Pilevneli’deki “Caspar David Friedrich Nietzsche Guevara” adlı sergisinde insani eylemi araştıran Tarık Töre, eserlerinde de duygu akıl ve eylem ekseninde gelişen faaliyetlerimizi anlamsızlaştırarak bir bağlama oturtmaya niyet ediyor. Hem sergisi hem de sanatçı kimliği üzerine yaptığımız sohbette Tarık’ı ve eserlerinin ardındaki bakış açısını daha yakından tanıma fırsatı bulduk.

Sanatla ilişkin nasıl gelişti? Üretmeye nasıl başladın?

Sanırım müziğin büyük etkisi oldu. O zamanlar dinlediğim grupların albüm kapakları, tarzları gibi şeyler ilgimi çekiyordu. Liseden sonrada güzel sanatlara devam etmeye karar verdim.

Müzikle de ilgilendiğini biliyoruz, bu iki alan birbirlerini ve üretimlerini hangi noktalarda besliyor?

İkisi de ifadenin farklı biçimleri fakat özellikle punk, lo-fi gibi akımların için kendin yap kültürü (DIY) oldukça etkin. Büyük ölçüde görsel bir dili taşıyan bir bölge. Kendi kültürünü sanattan aldığını söyleyebilirim. İlk başlarda bunun etkisi çok oldu.

Yaratıcılığının özü nereden geliyor?

Tam olarak cevap veremem sanırım ama iletişim ve kendini tanıma olabilir.

Kendi sanat dilini bize nasıl anlatırsın?

Güncel sanatın şu an en büyük avantajı ve dezavantajının özgürlüğü olduğunu düşünüyorum. Alanın bu kadar geniş olmasını nasıl kendime uyarlayabilirim derken küçük parçalı maximalist bir üretime doğru ilerledim. Yani kendime konu, biçim, anlatı gibi unsurların bir engel olmasını önlemek için yapıyı yeniden uyarlamaya çalıştım. Bu da zaman içinde özgün bir dile dönüşüyor olabilir. Asıl amaç istediğimi aktarmaktı. 

Kelimelerin birbiri içine geçmesi de birbirinden bağımsız şeylerin yeni bir anlam koymasına işaret ediyor. Buradan hareketle eserlerdeki çoklu figür yapısını ele alıyorum. 

İlhamı nasıl tanımlarsın? Eserlerinde ilham nerede konumlanıyor?

Kısaca duygular…Duyguyu görselleştirebileceğim bir fikir bulduğumda kolayca ortaya çıkıyor.

Pilevneli’ deki serginden biraz bahsedebilir misin? 

İnsanın nasıl harekete geçirdiğinin bir tür deneyi oldu. Her zaman bir duygu durumundaki bu parçalı yapıya göre değişen eylemi düşünmüşümdür. Tereddüt etmeden hareket etmekteki ilk kaynak nedir?Çok figürlü eserler serisine ilk başladığımda bu kısıtlamayı kaldırmak gibi bir amacım vardı. Şimdi de devamındaki konulara odaklandım. Sergi genel olarak bakış açısının nasıl yansıdığıyla da ilgili diyebilirim.

Serginin adı “Caspar David Friedrich Nietzsche Guevara”, bu figürleri eserlerin ile nasıl ilişkilendirdin?

Caspar David Friedrich Nietzsche Guevara’yı açıklarsam rahatça karikatürize diyebiliriz. Bu başlıktaki 3 ikonik figürü, insanın ana hareket noktalarını temsil eden semboller olarak düşündüm. Caspar David duygu, Nietzsche akıl, Che ise eylemi temsil ediyor. Herhangi bir konuyla ilgili öznel bakış açısıyla bir fikir sunmadan önce iddianın kendinin karikatür haline dönüşmemesi adına meseleyi ilk olarak bozmak ve anlamsız hale getirmenin hem fikir üretirken ki kısmında hem de paylaşım aşamasında konuyu derinlemesine ele almak adına faydalı olduğunu düşünüyorum. Yani önce bir sallayıp anlamsız hale getirmek devamında büyük bir özgürlük katıyor. Kelimelerin birbiri içine geçmesi de birbirinden bağımsız şeylerin yeni bir anlam koymasına işaret ediyor. Buradan hareketle eserlerdeki çoklu figür yapısını ele alıyorum. Birbirinden bağımsız parçaların tek bir context içinde kendi kendilerine nasıl bir anlatı oluşturduğunu görmek benim için ilgi çekici oluyor.

Bu sergide multidisipliner işlerini de görüyoruz, özellikle “Human Nature” ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekiyor.  Eserin çıkış noktası ve aldığın tepkilerden bahsedebilir misin?

İnsan doğası eserinde, ateşin bulunması ve dans ve müzik teması var. Para ile çalışması ise ufak bir bedel ödeme tasviri. Resimlerdeki primitif anlatıya destek olan bir fikir bana göre. Çıkış kaynağı ise bilginin insana getirdiği ağırlık ve kafa karışıklığı. Ateşi keşfetmek, insanın kendinin farkına varması karşılığındaki eylemlerinin bir karşılığı.

Photography by Ecem Tungaz