor?

Aklıma soyut sürreal işler gelmiyor… Sürrealizm, gerçekliği özellikle dil ve kodlarını eğerek, genişleterek ve evrilterek aşıyor!

İşlerinizin estetiği resim, kolaj ve fotoğraf arasındaki bir alanda. Aralarında keşfetmeyi bir diğerinden çok sevdiğiniz bir alan var mı?

Temiz, merak uyandıran ve şairane bir estetik yakalamak adına değişik teknikleri keşfetmekten kesinlikle keyif alıyorum. Demek istediğim, basit ve kolay görünen ama aslında komplike ve değişik malzeme ve dokulardan oluşan bir tablo çıkarmak benim daha çok ilgimi çekiyor.

the pursuit of a clean, intriguing, and poetic image. By this I mean that I am interested in images that look simple and easy, though built by complex and multiple different materials or textures.

Ütopik bir dünyanın temsili gerçeklik anlayışımızı nasıl etkiler?

Kayda değer sonuçlar alabilmek için aslında bir nevi mükemmel bir fikri fikri hedef almak gerekiyor, ki öyle bir şey yok. Holderlin’in “İnsan hayal ettiğinde tanrılaşır” sözüne katılıyorum.

Sizin için ironinin gücü nedir?

İroni, aynı zamanda hem en güçlü hem de en narin şeydir. Mizah ve acı arasında yarattığı çizgi çok incedir. Alaycılığın alınma ve aptallıktan gelen zayıf bir doğuşla, ironinin ise hassasiyet ve aklın bir arada çalışmasıyla ortaya çıktığını söyleyebilirim.

İlişkilerimizde değiştirebileceğiniz bir kural olsa, bu ne olurdu?

Çiftimizden çok şey beklememeyi deneyelim, bize ihtiyaç duymamaları için onlara izin verelim!