Bir neslin nostalji hissiyatını bir nebze olsun giderebilen dizinin gerek 80’ler atmosferini yaşatması gerekse küçük çocuklardan oluşan karakterleri kendimizle özdeşleştirme hissiyle verdiği haz, üç senelik araya rağmen devam ediyor. Peki, dizinin bu denli tutmasının nedeni ne?

2019’daki 3.sezonun ilk dört günü izleyici sayısının 40 milyona ulaşması, başta çocuk dizisi olarak görülen önyargılara maruz kalan Stranger Things’in verdiği en büyük cevap. 2016’da çıkan ilk sezonunun ardından 27 Mayıs Cuma günü hikayesine devam edecek olan dizi başta gerilim olarak izleyiciyi çekse de zamanla komedi unsurlarını barındırmaya başladı. 5.sezonu final olacak şekilde onay alan dizinin kalıcı popülaritesine katkıda bulunan bazı etmenleri incelemekte fayda var. 

Nostalji 

Yönetmenlerin deyişiyle Stranger Things, ”80’lere yazılmış bir aşk mektubu”. Özellikle 40’ına merdiven dayamışları 1980’lerdeki olay örgüsü ve ilgili referanslarla çok kolay bünyesine çekiyor. Back to the Future, Terminatör, Hayalet Avcıları, E.T. ve daha fazlasına yapılan göndermeleri fark etmek mümkün. 80’lerin havası filmlerden daha fazlası çünkü Lucas’ın bir kutu New Coke içmesi veya Steve’in saçına Farrah Fawcett spreyi kullanması gibi küçük ayrıntılar mevcut. Dizide Winona Ryder ve Sean Astin gibi 80’ler yıldızlarının yer alması ise cabası. 

Stephen King Esintileri

Dizi, her ne kadar 80 filmlerinden ilham alsa da IT’in yazarı Stephen King esintileri ağır basıyor. Stephen King, hikaye anlatma hüneriyle ve günümüz kültüründe önemli bir iz bırakmasıyla tanınıyor. Stranger Things, Stephen King kaleminden çıkmış gibi. Nitekim küçük bir kasabada yaşayan çocukların direnci, kötü güçlerin sahip olduğu sorunlu karakterler ve iyi ile kötü arasındaki çatışma yazarın kalemine çok benziyor.

Karakter Gelişimi

Seyircinin bir diziye duygusal olarak bağlanmasını sağlamak için dizideki karakterlerin durağan olmaması önemli. Gerçek hayatta olduğu gibi, seyirci gerçek hayattaki karakterlerin de evrim geçirmesini ve durumlara uyum sağlamasını bekler ve Stranger Things’in yaptığı da tam olarak bu. Ekran önünde büyüyen çocuk karakterlerin yanı sıra birçok duyguyu yaşatması da izleyiciyi çekiyor. Rollercoaster etkisiyle dizi; endişe, sempati veya keder olsun, güçlü bir duygusal tepki uyandıran birçok bölüme sahip.

Mizah ve Gerilim 

İlk sezonda çok hissedilmese de Stranger Things bir komedi değil, seyirciyi güldürmekte hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Oldukça geren bilim kurgumsu hatta yer yer korkutan hikayesiyle durumu biraz daha hafifletmek için ara sıra ince bir mizah izleyiciye iyi geliyor. 

Oyuncu Seçimi 

Gerçek nostalji, oyuncu kadrosunda da temsil ediliyor. Millie Bobby Brown ve David Harbour’ın beğenileri en çok dikkati çekme eğiliminde olsa da Winona Ryder, en önemli oyuncu seçimi kararı. Uzun süre sonra oyunculuğa geri dönen efsane oyuncu dışında çocuk oyuncular dizinin başarısındaki en büyük nedenlerden. IT’ten aşina oluğumuz Finn Wolfhard, Noah Schnapp ve Gaten Matarazzo ile cast; yıllardır çok rastlamadığımız çocuk oyuncu seçimiyle dikkatleri üzerine topluyor. 

Bilim kurgu ve gizem sevenleri sarabilecek, “geek”ler için tonla gönderme yapan ve fark ettikçe gülümseten dizi, nostalji havasında boğmadan 4.sezonunu merakla bekletiyor. 27 Mayıs ve 1 Temmuz olmak üzere iki kısımda yayınlanacak yeni sezonla Stranger Things, Netflix’in en konuşulan yapımlarından biri.