Önünden yüzlerce kez geçtiğimiz ya da geçmesek de internette muhakkak maruz kaldığımız tarihi yapıları ve doğal güzellikleri takdir etmeyi unutuyoruz. Onları bir başka görmemizi sağlayan bazen de düşündüren çizimleriyle Robin Yayla yeni neslin öne çıkan isimlerinden. Türkiye’yi tanıtan ve sevdiren çizimlerinin amacı insanlarda tebessüm oluşturabilmek. 

Her gün önünden geçtiğimiz tarihi yapıları illüstrasyonla birleştirme fikri nasıl aklına geldi? Bu konuda ilham aldığın biri var mıydı?

Mimari yapılara her zaman ilgi duydum. Tarihi yapıların bulundukları şehirlerin karakter ve kimliğini
oluşturduğuna inanıyorum. Özellikle Milano’ya taşındıktan sonra sık sık Avrupa’nın diğer
şehirlerine seyahat edip oraların tarihi yapılarını merak eder ve incelerdim. Onlara farklı bir şekilde
dikkat çekmek ve insanların karşısına bambaşka şekillerde çıkarmak amacıyla bu illüstrasyonları
yapma fikrini buldum. Bir süre sonra her gün önünden geçtiğimiz mimari yapıları artık görmez
oluyoruz ve bizim için sıradanlaşıyorlar. Ben yaptığım illüstrasyonlarla, insanların o mimari yapılara
karşı olan algılarıyla oynamayı ve onları şaşırtarak dikkat çekmeyi amaçladım.

Gezmek, yeni yerler görmek senin için ne kadar önemli? Dünyanın farklı yerlerine gitmeseydin yine seni illüstrasyonlarınla tanıyabilir miydik?

Açıkçası gezip yeni yerler görmeseydim muhtemelen şu anda beni tanımıyor olurdunuz ve biz bu
röportajı yapmıyor olurduk. Gezip yeni yerler görerek ufkumu ve hayal gücümü genişlettim. Yeni
yerler keşfederken aslında gizliden gizliye kendimi de keşfetmiş oldum. Bunun sonucunda kendi
tarzımı ve dilimi buldum.

Dünyaca ünlü bir yapıyı gördüğünde otomatik olarak mimari ve tarihi güzelliğini göz ardı edip “Bunu nasıl yorumlayabilirim?” diye mi düşünüyorsun?

Dünyaca ünlü bir yapı gördüğümde, o mimari yapı benim gözümde artık mimari yapı olmaktan çıkıyor ve eserlerimi üretmem konusunda bir araca dönüşüyor. Benim için grafik bir lekeye dönüşüyor yani. Bir yapıya veya herhangi bir şeye baktığımda istemsizce ve refleks olarak onu yeniden yorumlayacağım fikirleri görüyorum. Daha sonrasında onu kendi hayal gücümle harmanlayıp insanların karşısına çıkarıyorum.

Türkiye’yi eserlerinle iyi tanıttığını düşünüyor musun ya da bu amaçlarından biri miydi? 

Yurt dışında tanıştığım kişilerin Türkiye’ye olan algılarından rahatsız olduğum için bir noktadan sonra Türkiye’nin tarihi yapılarıyla ve doğal güzellikleriyle ilgili çalışmalar yapmaya karar verdim. Bunu başarılı bir şekilde de yaptığımı düşünüyorum.

Gündemdeki bazı olayları eleştirip çizimlerine yansıtıyorsun. Amacın insanları güldürmek mi mesaj vermek mi?

Güldürürken bir yandan da düşündürmek aslında. Çalışmaları yaparken en temel amacım insanların yüzünde tebessüm bırakmak. Herkesin gergin ve stresli olduğu bu günlerde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeyin gülmek olduğuna inanıyorum. Bunun yanında kimi zaman toplumsal olaylara da değinmeden geçemiyorum. Eleştirmek istediğim bir olayı kendi tarzımla insanlara gösteriyorum.

Özgün olmak sence ne demek? İlhamını ya da yaratıcılığını kaybetmekten korkuyor musun? 

Özgünlük bana göre eşsiz olmaktır. İşlerimi üretirken en çok önem verdiğim unsurdur özgünlük.
Çok basit gibi gözüken ancak düşünmesi zor, özgün fikirler bulmaya gayret ediyorum. İlhamımı kaybetmekten korkmuyorum. Aslında ilhama da çok inanmıyorum. İlhamın arkasında yatan şey çok çalışmaktır. Çok çalışmanın meyvesi olarak bu fikirleri buluyorum. Dönem dönem inişler ve çıkışlar olabiliyor doğal olarak. Ancak yaptığım işin doğası gereği, bunu kabul ederek ilerliyorum ve istikrarlı bir şekilde çalışmalarımı üretmeye özen gösteriyorum. Düzenli çalıştığım, araştırma yaptığım, keşfetme ve öğrenme merakımın azalmadığı sürece yaratıcılığımın ve ilhamımın kaybolacağını düşünmüyorum.

Birçok insan seni ve eğlenceli çizimlerini sosyal medya aracılığıyla tanıdı. Sosyal medya senin için ne ifade ediyor?

Sosyal medya benim gözümde bir köprüdür. Yaptığım çalışmaları insanlara ulaştırabildiğim bir
köprü. Sosyal medya benim gibi yaptığı çalışmaları insanlara ulaştırmak isteyen herkes için çok
büyük bir avantajdır. Yayınladığım bir çalışmayı Hindistan’dan, Brezilya’ya kadar bir çok insan
görebiliyor ve takip edebiliyorsa, bunun en temel nedeni sosyal medyadır. O nedenle günümüzde
yaptığımız bir şeyi insanlara ulaştırmamız geçmişten çok daha kolay. Bunu avantaja çevirebilmek
de bizim elimizde.

NFT konusuna hakim bir sanatçısın. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

NFT, sanatın çağımıza ayak uydurmasını ve organik bir şekilde dönüşümünü sağlayan bir yazılımdır bence. İletişim biçimimiz sürekli değişiyor. Mağara devrinde nasıl ki insanlar duvarlara resimler yaparak iletişim kurdularsa, sonraki yıllarda kağıtlar, taşlar, heykeller sayesinde iletişim kurdular. Sonrasında ise matbaanın bulunmasıyla resimleri çoğaltarak insanlara ulaştırdılar. Şimdi de NFT teknolojisi sayesinde bu süreç dijitale aktarıldı ve yapmış olduğumuz bir çalışmayı dünyanın bir diğer ucundaki koleksiyonere ulaştırmamız mümkün hale geldi. Aslında en temelde NFT yazılımı sayesinde yaptığımız dijital çalışmanın bir kimliği oluyor ve o artık eşsiz hale dönüşüyor. Kopyaları olabilir ancak sadece NFT’ye dönüştürülen eser orijinal hale geliyor.